Ordu
DOLAR17.12
EURO17.595
ALTIN973.81
Ali KUTLU

Ali KUTLU

Mail: [email protected]

reader

Nerede Bu Hastalar?

Yaklaşık 7 yıl önce Ordu'ya geldiğimde kenelerle ilişkilendirilen ve birçok hekimin adını bile duymadığı garip bir kırmızı et alerjisi olan Alfa-Gal sendromu tanısını onlarca hastaya koydum. En tecrübeli alerji uzmanı bile hayatında belki birkaç kez bu hastalarla karşılaşıyor. Dünyada bu hastalığın görüldüğü merkezler arasında bölgemizin adı geçmiyor.  Çünkü konuyla alakalı şimdiye kadar hiç yayın yapılmamış. Hâlbuki hastalardan öğrendiğim kadarıyla bazı köylerde çok sayıda bu tip hastalar bulunuyor.


 

Ben size kenelerle ilişkilendirilen bambaşka gizemli bir hastalıktan bahsedeceğim. Mahiyeti ve topluma verdiği zararlar tam olarak anlaşılamayan, bilimsel camiada önemi hakkında yoğun tartışmaların olduğu, genelde keneler olmak üzere bazı sokan böceklerle de bulaşabilen Lyme hastalığı.

 

Hemen her branşta hekimi ilgilendiren, sinsi uzun süreçli gidişiyle birçok farklı yakınmalara yol açan bir hastalık bu. Kene sokması sonrası kendine has bir deri lezyonu oluşan hastalar erken   aşamada uygun tedaviyle tama yakın iyileşiyor. Tedavi almayan vakaların yaklaşık %20'si kronikleşiyor. Hastalık ilerledikçe kalıcı hasarlar bırakıyor. Lyme hastalığı için kuzey yarım küresinin sessiz pandemisi deniyor. Nasıl denmesin ki... Örneğin ABD'de yıllık 400 bin akut vaka tespit edilirken ülkemizde bu rakam  sadece 80-90 civarı.


 

Büyük taklitçi olarak isimlendirilen, yüzlerce hastalıkla karışabilen, halsizlik, kas, eklem baş ağrıları, sinir felçleri, depresyon gibi çok sayıda farklı yakınmaya yol açan, hastalara yıllarca hayatı zehir eden, çok güvendiğimiz kanda antikor varlığını tespit eden klasik laboratuvar testlerinin tanıda yetersiz kaldığı,  kolayca gözden kaçırılabilen bir hastalık.


 

Nasıl bir salgınla karşı karşıyayız? Bazı hekimlerin gerçekten abartıldığını düşündükleri önemsiz bir hastalık mı? Çağın en önemli sağlık probleminden biri mi?

 

Bu konuda çalışmalarıyla tanınan ülkemizin önde gelen enfeksiyon hastalıkları uzman Prof Dr Vedat Turhan ile kısa bir söyleşi yaptım.

Son 2 yıldır bu konuya yoğunlaştığını ve sadece kendisinin kronik Lyme olarak isimlendirilen yaklaşık 600 vakaya tanı koyduğunu, özellikle hastaların Bolu-Düzce, Sakarya, Antalya-Muğla ve Trakya bölgelerinden geldiğini, bu bölgelerin önemli bir hastalık merkezi olduğunu söyledi.

Doğası gereği kene başkenti Karadeniz bölgesinin bu merkezlerden biri olması beklendiğini ama bölgeden çok az olguya tanı konduğunu söyledi. 

 

En gelişmiş ülkelerde bile şikayetlerin başlangıcından tanı konuncaya kadar geçen sürenin ortalama 8 yıl olduğunu, bu süreçte hastaların onlarca farklı hekime gittiğini ifade etti. Ülkemizde tanı konan yeni vaka sayısının genelde bir elin parmağını geçmezken ABD'deki rakamlardan yola çıkılarak yapılacak bir tahminle yaklaşık 7 milyon kişide bu hastalığın görülmesi beklendiğini ifade ederek; Nerede bu hastalar ? Biz bu hastaların binde birini bile görmüyoruz dedi.

 

Birçok hekimin ABD enfeksiyon hastalıkları komitesinin tanı koyma kriterlerinin yetersiz ve yanlış olduğunu düşündüğünü, bu nedenle hastalara tanı konulamadığını,  tanısal gecikme nedeniyle mağdur olduğunu düşünen hastaların ABD Enfeksiyon hastalıkları derneğini mahkemeye verdiğini ifade etti.

 

Tanıda tecrübeli bir göz tarafından yapılacak karanlık saha mikroskopisi ve ileri immünolojik testlerin çok önemli olduğunu ifade eden Dr. Turhan: Lyme hastalarının yaşadıklarını konu alan çok sayıda belgesel var. Hastalar adeta cehennem hayatı yaşıyor ve müracaat ettikleri her kapıdan elleri boş dönüyor. ''Your labs are normal: Laboratuvar testleriniz normal'' isimli senaryosu gerçek hayattan alınmış bir filmi özellikle tavsiye ediyorum. Bir çok hasta orada kendi hikayelerini bulabilir dedi.

 

Kenelerin yol açtığı hastalıkların ciddiyeti ve yaygınlığı konusunda Vedat beye hak vermeden duramıyorum. Alfa Gal sendromunda olduğu gibi Yeter ki ne aradığınızı bilin.

 

Boşuna bazı hekimler ''Doktorlar ikiye ayrılır Lyme hastalığını bilen ve Lyme cahili olanlar'' demiyor. Küresel ısınmayla birlikte kenelerin yaşam alanları geliştikçe, insanlar turistik ve sportif amaçlarla kırsalda daha çok vakit geçirdikçe ve evlerde bakılan evcil hayvanlar arttıkça bu konuları daha çok duyacağız…

 

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar