Ordu
DOLAR17.0974
EURO17.5041
ALTIN968.78
Zati ÜRER

Zati ÜRER

Mail: [email protected]

reader

NOLDU     

Hani rahmetli Dilber Ay “Noldu gardaş noldu?” türküsüyle dertleşiyor ya Reis için aynı ruh hali içinde kitleler, bitkin. Herkes soruyor birbirine: Noldu? İhracat da yapan bizzat işin içindeki tacirlerin üçü-beşi değil çoğu koro halinde özetle şöyle diyor:

İhracatı dolayısıyla üretimi artırma hedefli politika, dolar borçlu ülkemizde harakiri etkisi gösterdi: Döviz arttıkça yabancı alıcılar, ürünleri kapış kapış adeta bedavaya alıyor. Dövizin hep artacağı, ekonominin daha da kötüye gideceği iddiası da köpürtülüyor ki üretim ucuza tükensin. Bir yandan da üretime yansıyacak her şeye akıl durdurucu zamlar, her alandaki üreticimizi felç olma noktasına götürüyor hızla. Ayrıca faiz özel bankalarda büyük artışlar gösterdi. Kamu bankalarının destekleri yetersiz kaldı, daha büyük faiz artışlarını engelleyebildi ancak. İhracat artmış gibi ama bu geçici, devamlılığı olamayacaktır. Bu sarmaldan çıkmak için Reis, 2012 öncesi ekonomi politikasına dönmeli.Baştan beri poitika faizine hep karşıydım, ekonominin başına koyduklarım ikna olmadı. Görüyorsunuz işte! Ekonomik atılım yapamadık. Artık üretim, ihracat,   istihdam için düşük faiz kararı verdim, aksini savunanlarla çalışmam; sabredeceğiz dese de yolun sonu kâr değil, yar!      

Bu açıklama özeti çoğunlukla iktidara oy vermiş tacirlere ait. Hatta bazıları sorunu mevcut muhalefet partilerinin daha da kötü hale getirecekleri görüşünde. Diyorlar ki Reis iyimserlikle gözü kara kapıldı bu yeni politikaya. Piyasa şartlarına en uygun acil çözüm getirecektir büyük bir felaket seviyesine gelmiş bu soruna. Onun liderlik dirayeti kalır mı hiç bunun altında?

Kafası yine karıştırılmak istenen milletin dikkatini çekmek istiyorum: Mazide ekonomik çöküşle paralel sağ-sol çatışmaları iç savaş noktasına getirmemiş miydi bizi? Başlangıçta 6.Filo askerlerini denize atan emperyalizm karşıtı 68 kuşağının yüce ülküsü şiddete nasıl yönelmişti? 1974’teki Ecevit affı niyeydi? Anlayamadık. Af sonrası şiddet tüm ülkeye yayılmıştı. Örneğin Fatsa’da partilerin toplamından çok oyla bir şiddet önderi, bağımsız belediye başkanı bile seçilmişti. Buraya yapılan askerî operasyonda Dursun Ali Akınet şiiriyle adına türkü yakılan Halil İbrahim terörist sanılarak vurulmuştu. Güvenlik mücadelesindeki rahmetli valiye bile bir CHP vekili ‘Defolup gitmeli!’ diyebilmişti. Darbe oldu ve emperyalist güdümlü bu darbecilerin Yunan’ı Nato’ya kabulünü, bölücü terörün nedenini çözemedik. Hizmet-din maskeli bukalemun örgütleri de tanıyamadık.Nolmuştu? Milletçe destan yazmak zorunda kalınca çıkmadı mı kurulan tuzaklar, tezgâhlar iyot gibi açığa? Bu dersle iyi düşünelim. Şimdi noldu?

İstikrarlı kalkınmamıza emperyalist müdahale sürüyor. Ekonomik bozulmaya partilerde çatışma yanlılarının etkinleşmesi de eşlik ediyor. Emperyalist güdümlü terörün muhalefet içinde özgürlük-demokrasi adına destekçileri etkin kıldırılıyor. İktidar da bu bahaneyle muhalefetin tümüne terör destekçisi diyor. Sağ-sol çatışmalarını çağrıştıran yepyeni versiyon bir kutuplaşma  değil mi bu?Şiddet sahiplenicilerinin 6 milyon oyuna saygı gerekmiş. Devlet seri katilmiş, terör komutanlarına selammış(!) Fatsa’da bu kafadaki devrimci başkan nasıl oy almıştı? Çok önemli bu siyasî tecrübeyi araştıran soran var mı? VEBALromanım (Ankara Barış Kitap 2017) canlandırıyor. Bakan var mı? Tanıtım Konferanlarını da verdim çok. Bilimsel değerlendirme yapıp celladına aşkın(stocholm sendromu) tedavisi için sözü geçen tek siyasetçi, yetkili, aydın var mı? İnsanları bu sendromdan kurtarmayı ve halk iradesiyle millî güç kazanmayı düşünen var mı? Ünüyle lider olmuşlar, tıkamıyor mu halka dayalı siyasetin önünü. Etkin görevlere hasbî olanlardan çok hesap peşinde koşanların getirilmesi ve tartışma konusu olması neden? Onlardan  ihanet görmelerine rağmen siyasetlerini kitlelerin iradesine dayandırıyorlar mı? Diyorlar mı ki kitleler kirli isim benimsemez asla, aldatılamaz da? Siyasetin kirli ellere düşmesini önlemek, halka dayanma yolu bulmakla mümkün ama halk insanları ya liderliklerce tasfiye oluyor ya da sözleri geçmiyor. Ülkücü rahmetli Ozan Arif bile saf dışı edilebilmişti.

Oy gücüyle liderine kendini benimseten Tarım Eski Bakanı Fakıbaba ve saygıdeğer hemşerim Seyit Torun az görülen istisnalar. Hastanede gördüğü hemşerisi, büyük ilgiyle kendini rahatlatan Seyit Bey için vallaha kalabalıkta beni nasıl tanıdı anlamadım diye anlatıyor onu bir düğünde bir bayramda. Lakin sözle her fikre açığız diyen lideri, partisinde tartışmalı ve hesap peşindeki radikallere oy kaygısıyla kucak açıyor hatta savunuyor onları ve kitlesel tepki almayı sürdürüyor. Ak Parti yetkilileri de davası çizgisinden çıktı. Telefonlar verilirken tembih şu: Telefonu benden aldığını sakın söyleme!Çoğunluğun kaybedildiği 2015 seçiminden itibaren binlerce aday adayı ve kayıtlı üyelerle anket, halktan kopuşu gösterir. 2015’te STK temayülü bile yapılmış, halk heyecanlanmıştı ama STK oylarına uyulmadı. Noldu? Çoğunluk kayboldu. Klip de çekip inmiştim sahalara. Sen ben yoktu,  biz vardık. Kim derdi ki karizma çembere alınacak, köşe kapmaca oynanacak, yol arkadaşları birbirine düşecek, kimi nalına kimi mıhına vuracak? İnanılır gibi değil ama şöyle konuşan politikayla ilgili ve hatır sahipleri de az değil:

Reis 2023 seçimini kaybetmek istiyor. Yetersiz gördüğü muhalefetin kısa bir dönem iktidar olmasını, milletin bir zamanlar Demirel’e ‘kurtar bizi baba’demesi gibi  ‘yetiş ya Reis’  çağrısıyla siyasî ömrünü son 5 yıldan daha çok uzatma hesabı var. Yoksa böyle çıkmaz bir sokağa sapar mıydı? ‘Böyle kritik bir dönemde bu muhalefete iktidarı veremeyiz’ demesi, bu derin hesabı akla getirmez mi? Bu yoruma çok üzüldüm ve Reis’e affına sığınarak sorularım var:

Uzun yaşasaydı Atatürk hep cumhurbaşkanı mı kalırdı yoksa halkın tercihi liderlere onursal denetçi mi (ombudsman) olurdu? Atamayla liderlik verdikleriniz gibi tüm üyelerinizin tercihi 3 adaydan halk oyuyla seçilen de davanıza ihanet eder miydi? 2023 seçiminde denemeye değmez mi? 5 yıl daha mı olmalı ille, Milletin adamlığını kaybetme riski yerine 20 yıl yeterli demek daha doğru değil mi? Gerçekten kaybedip tekrar gelmek istiyorsanız mazide gidip gelenler vardı, sonuç noldu? Hizmetlerinizi millet takdirle karşılıyor, kaçacak diyebilecek kadar haksız ithamları da duymuyor, herkese ekonomik refah vaadiniz yoktu. Lakin bu ekonomik çöküş de hesapta yoktu. Bu millet böylesi bir pahalılığı kaldıramaz. Yokluk, kayırma gördü de hiç affetti mi?

1978’de bir köy odasında konuşulan affedilmez İnönü dertlerini de şiirleştirmiştim. 02/06/2021 tarihi İtibar-İtimat yazımda yine değindim. Alabilene siyasî ders şiir bu! 7 bölgeden insan dinleye dinleye şimdi de haktaraflıkla halkın sesini şiirleştirdim:

NOLDU

Noldu Reis böyle noldu?
Zamlar halkı neden yoldu?
Harp mı var, darbe mi oldu?
Yoksa yoruldun mu, noldu?

Köylü kentlere doldu,
Üreten yok, bağlar soldu.
Derken bina, köprü, yoldu...
Geçim, millete dert oldu.

İsraf, şatafat, saltanat...
Ayrım kayrımla kaydı şaft,
Kuyruk mu halka uygun taht?
Sen bizdendin ya noldu?

Başta yirmi yılın oldu
Halka ahde vefan noldu?
Çevren efendi mi doldu?
Hizmetkâr olmak noldu?

Dünya gelimli gidimli,
Olmaz parti güdümlü,
Halkın tercihi önemli,
Kural üç dönem noldu?  

Derdin ki hakkı takip et,
Hatasız kul yoktur elbet,
Halka dayalı siyaset,
Dava ilkendi ya noldu?

Tarih hizmetin not etti,
Lakin halk güveni gitti;
Davayı bozdun yol bitti,
Yolun sonu yar mı, noldu? 

22/03/2022 tarihli Halkla Bilimsel Kalkıma yazımda da halk özlemi siyaseti formülledim. İlgileri nedeniyle bu inceleme yazımı daha iyi değerlendirebilmek için eski yazılarımın da depolandığı arama motoruna yazılınca gelen Ordu Olay  yazarları linginden söz ettiğim iki yazımın da tekrar okunması yararlı olacaktır. Allah’ım bugünlerimizi aratmasın!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar