Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Nerede kalmıştık?

Yazılara ara verdiğim dört günde içte ve dışta önemli gelişmeler oldu. Bir olayın, tartışmanın ateşi soğumadan diğeri gündeme oturdu.

Zaten Türkiye’de gündeme yetişebilmek oldukça zor. Yoğunluk adeta baş döndürüyor.

İdlib’ten gelen şehit haberleri bir kez daha yüreklerimizi yakarken, bölgenin ne denli kaynayan kazan olduğunu bir kez daha gözler sönüne serdi. Suriye rejim güçlerinin askerlerimizi şehit etmesi, Rusya’nın güvenirliğini ve dostluğunu yeniden sorgulanır hale getirdi. Esad ve askerlerinin Putin’in bilgisi olmadan askerlerimize saldırması olası değil.  Erdoğan’ın Ukrayna’ya yaptığı ziyaret ve parasal yardım sözünün ardından İdlib’te askerlerimize yönelik saldırıların  artması hayli düşündürücü. Akıllara ister istemez, “Putin Esad aracılığı ile intikam mı alıyor?” sorusu gelmiyor değil.  Saldırılara şiddetli tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan Putin ile görüştü. Gerçi önceki hain saldırının ardından da görüşmüştü. Ama ne oldu?  Soçi ve Astana Antlaşmalarına karşın olan askerimize oluyor, canlar gidiyor. Gerçek olan şu ki, Türkiye ile Rusya, Libya’da olduğu gibi İdlib’te de farklı düşünüyor, farklı dili konuşuyor. Bakalım bu ne kadar sürecek?

ABD, boş durur mu? Onlar da  “fırsat bu fırsat diyerek” akıllarınca Türkiye’yi yanlarına çekmeye çalışıyor. Ankara’ya gelen ABD’nin Suriye Temsilcisi James Jeffrey, havaalanında “askerlerimiz şehit oldu” diyerek gönül kazanmaya çalıştı. Oysa Türkiye’nin baş belası PYD-YPG’ye verdikleri desteği aklına getirmiyor. Sınırda, hemen yanı başımızda ABD’nin sağladığı askeri destekle çok sayıda askerimizi şehit etti bölücü terör örgütünün uzantıları. Bunlar unutulmuş değil. Ha ABD, ha Rusya. Birbirlerinden farkı yok. Emperyalist ülkeler, çıkarları için her şeyi yapabilir. Çünkü dost maskesi altında çirkin yüzlerini rahatlıkla gizleyebiliyorlar.

Elbette, Türkiye bölgede çıkarlarını koruma ve sınırlarındaki terör unsurlarını önlemek için gerekli tedbirlerini alacak. Bunu gerçekleştirirken sağduyulu, akılcı ve barışı önceleyen politikalar izlemesi şart. Yüreğimizi dağlayan acı olaylar ABD ve Rusya’ya çok güvenmemek gerektiğini gösteriyor.

FETÖ tartışması iç gündemin bir numaralı maddesi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşılıklı olarak, “FETÖ’nün siyasi ayağı sensin” suçlamaları yargıda sonuçlanacak gibi. Nitekim Erdoğan, kendisine bu konuda yönelttiği suçlamalardan ötürü Kılıçdaroğlu aleyhine 500 bin liralık tazminat davası açtı. CHP Genel Başkanı’nın da karşı dava hazırlığında olduğu belirtildi.

Ülkeyi uçurumun eşiğine getiren, 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunan FETÖ’nün siyaset içinde uzantılarının olduğu sır değil. Öyle ya, devletin tüm kurumlarına sızan, örgütlenen terör örgütünün siyasi partiler içinde vücut bulmaması düşünülemez. Yapılması gereken, Genel Başkanların birbirlerini suçlamayı bırakıp, ortaklaşa siyasette var olduğuna inanılan FETÖ’nün ortaya çıkarılmasıdır. Karşılıklı suçlamalarla gerçekleşmesi olası değil. Geçmişte FETÖ’nün iftiralar, şantaj, telefon dinlemeleri ve çeşitli senaryolarla insanların yaşamlarını nasıl kararttığını, zindanlara attığını ve sonlandırdığını savcıların hazırladığı iddianamelerden öğreniyoruz. Okudukça tüylerimiz diken diken oluyor.

Ya, İranlı uyuşturucu taciri Zindaşti’nin hapisten salıverilmesi için savcı ve hakimlere baskı kurduğu öne sürülen AKP eski milletvekili, Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanı Burhan Kuzu’ya ne demeli? İddiaları gündeme getirenleri “FETÖ’cü olmakla” suçladı. Karşılıklı salvolar karşısında kimin eli kimin eli cebinde belli değil. Onun için ivedilikle siyasetten temizlenmeli kanlı örgütün uzantıları.    

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın açıklamaları tam bir aymazlık, tam bir Türkiye düşmanlığı. Rahmetli Bülent Ecevit’in başlattığı askeri harekâtla Rum zulmünden kurtulan Kıbrıs halkının sesi olamaz Akıncı’nın söyledikleri. KKTC’nin Rum Kesimi ile birleşmesini savunan,  1939 yılında Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını sağlayan Tayfur Sökmen’i anımsatarak , “İkinci Tayfur Sökmen olmayacağım” mealinde sözler sarf eden KKTC Cumhurbaşkanı adeta ateşle oynuyor. Türkiye’nin yardımları olmasa ayakta durmakta zorlanacak KKTC’ye böylesi Rum aşığı devlet adamı hiç yakışmıyor.

Dedim ya, her an değişen gündeme yetişmek mümkün değil.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar