Ordu
DOLAR12.3703
EURO13.9554
ALTIN713.28
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Mutfak Enflasyonu

Korona virüs salgını başlamadan ve uzaktan eğitime geçmeden önce fakültede öğrencilerimin bana en çok sorduğu soruların başında “Enflasyon oranı nasıl yüzde 10’larda gerçekleşiyor? Her şeye zam geliyor hocam!” sorusu oluyordu. Hatta bu soruyu sadece öğrenciler değil, halkın büyük bir kısmı da önce kendine soruyor; sonra da cevabını herhangi bir sohbet esnasında yine kendileri veriyordu: “Enflasyonun yüzde 10 olması mümkün değil…”

Türkiye’de enflasyonun ölçümünü Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yapar ve enflasyonu ölçmek için çeşitli endeksler kullanır. Ancak, biz tüketicileri daha çok ilgilendiren ve piyasa tarafından da daha çok dikkate alınan enflasyon Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile yapılan ölçümdür. TÜFE, tüketim harcamalarına konu olan nihai mal ve hizmetlerin fiyatlar genel düzeyinin zaman içinde meydana gelen değişimlerini aylık ve yıllık bazda ölçer.

 

TÜİK gibi çok önemli bir kurumun enflasyon oranlarını hesaplarken sehven veya bilerek enflasyonu düşük göstermeye çalışacağına ben şahsen ihtimal vermiyorum, inanmıyorum. Buradaki temel sorunun, TÜFE sepetine konu olan mal ve hizmet gruplarının endeks içindeki ağırlığı/payı ile ilgili olduğunu düşünüyorum.

 

2020 yılında TÜFE’nin hesaplanması için kullanılan enflasyon sepetinde 418 madde yer almaktadır. 2020 yılı itibariyle ana harcama grupları ve bu grupların endeks içindeki madde ağırlıkları ise şöyledir:

Gıda ve alkolsüz içecekler: yüzde 22,77

Alkollü içecekler ve tütün: yüzde 6,06

Giyim ve ayakkabı: yüzde 6,96

Konut: yüzde 14,34

Ev eşyası: yüzde 7,77

Sağlık: yüzde 2,80

Ulaştırma: yüzde 15,62

Haberleşme: yüzde 3,80

Eğlence ve kültür: yüzde 3,26

Eğitim: yüzde 2,58

Lokanta ve oteller: yüzde 8,67

Çeşitli mal ve hizmetler: yüzde 5,37

 

Görüldüğü üzere, TÜFE enflasyonu bütün mal ve hizmetlerin fiyat artışını değil de, 12 ana harcama grubu içinde yer alan ve farklı ağırlıklandırılmış 418 adet mal ve hizmetin fiyat artışını ölçmektedir. Bu bağlamda, insanların gelir düzeyi ve bu gelire göre şekillenen tüketim kalıpları, enflasyonun hane halklarına ne derecede yansıdığının belirlenmesi bakımından önemlidir.

Türk halkının en yüksek gelir düzeyine sahip yüzde 20’lik kısmı, toplam milli gelirimizin yüzde 47’6’sını elde etmektedir (TÜİK, 2018). Bu demektir ki, nüfusun geri kalan yaklaşık yüzde 80’i milli gelirin yarısını paylaşmaktadır. Hatta en düşük gelire sahip yüzde 20’lik kesim de milli gelirin sadece yüzde 6’sını elde etmektedir. Dolayısıyla, Türk halkının büyük bir çoğunluğu orta ve düşük gelir düzeyine sahiptir.

 

Peki, orta ve düşük gelir düzeyine sahip insanların temel harcama kalemleri nelerdir? En temel kalem gıda, ikincisi ise giyecektir. Tabii ki diğer harcama kalemleri de hane halkları için çok önemlidir. Ancak, bu iki harcama grubu özellikle gelir düzeyi düşük insanların temel harcama kalemleridir. Ne var ki, TÜFE sepeti içinde gıda ve alkolsüz içeceklerin ağırlığı yüzde 22; giyim ve ayakkabının ise yaklaşık yüzde 7’dir.  

Çok basit bir örnek verelim: Gıda ve alkolsüz içecekler dışındaki diğer 11 ana harcama gruplarının fiyatının değişmediğini; gıda ve alkolsüz içeceklerin fiyatının ise yüzde 100 arttığını varsayalım. Bu durumda genel enflasyon oranı yüzde 22 gerçekleşecektir (gıdanın payı yüzde 22 olduğu için). Ancak, tüketim harcamaları içinde gıdaya daha çok pay ayırmak zorunda kalan orta ve düşük gelirli hane halklarına yansıyan enflasyon oranı ise yüzde 22’den çok daha fazladır. İşte, “Türkiye’de mutfak enflasyonu çok daha yüksek” düşüncesinin altında da bu analiz yatmaktadır.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar