Ordu
DOLAR13.4726
EURO15.2894
ALTIN793.59
H. Naim GÜNEY

H. Naim GÜNEY

Mail: [email protected]

reader

MUSABAŞOĞLU İSMET ABİYİ DE YİTİRDİK

İsmet Baş abimizi de maalesef kaybettik. O gerçekten hepimiz için büyük kayıptır. İsmet Baş şahsına münhasır, seviyeli düzgün mükemmel biriydi. Onun gibi insanların sayısı çok azaldı. Aileye ve yakınlarına sabır diliyorum…2018 yılında İsmet abiyle bürosunda uzunca bir sohbet yapmak fırsatını elde etmiştim. Kendisi hafızası çok kuvvetli, bilgili, hayat ve tecrübe dolu bir insandı. Babası Musabaşoğlu Ali beyin hayatını öğrenmek için yanına gitmiştim. O da bana mükemmel bir şekilde detaylarıyla anlattı. İsmet Baş’ın babası Musabaşoğlu Ali Ağa, birkaç evlilik yapmıştı… Son evliliğinden olan erkek çocukları ise Rüştü, İsmet ve Selahattin Baş idi.

Yine Bilal Köyden Güzelordu Gazetesinde “Ordu’da portakal üretiminin piri Musabaşoğlu Ali Ağadır” diye hakkında çeşitli yazılar yazmıştır. Çünkü Ordu’da ilk narenciye bahçesini kuran Musabaşoğlu Ali Efendi, emeklerinin karşılığı olan portakal meyvesini de almayı başarmış ve sonunda dükkânında satışa çıkartmıştı. Musabaşoğlu Ali Ağa, oğlu İsmet’e çivi sandığının içine doldurduğu portakalları 5 tanesini 5 kuruşa sattırmış, zamanın Başbakanı İsmet İnönü’ye de kendi ürettiği portakalları kasayla hediye etmiş, üretime inanan müteşebbis bir insandı...  Birden İsmet abiyle yaptığımız o nostalji dolu sohbette kah heyecanla kah duygulanarak anlattığı maceralı yayla yolculukları, yol yapmak için babası ile verdiği mücadeleler gözümün önünden birer film şeridi gibi geçti gitti… 

Oğlu İsmet Baş’ın anlattıklarına göre,  Bayadı-Esenyurt köyleri arasında Melet ırmağı üzerinde bir süre Musabaşoğlu Ali Ağa da hayvan ve insan taşınan sallarda kelekçilik işi bile yapmıştı. Irmaklarda çok su olduğu zaman ceviz ağaçlarına bağlanan kalın halat tellerle ahşap kayıklar çekilir, hayvanlar, insanlar karşıdan karşıya bu şekilde geçerlerdi.

Bayadı köyünde Melet ırmağı üzerine ilk ahşap köprü yapıldığında, Musabaşoğlu Ali Ağa, Kabaktepe dere içindeki arazisinde yüzlerce kestane ve karaağacı hayrına bağışlamıştı. Halkta bu uzun ağaçları köprüye kadar sırtta çekerek yardım etmişlerdi. İlk köprü imece usulü yapılmıştı, ama bu köprü fazla yaşamamıştı, büyük bir selde köprü eğilmişti. Jandarma bu eğik köprüden araç geçirmiyordu, ama Musabaşoğlu Ali ağanın gözü pek oğlu İsmet Baş, Ford kamyonu ile bu eğik köprüden binbir tehlikeyle geçerdi. İsmet Baş, bu eğik köprüden kamyonunu geçebilmesi için aynasını ve ayna kollarını sökmüştü.

 Bir gün bir sel bu eğik köprüyü de yıkmıştı. İkinci köprü yine aynı yerde yapılmaya başlanmıştı. Musabaşoğlu Ali Ağa ve oğlu İsmet Baş bu ikinci yapılan köprüye de kamyonları ile çok malzeme taşımışlardı. İkinci köprüde iki sene sonra ayağın altı oyulunca bir süre sonra o da yıkılmıştı. Üçüncü betonarme köprü yapılana kadar o yıkılan köprüde demir ayaklarla tamir edilmiş ve araç geçişleri bu şekilde idareten sürmüştü.

Musabaşoğlu Ali Efendi, zamanın Ordu Valisi ile Çambaşı yolunun Kabadüz arasının iyileştirmesi için gidip, görüşmüş.  Kabadüz Esenyurt, Bayadı arasında kalan kesim karda, yağmurda çok çamur ve bataklık olurmuş. İnsanların ayaklarındaki çarıklar, çamurda yapışıp, ayağından çıkarmış. Bu yüzden yolda yapılması gereken çalışmalar için Musabaşoğlu Ali Ağa ile arkadaşları kolları sıvamışlardı. Kabadüz Esenyurt arasındaki rampaların ve virajların kaldırılması için Musabaşoğlu Ali Ağa, kendi cebinden, kazma, kürek, balyoz satın almış, ameleler tutmuş.

Musabaşaoğlu Ali Ağa, önce Melet ırmağına inerken rampayı azaltacak olan yeni yol güzergâhına arazi sahipleri karşı çıkmışlar. Yol yapımına olan karşı çıkmalara rağmen Musabaşoğlu Ali Ağa, kimseyi dinlememiş,  kazma kürekli işçilerle beraber,  yolun güzergâhını değiştirmişti. İnsanlar daha sonra bu yapılan yeni yoldan rahat biçimde uzun seneler geçmeye başlayınca ona dua etmişlerdi.

Yine Çambaşı yolunun açılmasına engel olan Bıyıklıoğlu diye bir kişi vardı.  Kabadüz ile Melet ırmağı arasında tarlasından yol açılmasına müsaade etmeyen Bıyıklıoğlu kendi arazisinden vasıtalara yol vermediği için yaylaya giden vasıtalar, Köroğlu tepesi sırtlarından gidiyor, rampalar, virajlarda vasıtalar çok sıkıntı çekiyorlardı. Bir gün Bıyıkoğlu çok hastalanmıştı. Yakınları Musabaşoğlu İsmet’te gelmişler ve onun evine kadar vasıtasını yanaştırıp, onu hastaneye götürmesini rica etmişlerdi.  Yol olmadığı için çok zorluklar çeken Musabaşoğlu İsmet bu fırsatı kaçırmamış,“ Götürmem, ben onu hastaneye götürmem. Bize yol vermedi. Onun yüzünden herkes çok sıkıntı çekiyor.” Diye taşı gediğine oturtmuştu. 

Bu laf üzerine yakınları çaresiz kalmış, yürüyemeyecek derecede ağır hasta olan Bıyıklıoğlu’nu ahşap bir sala koyup, yayan olarak Melet ırmağına kadar binbir zorlukla indirmişlerdi. Bu hadiseden sonra yolun ne kadar önemli bir ihtiyaç olduğunu anlayan Bıyıklıoğlu iyileştikten sonra yolun kendi arazisinden açılmasına müsaade etmişti. İsmet Baş Abiye bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Nur içinde yatsın.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar