Ordu
DOLAR9.5272
EURO11.0665
ALTIN547.65
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Patates, Soğan ve Gelir Dağılımı

Hükümet, çiftçinin elinde kalan patates ve soğanları ihtiyaç sahiplerine ücretsiz olarak dağıtmaya başladı ve kıyamet de koptu. Kıyametin kopması çok normal; çünkü Türkiye’de öyle bir kutuplaşma ortamı oluştu ki, bir taraf toptan hükümetin yanında yer alırken, diğer taraf da toptan muhalefet safında yer alır hale geldi. Bırakın siyasetçileri, gazetecilerden akademisyenlere kadar hükümetin neredeyse bütün söylem ve uygulamalarını destekleyen bir taraf ve karşısında da bütün bunlara itiraz eden diğer taraf…

Neyse, biz asıl konumuza geri dönelim ve bir soruyla devam edelim. Hükümetin, ihtiyaç sahiplerine patates ve soğanı ücretsiz olarak dağıtması eleştirilecek bir şey midir? Tabii ki değildir. Çünkü bu tür yardımların vatandaşlara sağlanması sosyal devlet olmanın bir gereğidir. Çok küçük bir destek de olsa, ihtiyaç sahiplerine yapılan bu tür yardımlar onların yüzlerini gülümsetecektir.

Ancak, benim merak ettiğim asıl soru daha başkadır: Bu yardımların kime yapılacağı nasıl belirlenmiştir? Partiye üye olup olmadığına bakılmadan, muhtarlıklardan ve/veya belediyelerden gelir düzeyi düşük vatandaşlar tespit edilerek mi bu yardım listeleri hazırlanmıştır? Eğer son sorunun cevabı evet ise, bu yardımlar doğru yerlere ulaşmıştır ve iyi bir iş yapılmıştır. Eğer aksi geçerli ise, bu yardımlar halka destek olmaktan daha çok, siyasi bir şov malzemesi olarak kullanılmıştır, denilebilir. Bu arada, yapılan bu yardımın fotoğraflanarak sosyal medyada yer alması, insanların ekonomik zafiyetini gözler önüne sermek olarak algılanmış ve bu davranış toplumun büyük kesimi tarafından haklı olarak eleştirilmiştir.

Esasen, bu noktada vurgulanması gereken temel ekonomik sorun, Türkiye’nin öteden beri çözemediği gelir dağılımı bozukluğudur. Gelir dağılımı adaleti açısından yaklaşık son otuz yılın verileri incelendiğinde de, bu alanda kayda değer bir yol almadığımız açıkça görülmektedir:

1994 yılında en düşük gelir grubuna dâhil %20’lik kesimin toplam gelirden aldığı pay %5,7 iken, 2002 yılında %5,4, 2019 yılında ise %6,2 gerçekleşmiştir. Yani, son 27 yılda en düşük gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay sadece %0,5 oranında iyileşmiştir. Benzer şekilde, en yüksek gelir grubuna dâhil %20’lik kesimin toplam gelirden aldığı pay 1994 yılında %48,7 iken, bu rakam 2002 yılında %49,2, 2019 yılında ise %46,3 gerçekleşmiştir. Yani, son 27 yıl içinde en yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay %2,4 puan düşmüştür.

Verilerden anlaşılacağı üzere, Türkiye ekonomisinin son çeyrek asrı boyunca gelir dağılımı adaleti açısından minimal iyileşmeler gerçekleşmiş olsa da, halen daha nüfusun en zengin %20’si toplam gelirin neredeyse yarısını; en fakir %20’si ise sadece %6’sını elde etmektedir. Böylesine adaletsiz bir gelir dağılımını düzeltmek için öncelik verilmesi gereken konuların başında, daha önce de ısrarla vurguladığım üzere, Türkiye’nin vergi politikası gelmelidir. Türk vergi sistemini baştan sona elden geçirmeden gelir dağılımı adaletinde kayda değer bir iyileşme sağlanması neredeyse imkânsızdır.

Adaletli bir şekilde uygulanan ve popülist politikalardan uzak hür türlü devlet yardımları, toptancı siyasi anlayıştan bağımsız olarak desteklenmelidir. Ama bu yardımlar ülkenin gelir dağılımı adaletsizliğini düzeltmeyecek; ihtiyaç sahiplerine sadece küçük birer destek olacaktır. Gelir dağılımının iyileştirilmesi gerçekten isteniyor ise, çok güçlü bir siyasi iradeye ve toplumsal birlikteliğe ihtiyaç vardır.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar