Ordu
DOLAR9.3106
EURO10.8601
ALTIN533.23
Sezai KESKİN

Sezai KESKİN

Mail: [email protected]

ÖLMEK YASAKLANSIN (!)

Türkiye’de her şey pahalı değil, ucuz olan şeyler de var. Mesela insan hayatı gibi… Bu yazıyı okumayı bitirdiğinizde ülkemizdeki insan hayatının ucuzluğunu daha iyi anlayacaksınız. İki hafta evvel sol ayağım üstünde yanma hissi şikayetiyle mahalle hekimine gitmiştim. Fakat reçete yazdığı ilacın çare olmaması üzerine çetin uğraşlar sonucunda geçen hafta Ordu Eğitim/Araştırma Hastanesinin ilgili polikliniğinden randevu almayı başarmıştım. Doktor bey ayağımı bir müddet inceledikten sonra tedavi işleminin devamı için damar filmi çekilmesi gerektiğini bildirdi. Karşı binanın birinci katındaki kayıt ofisine yöneldim. Sinema bilet gişesi gibi kabinde oturan bayan memur 2 (iki) ay sonrasına randevu verebileceğini söylediğinde Yeşilçam filmlerinde devrilen salatalık arabası gibi savrulmadım değil. Nazikçe sebebini sorduğumda ilgili ultrason cihazının bozuk olduğunu ve tamirat ihtiyacından kaynaklı olarak sürenin uzadığını anlattı.

Şu memleketin haline bak! Bir taraf 'saltanat kayığı' gibi lüks makam araçlarında sefa sürerken, öbür kesim damar, varis ölçümü sırası için hastane kapısında uzun süre bekliyor. Ey Ordu ahalisi! Canınızı kurtarmaya bakın…Eğer yolda trafik kazası geçirmeden ya da korona virüs illetine yakalanmadan sağ salim çıkarsanız ancak 60 gün sonra çekim yaptırabilirsiniz. Ölmemeye bakın! Bari yetkililer bir kanun çıkarıp ‘’ölümü yasaklasınlar ki’’ iki ay sonraki randevu sırasına insanlar ulaşabilsinler!

 

On binlerce makam aracının yollarda cirit attığı israf ülkesi Türkiye’de makam araçlarına, köşklere, sosyal tesislere her zaman geniş bütçe var ama devlet hastanesinde bir cihaza para yoktur. Çünkü insan hayatı çok ucuzdur bu memlekette. Ortada o arızalı makineyi en kısa sürede tamir ettirip vatandaşın hizmetine sunacak sağduyulu bir irade olmadığı açık. Bu büyük yanlışın baş sorumlusu il sağlık müdürlüğü koltuğunda oturan şahıs ve basiretsiz hastane yönetimidir. Sadece alet değil ‘’düzen’’ bozuk! Bu acı olayın gelişmiş bir ülkede olma ihtimali asla yoktur.

 

Yazık değil mi bu vatandaşa? Alın terine bandığımız vergilerimizin doğru yerlere harcandığını kim söyleyebilir? Kamu kurumlarının bünyesinde barındırdığı on binlerce aracın hangi hizmetlerde, nasıl kullanıldığı ve yakıt giderleri denetime muhtaçken, sözde ‘’Büyükşehir’de’’ insanlar doğru dürüst sağlık hizmeti alamıyor. Türkiye’mizde neredeyse her makama bir araç düşüyor. Bunların yıllık akaryakıt ve diğer masrafları hesaplandığında, ülke bütçesinin önemli bir kısmına denk geliyor.  Fakat iş bununla da bitmiyor! Bir de her birinin özel şoförü var. Varın siz hesaplayın kabaran rakamı! Türkiye’nin kalkınmışlık sıralamasında en diplerde seyreden Ordu ilinde bile yüzlerce araç makama tahsis edilirken devlet hastanesinde bir çekim cihazının bulunmaması vicdanları delik deşik ediyor! Lafla peynir gemisi yürümez! Böyle büyükşehir mi olur? Marka kente bak! Nüfusu yedi yüz bin civarında gezinen bu beldede yaşayan insanlar sağlık hizmeti alabilmek için niçin altmış gün beklemek mecburiyetinde?   

Bilmiyorum, okuyucunun kalbini avuçlarına alan bu satırlar, yetkililerin kalbine bir kıymık misali batar mı? Kalp de onların, vicdan da...

*      

Söyleyebildiklerimden daha fazlasını anlayanlara!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar