Ordu
DOLAR12.4052
EURO13.9914
ALTIN715.05
Yalçın Şimşek

Yalçın Şimşek

Mail: [email protected]

Politika öldürür!

Mark Twain, olarak bildiğimiz Samuel Langhorne Clemens'n çok güzel bir tanımlaması var; “Benim ne ırk önyargım var ne sınıf, ne de din. Tek umursadığım kişinin insan olması ve bu benim için yeterli,” demiş ünlü yazar.

Twain ırk, sınıf ve din farklılığını elinin tersiyle itip insan olmayı tek kriter olarak gösterse de biz baş tacı yaptığımız politikayı tek kriter olarak benimsiyoruz ne de olsa.

Bizim gibi düşünenleri dini, dili, ırkı ve sınıfı ne olursa olsun başımızın üzerinde taşırken, farklı düşünenleri yerin dibine sokmaya çalışıyoruz tüm gücümüzle!..

Sanki politika hayatın bir parçası değil de bütünüymüş gibi!..

Politikayı her şey sandığımız için de, farkında olmaksızın kopuyoruz.

Üstelik de yaptığımız politik tartışmaların öyle sağlam bir temeli de yok.

Yok o parti bunu dedi, yok bu parti bunu dedi, yok öyle yaptın, yok böyle yaptın minvalinde ilerliyor tüm tartışmalar...

Neden eşimiz, dostumuz demeksizin sırf farklı partiye oy veriyor diye bir kalemde üzerini çiziveriyoruz insanların? Bu nasıl bir hoyratlıktır böyle?..

Batıda seçmenler sandıktan uzaklaşırken, biz neden sandığın kulu kölesi oluyoruz her seçimde?..

Almanya’da 70’li yıllarda seçmenlerin yüzde 85’i sandık başına giderken, bugün bu oran yüzde 72’lere gerilemiş. Hatta bu oran Almanya’nın kimi eyaletlerinde 50’ler kadar geriliyor. Birçok Batı ülkesi Almanya’dan da beter...

Peki Türkiye’de durum nasıl?

Çok partili sisteme geçişi baz aldığımızda durum pek değişmemiş; 1950 seçimlerinde yüzde 89.3’e çıkan katılım oranı, 1987’de yüzde 93.3 ile Türkiye rekoru kırmış.

En düşük katılım oranı ise yüzde 64.3 ile 1969 seçimlerinde gerçekleşmiş. 2002 seçimlerinde yüzde 79.1 ile yüzde 80’nin altına inen oran, bu yıldan itibaren sürekli artarak 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı Seçiminde yüzde 86.2’ye ulaştı.

Batı ülkelerinde seçmen sandığa itibar etmezsen, bizim kıra döke sandığa saldırmamızın nedenini kimileri, siyasi bilincimizin yüksekliği ile açıklıyor.

Gerçekten de öyle mi? Sanmıyorum; çünkü Batı ülkelerinin aş ve iş sahibi olmak politikadan geçmiyor. Biz de ise işe girmek, işi büyütmek, iyi bir kariyer yapmak ya da mevki sahibi olmak politikayla ilgilenmekten geçiyor.

Ver oyu kap işi, ver oyu kap aşı, ver oyu kap mevkii, ver oyu büyüt işi!...

Yani anlayacağınız sandık işi siyasi bilinçten değil, tamamen duygusallıktan kaynaklanıyor.

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar