Ordu
DOLAR12.7039
EURO14.3597
ALTIN733.24
Sezai KESKİN

Sezai KESKİN

Mail: [email protected]

NOMOFOBİ OLABİLİR MİSİNİZ?

Uyurken dahi telefonunuz kendinize yakın mı olsun istiyorsunuz? Ya da cep telefonunuzu kullanmaktan günlük işlerinize vakit ayıramadığınız oluyor mu? Hatta moraliniz bozukken cep telefonunuzu karıştırmak size iyi mi geliyor? Daha da ötesini düşünülelim: Mesela, bir arkadaşınızla buluştuğunuzda cep telefonunuzla ilgilenmekten arkadaşınıza vakit ayıramadığınız oluyor mu? Arkadaşınızla değil de cep telefonunuzla mı buluşmuş oluyorsunuz acaba ne dersiniz? Bu sorulara cevabınız genellikle “evet” ise nomofobi olabilirsiniz.

Telefon bağımlılığı manasındaki bu kelime Türkçeye yeni katılmış. Telefonsuzluk, şarjın bitişi veya telefonunun çekmemesi bir 'aşk acısı' seviyesine ulaştı. Telefonla olan bu 'sakıncalı' yakınlaşma hepimizi aile, arkadaş ve toplumdan uzaklaştırdı. Cep telefonları mı bizi ele geçirdi yoksa biz mi onları varın siz hesaplayın. Telefon bir iletişim aracı olmaktan çıktı, pek çok farklı amaca hizmet eden acayip cihazlar haline geldi.

Artık bir yalnızlaşma ve yabancılaşma hastalığıdır cep telefonları. Aşırı kullananların sadece psikolojisi değil beden sağlığı da riske girdi. Telefonsuz dışarı çıksa kendini jiletleyecek tipler türedi. Caddede yürürken önüne bakmak yerine elindeki telefona bakan 'cinslere' sıkça karşılaşıyoruz. Daha az cep telefonu kullanımı demek daha sağlıklı bebekler ve beyin kıvrımları daha parlak bir hayat demektir. Karşı karşıya, yan yana oturan akrabaların bir şey konuşmadan ellerindeki cep telefonlarıyla meşgul olmaları artık sıradanlaşan manzaralardan.

Her cep telefonu kullanan bağımlı değil elbette. Bağımlı olmanın bazı kriterleri var. Bunlardan en belirgini telefondan yoksun kaldığında huysuzlanıyor mu, hırçınlaşıyor mu?

Cep telefonuna harcadığı zamanı artan vatandaşın sosyal beceri eksiklikleri de aynı oranda çoğalmaktadır. Artık geceyi uzatan, karanlığın süresi değil telefonun şarjıdır! Bu bağımlılığı kontrol altına almak için önce kendime sonra herkese şu değerli adımları tavsiye ediyorum. Telefonumuz çaldığında, mesaj geldiğinde güçlü olalım. Cevaplamak, incelemek zorunda değiliz. İkaz sinyallerini kapatarak bundan kurtulabiliriz. Çocuklarımızla vakit geçirirken, araç sürerken, toplantıdayken telefonumuzu kullanmama hususunda azimli davranalım. Kullanım süremizi aşamalı olarak azaltalım. Başarmanın yolu, ya kendini inandıracaksın, ya da kendini kandıracaksın!

*

Telefon önce konsol üstüne, sonra duvara, en sonunda cebimize girdi. Bir sonraki gireceği yer hayırlara vesile olur umarım...

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar