Ordu
DOLAR13.7186
EURO15.5393
ALTIN786.53
Sezai KESKİN

Sezai KESKİN

Mail: [email protected]

SEBZE MEYVENİN TADI KALMADI

            Katı, susuz, dayanıksız, lezzetsiz meyve-sebzeler tüketiyoruz. Bunda şüphesiz GDO'lu tohumlar ve tarımda kullanılan sular etkilidir. Kuyudan sulama yapılmadığında dere, çay vs. kaynaklarla sulama yapılıyor. Sanayi, evsel ve tarımda kullanılan kimyasal ilaçların bir kısmı da bu sulara karışıyor. Bunlarla sulanan ürünlerde fevkalade bozulmalar, değişiklikler ve hastalıklar ortaya çıkıyor. Oysa eskiden damaklarımızda envai çeşit tatlarımız vardı. O türlü lezzetler ortadan kalktı. Artık plastik topa benzeyen domatesler üretiliyor. Hayvanlar hormonla şişiriliyor. Tüm bu gıdalar çocuklarda ergenlik yaşını aşağıya çekiyor, hastalıkları tetikliyor.

          Her mevsimde toprak, hava ve değişen iklim şartlarıyla birlikte insan bedenin ihtiyacı da farklılaşıyor. Çünkü mevsiminden önce çıkan yiyeceklerde hormon takviyeleri ve kimyasal ilaçlar bulunuyor. Katkı maddeli ve hormonlu gıdalar geleceğimizi tehdit ediyor. Çocuklarımız hormonlu gıdaların tehdidi altında büyüyor. Kim sağlıklı beslendiğini iddia edebilir? İçtiğiniz sütün meralarda otlamış semiz hayvanlardan peynir, tereyağı, yoğurt yapıldığına inanıyor musunuz? Ya da kahvaltıların baş tacı yumurtaların özgür tavuklardan geldiğini?

Yediğimiz içtiğimiz gıdaların içerisine nelerin katıldığını biliyor muyuz? Bu sorunun cevabını vermek gün geçtikçe zorlaşıyor.

          Hızla artan nüfus sebebiyle gıdaların daha büyük hacimde üretilmesi, uzun süre dayanıklılık gerektirmesi gıda katkı maddeleri kullanılmasına yol açtı. Maalesef süpermarketler artık içeriklerinin şüphe yarattığı gıdalarla dolu. Üzerinde 'doğaldır' yazan birçok aromalı içeceğin renkli şekerleme paketlerinin etiketlerine büyüteci çevirdiğimizde farklı sonuçlarla karşılaşıyoruz. Açık veya paketlenmiş tüketime sunulan aldığımız her markada kimyasal karışım bulunup bulunmadığını elbette bilemeyiz ancak sürdürülebilir bir yaşam için işlenmiş gıdalardan mutlaka uzak durmamız gerektiğini bilmeliyiz.

          Gıda sektörüne, raflara ve dolayısıyla bedenimize giren belirsiz kimyevi maddeler ve yapay tatlandırıcıların ağır taarruzlarıyla kuşatıldık. Kesin çözüm, tarım koruma ilaçlarının yasaklanmasıdır. Durum çok ciddi! Yüzlerce gıda ve aroma katkı ürününe gıda kodeksinde izin veren devlet, tüketicileri beslenme ve korunma hakkı konusunda aydınlatmalıdır.

          Kimse ''Aman ne yapalım atın ömrü arpadan olsun'' deyip sağlığını boş veremez. ''Zaman böyle birader o kadar da ince elenmez ki'' diye kimse kendini avutamaz. Netice itibarıyla domatesin kokusu gitti! Şeftalinin eski kadife kabuğu, elmanın sulu dokusu, vişnenin rengi, eriğin sertliği kalmadı. Gitti hepsi...

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar