Ordu
DOLAR9.4309
EURO10.9595
ALTIN546.41
Naim GÜNEY

Naim GÜNEY

Mail: [email protected]

OSMANLI’NIN SON DÖNEMİNDE ORDU YÖRESİNİN MADENLERİ ECNEBİ SÖMÜRGECİLERİN ELİNDEYDİ…

Ordu yöresinin maden açısından zengin olduğu ve tarih öncesi çağlardan beri yörede maden işletmeciliği yapıldığı bilinmektedir. Milattan önceki dönemlerde yörede sadece demir madeni işletmeciliği yapılırken, Osmanlı Devleti döneminde 19. yüzyıla gelindiğinde yörede demir haricinde bakır, gümüş, kireç taşı ve kurşun, manganez, mermer, maden suyu gibi madenlerin de işletilmeye başlandığını görülmektedir.

Osmanlının son dönemlerinde Ordu yöresinde faaliyette bulunan maden işletmelerinin büyük bir kısmının gayrimüslim ve yabancı müteşebbisler tarafından işletilmeye başlandığı,  ne yazık ki topraklarımızın ecnebi sömürgecilerle kaynadığı anlaşılmaktadır.

 

Değerli Akademisyen Doç. Dr. Kemal Saylan Hocamızın “Ordu ve Giresun Yöresinde Madenler ve Maden İşletmeciliği (1860–1914)” adlı araştırmasında bu konularda net bilgiler vermektedir. Çalışmanın Ordu ile ilgili bölümlerden çıkardığım önemli bir özeti ibret için sizlere paylaşmak istiyorum…

 

“…1842 yılından itibaren ülke genelinde madencilik sektöründe yapılmaya çalışılan düzenlemelerden Ordu yöresindeki maden işletmeciliği de nasibini almış ve yöredeki faaliyet gösteren maden işletmelerinin sayısı artmaya başlamıştır. Böylece özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren çok sayıda yerli ve yabancı maden işletmecisi yöreye gelerek yörede maden ocakları açmıştır…”

“…Tüm Anadolu toprakları gibi Ordu ve civarı maden çeşidi

açısından zengindir ve yörede çok eski tarihlerden beri maden çıkarıldığı

bilinmektedir. Demir ve gümüş madeni çok eski dönemlerden beri yörede

çıkarılmakta ve işlenmektedir. Ordu’dan çıkarılan demir madeninden kara demir ve nal imal edilmekteydi. İmal edilen kara demir ve nallar Ordu Mal Sandığı’na vergisi ödenerek kaza dâhiline ve bazen Karahisar-i Şarki taraflarına satılırdı.

Devletin resmi kayıtları olan Trabzon Vilayet Salnameleri ve Arşiv

Belgeleri de yukarıda adı geçen yazarların ve seyyahların verdiği bilgileri teyit

etmektedir. Bu belgeler incelendiğinde Ordu ve Giresun yöresinde çok kaliteli

ve çeşitli maden ocaklarının bulunduğunu görebiliriz. Örneğin, 19. yüzyılın

ikinci yarısında Ordu ile Giresun sınırında çok kaliteli demir, Çitlü köyünde

kükürt ve çinkoyla karışık kurşun, Tomarlu köyünde kükürtle karışık kurşun,

Şanvera ve Çavuş Çayırı mevkiinde kükürt ve demirle karışık bakır, Armutlu ve Damarlı köylerinde gümüşle karışık kurşun, Cağnas ve Sağırlı köylerinde bakır, gümüş ve kurşun, Boztepe ve Alaçam mevkiinde iki adet manganez,

Perşembe nahiyesine bağlı Valvay köyünün Kurtgölü mevkiinde kömür, Yaraşlı, Çalı, Cerli ve Saray köylerinde manganez, Naçibe köyünde bakır ve kurşun, Aybastı nahiyesinin Yurt köyünde ise rezervleri tam olarak tespit edilemeyen gümüşle karışık kurşun madeni çıkarılmaktaydı. 20. yüzyılın başlarında ise Kirazdere ve Bahariye köylerinde demir, Akkilise, Akgiriş, Tarnevara,Yeniköy, Ahtaba köylerinde bakır, gümüş ve kurşun madenleri çıkarılıyordu.

Ordu yöresinde çıkarılan bakır, gümüş, demir madenleri, yörede bakırcılık, gümüşçülük ve demircilik gibi zanaatların gelişmesini de beraberinde getirmiştir. Ordu Kazası’nda ise bakırcılık, kuyumculuk, kantarcılık zanaatları gelişme göstermişti. Bu zanaatlarla uğraşan esnaf kendi ürettikleri tabanca, tüfek, çakmak ve makasları satarak geçimlerini sağlamaktaydı. Bu konuda özellikle Ordu Kazası’na bağlı Çambaşı yaylası meşhurdur. Çambaşı yaylası demir madeni açısından diğer yörelerde çıkarılan madenlere göre daha fazla önem arz etmekteydi. Bu nedenle yöre köylüleri arasında balta, girebi, orak, nal, semer, üzengi, evlerin temel direkleri, çivi, kapı menteşesi ve birçok ev eşyasına kadar bütün demir malzeme işlemeciliği bu yörede çok gelişmişti. Hatta burada çıkarılan demir yörede bulunan yayla ve obalarda veya Ordu merkeze bağlı Gerce, Osmaniye, Musakırık ve Saraycık gibi orman köylerine gönderilerek işlenmekteydi.

 

Ordu Kasabası’nda bulunan Bülbül Deresi mevkiinde ikinci mermer

ayarında sertçe ve beyaz bir taşocağı bulunmaktaydı. Bu taşocağında imal edilen taşlar ev yapımında kullanılmakta ve bu taşlardan kireç dahi imal edilmekteydi.

 

Biri Ordu kasabasına yarım saat mesafedeki Boztepe mevkiinde, diğeri Alaçam mevkiinde bulunan verimi % 64 olan iki adet manganez madeni işletmesi vardı. Ancak yıllarca yerli işletmeciler tarafından işletilen bu madenler ruhsatlarının bir süreliğine geri alınması ya da iptal edilmesi, uygun aletler olmaması, ödenek eksikliği ve hükümetin engelleri gibi nedenlerden dolayı tamamıyla durdu.

 

19. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’da gelişen sanayi için Osmanlı

topraklarında bol miktarda maden olduğu yönündeki Avrupa’daki yaygın kanaat ve Orman, Maadin ve Ziraat Nezareti’nin kurulmasıyla birlikte tüm Osmanlı topraklarında olduğu gibi yöredeki madenleri tespit etmek ve işletmek amacıyla da yöreye gayrimüslim ve yabancılar akın etmeye başladı. Klasik dönemde daha çok iltizama verilerek çıkarılan, faaliyetleri duran yöredeki madenler 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başta Osmanlı vatandaşı olan gayrimüslim ve yabancılar olmak üzere özel müteşebbislere ihaleyle verilmeye başlandı. II. Abdülhamid döneminde 1878, 1885 ve 1906 tarihlerinde madenlerin araştırılması, mülkiyet ve tasarruf şekilleri ile yabancılara verilecek imtiyazların şartlarını belirleyen nizamnamelerin yayınlanması yabancı müteşebbislerin Osmanlı ülkesine olan ilgisini daha da artırdı.

 

Bu dönemde birçok yerli ve yabancı müteşebbisin yörede maden arama

ruhsatı aldığı görülmektedir. Bu gelişmeler sonucu Belçikalı bir zat İstanbul’dan almış olduğu mürûr tezkeresiyle yöreye kadar gelerek muhtelif köylerde bulunan madenler hakkında keşif çalışmalarında bulundular. Yörede yapılan maden arama ve tespiti çalışmalarının sonucunda maden bulan müteşebbisler yöredeki madenlerin işletme haklarını üzerlerine almışlardır. Nitekim Osmanlı vatandaşı Ezenoğlu Arşavaril, Hapsemana (Gölköy) kazasına bağlı Tomarlu(Damarlı) ve Çitlü köylerinde bulduğu madenin yirmi beş seneliğine işletme hakkını elde etti.

 

20. yüzyılın hemen başında Ordu ve Giresun yöresinde işletimde olan 11 adet maden işletmesinin biri hariç kalan 10’unun gayrimüslim ya da yabancı müteşebbislerin elinde olduğu ve bu maden ocaklarından ağırlıklı olarak Bakır, Kurşun, Manganez ve Antimon madenlerinin çıkarıldığı görülmektedir. Bu dönemde yörede işletilen maden ocakları ve taş ocaklarından devletin aldığı toplam vergi miktarı 122.397 kuruş 50 paradır.

 

Yörede pek çok yabancı şirketin devletle ilişkilerinde önemli güçlüklerle karşı karşıya kaldıkları da bir gerçektir. Yörede faaliyet gösteren yabancı müteşebbisler zaman zaman ruhsat alma konusunda birtakım sorunlarla karşılaşmışlardır. Örneğin 1891’de bazı Alman müteşebbisler bir tanesi Ordu kasabasındaki Boztepe’de diğeri Alaçam mevkiinde bulunan iki manganez madeni ocağını işletmek için geçici ruhsat almışlardı. Bu madenleri idare etmek için ise işletmenin başına Mr. Koerner adında özel bir mühendis getirdiler. Mr. Koerner, başında bulunduğu bu maden ocaklarını işletebilmek için nihai ruhsat almaya çalıştı ancak yoğun gayretlerine rağmen bu işletmeler için nihai ruhsat almayı başaramadı. Bu yoğun çabalarının sonunda 1.000 ton civarında ham madeni transfer etme ve taşıma hakkıyla yetinmek zorunda kaldı…

 

Yörede değişik nedenlerden dolayı verilen maden imtiyazlarının

feshedildiği görülmektedir. Örneğin; 1862 yılında Ordu kazasının Hapsemana

nahiyesinin Tomarlu, Çeterli, Başalan ve Hulul Ulubey mevkilerindeki gümüşlü kurşun madeni ihaleleri iptal edilmiştir. XX. yüzyılın başlarında daha çok gayrimüslim Osmanlı vatandaşları ve yabancı müteşebbislerin ellerinde bulunan yöredeki maden işletmelerinin yine gayrimüslim ve yabancılar arasında el değiştirdiği görülmektedir. Örneğin 1913’de Hapsemana (Gölköy) nahiyesinin Akkilise, Akgiriş, Tarnevara, Yeniköy ve Ahtaba köylerinde İngiliz Mösyö Wilyam Vawson ile iki ortağının işlettikleri bakır ve gümüş karışımlı kurşun madeni ocağının ortaklarından Vawson’un hissesinin yaklaşık % 33’ünü Fransız Mösyö Henri Poski’ye bıraktığı görülmektedir. Aynı yıl 1913 Fatsa Bolaman nahiyesinin Zade köyünde bulunan maden ocağını Mösyö Karmiyati birlikte işleten Ahmet Rıfat Efendi hissesinin yarısını bir Fransız’a devretti. 1914’de Kirazdere ve Bahariye köylerindeki maden ocaklarının işletme hakkına sahip Sekiz Efendi hissesinin % 40’ını Andon İptoyizi’ye, % 40’ını da Kiryako Meyçonaki’ye devretti. Yine 1914’de aynı köylerde bulunan maden ocaklarını işletme hakkına sahip Osmanlı vatandaşı Miçonaki ve Andreya maden ocağını İsviçreli Mösyö Alfred Yuvadonor’a sattı…

Yaşanan bu gelişmeler sonucu XX. yüzyılın başlarına gelindiğinde ülke

genelinde işletimde olan maden ocaklarının yaklaşık % 25’ini gayrimüslimler, % 37’sini yabancılar çalıştırmakta, çıkarılan madenlerin % 13’ünü gayrimüslimler ellerinde bulundururken yabancılar da % 67’sine sahip duruma geldiler.

 

Ordu yöresinin maden çeşitliliği açısından önemli bir zenginliğe sahip olduğu

görülmektedir. Bu nedenle yörede çok sayıda maden ocağı açılmış ve

işletilmiştir. Yörede çıkarılan madenlere bakıldığında yörede özellikle demir,

bakır, kurşun, simli gümüş ve manganez madenlerinin çıkarıldığı görülmektedir. Ordu yöresinin maden açısından zengin olmasına ve yörede

çok sayıda maden ocağı bulunmasına rağmen bu ocaklardan yeterince istifade edilememiştir. Maden ocaklarından yeterince istifade edilememesinin en önemli sebeplerinden biri ulaşım sorunudur. Ulaşım imkânlarının iyi olmaması nedeniyle iç bölgelerde çıkarılan madenlerin sahile indirilmesinde büyük zorluklar yaşanmıştır. Sahil bölgelerinde bulunan madenler için ise en önemli sorun ormanların maden bölgelerine uzaklığı oluşturmuştur. Yöredeki madenleri çıkarmak için büyük miktarda yakacağa ihtiyaç duyulmuştur.

 

Yakacağın temin edildiği ormanların maden bölgelerine uzak olması ise

maliyetin artmasına neden olmuştur. Ayrıca üretimin az olması, madenci

ücretleri ve maden çıkarma masraflarının çokluğu gibi nedenlerle yöredeki

birçok maden ocağı ya terk edilmiş ya da faaliyetleri durdurulmuştur.

Ordu ve Giresun yöresindeki maden ocakları da ülke genelindeki madencilik sektörünün içinde bulunduğu durumdan etkilenmiştir. 20. yüzyılın başlarına gelindiğinde yöredeki birçok maden ocağının işletme hakkını gayrimüslim ya da yabancıların elinde olduğu görülmektedir.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar