Ordu
DOLAR18.6349
EURO19.5075
ALTIN1052.9
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

reader

Muhalefet olmadan asla…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa çıkışı tartışmaları beraberinde getirdi.

Halk, pahalılık, geçim kaygısı, işsizlik ve COVİD-19 ile boğuşurken, Erdoğan’ın önerisi muhalefet tarafından gündem değiştirmek olarak değerlendirildi.

12 Eylül cuntasının özgürlüklerle dolu 1961 Anayasa’sını kaldırıp yerine inşa ettiği 1982 Anayasa’sının topluma dar geldiği, demokratik taleplere ve gereksinimlere yanıt vermediği yaşanan süreçte açıkça görüldü. Demokratik talepleri baskılayan, ifade ve düşünce özgürlüğünün önüne set çeken yürürlükteki anayasada ihtiyaçlar doğrultusunda 17 kez değişiklik gerçekleştirildi. Ne var ki çeşitli düzenlemelere karşın istenilen düzeye bir türlü ulaşamadı.

Hukuk ve bilim insanları, yeni anayasaya ivedi gereksinim olduğunu sürekli açıklıyor. Yapılan değişiklikler, bir anlamda eklenen yamalara rağmen mevcudu  artık dikiş tutmuyor. Bu yönüyle bakıldığında demokratik kurallarla örülmüş,  düşünce ve ifade özgürlüğünü teminat altına alacak, toplumun soluklanmasını sağlayacak, demokrasi çıtasını yükseltecek  yeni anayasaya gereksinim olduğu su götürmez gerçek.

Zaman zaman gerek siyaset adamlarından gerekse hukuk çevrelerinden buna ilişkin açıklamalar yapılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da sık sık bu yönde çağrılarda bulunuyor. Ancak, siyasi partiler arasında uzlaşma sağlanamadığından çağrıların ve önerilerin ayağı havada kalıyor. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti Cumhurbaşkanı’nın son çıkışını, ekonomik çıkmazla boğuşan ülke gündemini değiştirmeye yönelik olduğunu savundu.

Anayasalar ülkelerin siyasi tapularıdır, herkesin ortak değeri, yurttaşlık bağının temelidir. Onun için yeni anayasanın siyasetin ve toplumun uzlaşısı ile hayata geçirilmesi gerekiyor. Erdoğan’ın önerisine temkinli yaklaşan muhalefet partilerinin birinci koşulu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden vazgeçilerek, güçlendirilmiş parlamenter sisteme yeniden dönülmesi. Ancak, muhalefetin bu şartına Cumhur İttifakı’nın ortağı AKP ve MHP şiddetle karşı çıktı. Erdoğan ve Devlet Bahçeli, mevcut sistemin sürdürülerek yeni bir anayasanın yapılması gerektiğini açıkladı. MHP lideri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kökleşmesi gerektiğini, ilk 4 maddeden ödün vermeyeceklerinin altını çizerek duyurdu. Kırmızı çizgi olarak ilan edilen  maddeler; devletin şekli, cumhuriyetin nitelikleri ve devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı ve ulusal marşı. Bu maddelere hiç kimsenin itirazı olamaz zaten.

Yani, yeni anayasa için muhalefet Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kaldırılarak parlamenter sisteme dönülmesini, Cumhur İttifakı ise mevcut sistemin kalmasını şart koşuyor. Bu tablo karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önerisinde uzlaşma sağlanması olası görünmüyor.

600 milletvekilli TBMM’de yeni anayasanın kabul edilip hemen yürürlüğe  girmesi için 400, referanduma götürülebilmesi için de 360 “evet” oyu gerekiyor. Oysa, AKP ve MHP’nin toplan vekil sayısı 337 . Bırakın yeni anayasanın Meclis’te doğrudan geçebilmesini, halkın oyuna sunulabilmesi için de siyasi iradenin   “evet” oyları yetmiyor. Muhalefetin desteği olmadan şu aşamada yeni anayasa zor görünüyor.  Siyasi partiler arasında uzlaşma sağlanamazsa yeni anayasa başka bahara kalacak.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar