Ordu
DOLAR13.4467
EURO15.2804
ALTIN768.31
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Olmaz olsun böyle şampiyonluk…

Türkiye, Avrupa’da hiç övünülmeyecek birinciliğe sahip.

İş kazalarında Avrupa şampiyonu olan ülkemizde her gün beş emekçi canını yitiriyor, onlarcası yaralanıyor.  Cinayete dönüşen iş kazaları ülkenin temel sorunları arasında varlığını korumaya devam ediyor.

Ülkenin başına bela olan korona önlemlerinden ötürü son günlerde iş cinayetlerinde azalma olsa bile her daim ülkenin acı gerçeği olarak varlığı ortada.

Korona virüsten dolayı İşçi Sağlığı ve Güvenliği Haftası ( 4-10 Mayıs)  bu yıl gölgede kalsa da bildiri ve açıklamalarla gündeme taşınacak, konuşulacak.

Ülkenin kanayan yarası olan, günde beş emekçinin canını alan iş kazalarından ötürü Türkiye, Avrupa ve dünyada olumsuz sicile sahip.

Her 100 bin çalışan başına düşen ölümlü iş kazalarında, Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada Türkiye. Başka bir ifade ile iş kazalarında Avrupa şampiyonu. İhmalkârlık, yetersiz önlem, denetim ve eğitim, ilkel çalışma koşulları, patronların aşırı kar hırsından mesai kavramının anlamını yitirmesi gibi nedenler Türkiye’yi iş cinayetlerinde Avrupa şampiyonu yaptı.  Bu tablo içimizi acıtıyor, ama gerçek bu. Söylenecek tek söz; olmaz olsun böyle şampiyonluk.

İstenilmeyen şampiyonlukta alınması gereken önlemlerin önceden hayata geçirilememesi, uluslararası yasa ve mevzuatların iş yasalarına geç eklenmesi rol oynadı.

Eğer, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 1995’te kabul ettiği madenlerde iş güvenliğine ilişkin 176 sayılı sözleşme 20 yıl sonra çalışma mevzuatına alınırsa elbette iş cinayetlerinde Avrupa şampiyonu olur Türkiye.

Eğer, maden ocaklarında yaşam odasının kurulmasına ilişkin düzenleme ancak Soma ve Ermenek facialarının ardından hatırlanıp hayata geçirilirse Türkiye tabii ki iş cinayetlerinde dünya üçüncülüğünü elde eder.

Eğer işyerlerinde yeterli iş güvenliği hekimi ve uzmanları bulunmaz, denetimler gereği gibi yapılmaz, işçiye gereken eğitim verilmezse günde beş emekçi yaşamını yitirir. 

 İş cinayetlerini önlemeye yönelik ILO sözleşmesinin çalışma mevzuatında yerini alabilmesi için illa Soma ve Ermenek’te yüzlerce maden emekçisinin canını yitirmesi mi gerekiyordu? Ulusu acıya boğan Soma ve Ermenek’teki  iş kazalarından ders alınmaksızın yine kaçak ocaklarda düşük ücretle sigortasız işçi çalıştırılıyor, gerekli denetimler yapılmıyor, emekçiye gerekli eğitim verilmiyor.

Son yıllarda ölümlü iş kazalarında ciddi artış var. Kazalar en çok kayıt dışılığın yaygın olduğu, denetimden uzak küçük işyerleri ile inşaat, tarım ve madencilik iş kollarında meydana geliyor. Aslında iş cinayetlerinin yüzde 98’i önlenebilir nitelikte. Yani sıkı denetim ve ağır cezai yaptırımlarla çoğu iş kazasının önüne geçilebilir, emekçilerin yaşamı korunabilir. Ne var ki, güvencesiz ve sendikasız çalışma koşulları ile taşeronluğun yaygınlığından ötürü iş cinayetleri her yıl katlanarak can almayı sürdürüyor.

İş cinayetlerinin durdurulması, övünülmeyecek şampiyonluktan sıyrılmak için emekçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik yeni yasalara, yaptırımlara, uygulamalara ve denetimlere gereksinim var. Yoksa yine gariban emekçi evlerine ateş düşmeye devam eder. 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar