Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Av. Cansın ÖZEL

Av. Cansın ÖZEL

Mail: [email protected]

ÖLÜMÜ DEĞİL, YAŞAMI KUTSAYALIM

Bildiğiniz üzere, İdlib’de şehit olan 33 askerimiz ile birlikte son bir ayda İdlib’de 54 şehit verdik. Vatan toprağından kilometrelerce uzakta yitirdiğimiz bu canların ardından, hepimiz üzüntü yaşadık. Ancak bu noktada, ailelerinin ve yakınlarının acısını; neler yaşadıklarını tahmin etmek, onlarla empati kurmak bence çok da mümkün değil.

Şahsi kanaatim, özellikle de önemli görevler üstlenen kişilerin, üstlendikleri görevleri ve sorumlulukları yerine getirirken korkmamalarının ve amaçları uğruna ölümü dahi göze alacak cesareti göstermelerinin çok anlamlı olduğu yönünde. Ne var ki, tüm bunların yanında son günlerde, toplumun acısını hafifletmek ya da Türkiye’nin Suriye politikasını eleştirenlerin sesini kısmak amacıyla “ölümü kutsallaştırmanın” da doğru olmadığı kanaatindeyim.

Siyasilerin, politikacıların en önemli amacı “insanları vatan toprağı üzerinde refah ve mutluluk içerisinde yaşatmak” olmalı diye düşünüyorum. Bu bağlamda, şehitlerimizin ardından ülkemizin dış politikasını eleştirmenin “vatan hainliği” ve “şehitlere karşı yapılmış bir saygısızlık” gibi gösterilmesini de kendi adıma anlamlandıramıyorum. Bilakis, vatan toprağından uzakta, çok genç yaşlarda yitip giden canların üzüntüsü ve acısı hasebiyle sorgulayan, eleştiren kişilerin şehitlerimiz ile ilgili daha derin bir hassasiyet ve duyarlılık taşıdıklarından da en ufak bir kuşkum yok.

Dolayısıyla, söylemek istediğim, siyasilerin ve devlet yöneticilerimizin sınır dışı politikalarını eleştirmenin, daha fazla canın yitip gitmemesi gibi naif, iyi niyetli bir amaç taşıdığı gerçeğidir.

Eğitimde pozitif bilimden uzaklaşılan, bir hukuk devletinin olmazsa olması hakim ve savcıların göreve getirirken liyakata değil, hangi tarikata, partiye yakın olduğuna göre belirleyen, FETÖ gerçeğinden ders almayıp, hala başka tarikatların devlet işlerine ve eğitim sistemimize sızmalarına müsaade eden, kadını şiddete karşı koruyan uluslararası bir sözleşme olan “İstanbul Sözleşmesini” bertaraf etmek isteyen, vatan toprağı üzerindeki yeşil alanları, ağaçları, ormanları korumayan bir sistem mevcutken; üstelik de, devlet yöneticilerinin esas amacının “insan onuruna uygun yaşamak ve yaşatmak” olduğu göz ardı edilerek; evladını, ağabeyini, erkek kardeşini, babasını, eşini çok fazla dillendirdikleri “vatan uğruna” kaybetmemiş olanların “ölümü kutsallaştırmalarının” etik ve samimi olmadığı kanaatindeyim.

Her şehit haberi geldiğinde aklıma Tevfik Fikret’in “Küçük Asker” şiiri gelir:

“Küçük asker, silah elde

  Kahramanca ilerliyor

  Karşısında bütün belde

  "Kahramanım, yaşa!" diyor...

 

  Küçük asker, küçük asker!

  Vatan senden hizmet ister.

 

 Vatan için çeker emek

 Herkes; bu borcu herkesin.

 Vatan demek ninen demek,

 Sen nineni sevmez misin?..

 

 Küçük asker, küçük asker!

 Vatan senden şefkat ister.

 

 

Vatan senden hayat umar,

Sen yaşarsan o canlanır;

Vatan için ölmek de var,

Fakat borcun yaşamaktır...

 

Küçük asker, küçük asker!

Vatan senden kuvvet ister.

 

Minimini omuzların

Taşıyacak yarın tüfek;

Tüfek değil, vatan yarın

O omuza yüklenecek...

 

Küçük asker, küçük asker!

Vatan senden gayret ister.

 

Küçük asker dinle bunu:

Sakın boşa silah atma;

Kılıcını, kurşununu

Haksızlığa karşı sakla...

 

 Küçük asker, küçük asker!

 Hak da senden kuvvet ister.”

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar