Ordu
DOLAR13.2787
EURO15.0371
ALTIN760.87
Sümer Alkan

Sümer Alkan

Mail: [email protected]

Samsun Fuarı

1963 yılında açılıp 1980’li yılların sonuna  kadar devam eden Samsun Fuarı, İzmir Fuarı’ndan sonra 2. büyük fuardı. Çevre illerden akın akın insanlar gelir,  alışveriş yapar, eğlence yerlerine gider, geceleri otellerde veya tanıdıklarında kalırlardı.

 

Samsun'a büyük hareketlilik kazandıran bu fuara her yıl biz de arkadaşlarla minibüs tutar giderdik. Gece geç saatlerde dönerdik. Giderken yiyecekler (dolma, köfte VS) hazırlar, Matasyon' da kavak ağaçlarının altında piknik yapardık. Sonra fuarı gezmeye devam ederdik. (Matasyon Şimdiki Atakum)

    

80’li yıllarda ise ben Büyük Samsun Oteli’nde çalışan oğlum Ali için ev tuttum. Yaz tatilinde onun yanına gidiyordum. Büyük, geniş ferah bir evdi. Fuar zamanı kardeşlerim ve yeğenlerim de misafirim oluyordu. Fuarın tadını çıkarıyorduk. Akşam saat 5’ten sonra hareketlenen fuar alanında reyonları geziyor, alışveriş yapıyorduk. çocukları eğlence yerlerine götürüyorduk.

 

Bir keresinde kardeşim Tuna, eşi ve çocukları gelmişti.  O sırada Fuar dolayısıyla Nejat Uygur tiyatrosuna bilet aldık. Tuna'ya küçük oğlunu bırakıp Hanife (Tuna 'nın eşi) ben ve Ali tiyatroya gittik. Tiyatro çok kalabalıktı. Ordulu ve Perşembeli çok tanıdık vardı. Nejat Uygur' u ilk defa izledim. Çok başarılı bir komediydi. Büyük bir zevkle izledik. Saat 12.00 de Ali gece nöbeti için yanımızdan ayrıldı. Etrafımızda çok tanıdık olduğu için hiç tedirginlik duymadım ama program bitince herkes arabasına binip çekip gittiler. Biz iki kadın kaldık. Yürüyerek gitmeyi tercih ettik. Samsun'un içi olduğu için hiç endişe duymadan yürüyoruz. Yollarda kimse yok çünkü saat bir buçuk oldu. Biz gayet rahat yürüyoruz. Sağ tarafta gürültülü gazino gibi yerler var. Onun için daha rahat yürüyoruz. Tenhada yürümek tehlikelidir diye düşünüyorum. Derken yanımızda bir taksi durdu. Sert bir şekilde "çabuk arabaya binin" diyen bir ses duyunca gelenin Tuna olduğunu gördük. Bizim geç kaldığımızı görünce bebeği almış, bizi aramaya gelmiş. Meğer o gürültülü yerler pavyonmuş. Biz fırçayı yedik ve arabaya bindik.  Eve gidince gülme krizine girdik fakat malum Tuna’nın fırçası sabaha kadar devam etti...!

 

Ertesi gün fuarda gezerken Hanife’nin kız kardeşi Gülşen ve eşi rahmetli Kenan Altay'a rastladık. Otellerde yer bulamamışlar. Çekinerek bizim evimizde yer olup olmadığını sordular" Ne demek elbet yer var, dedim eve geldik. Evde bir odada yine başka misafir vardı. Rahmetli Uğur Piroğlu, Reyhan Hoca ve kızları Derya. Allah’tan ev geniş ve çok odalıydı. Misafirleri seve seve ağırladık. Ne güzel günlerdi. Tatlı dil güler yüzlü olmak yetiyordu şimdi olsa nasıl olurdu acaba. Zaman o kadar değişti ki. Ne arkadaşlık ne akrabalık kaldı. Genel olarak diyorum. İstisnalar kaideyi bozmaz.

 

Yine bir gün yeğenlerimi aldım. Gece onları gezdiriyorum. Kız kardeşim de var. Gözleme yemek için açık bir mekana oturduk. Ağaçlar var yapraklar yerlere dökülmüş. Aslında temiz bir yer ama doğa ile iç içeyiz. Bir ara dozilik/dozirik diye tanıdığımız büyük siyah bir böcek yeğenim Özlem 'in bacağına konmuş. O da böcekten çok korkar. Öyle bir çığlık attı ki! mekandaki bütün insanlar merakla bizim tarafa baktılar. Böceği tutup attım ama Özlem' in çığlığı bitmiyor.  Zor susturduk.

 

O günler çok güzeldi. Samsun Fuarı hem Samsun için hem bölgemiz için hem de yurdumuz için çok önemliydi. Şimdi ne Samsun'da ne İzmir' de Fuar kalmadı. O zamanlar Samsun’a gitmek bir lükstü. Avrupa veya Amerika 'ya gitmiş kadar oluyorduk.

 

Ne güzel günlerdi, iyi ki o günleri yaşamışız.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar