Ordu
DOLAR9.5162
EURO11.0446
ALTIN551.13
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Şehit evleri…

İdlib’de Suriye rejim askerlerinin gerçekleştirdiği hain saldırıda şehit düşen ana kuzuları on binler tarafından sonsuzluğa uğurlandı.

Türkiye’nin canını yakan şehit Mehmetçiklerin acısını hiçbir şey dindiremeyecektir. Ocaklarına ateş düşen şehit annelerinin, kardeşlerinin, eşlerinin ve çocuklarının feryadı, akıttığı gözyaşları yüreklere ok gibi saplandı, çığlıklar yeri göğü inletti. Sıvasız, tuğlası görünen evlerden yükselen feryatlar  dalga dalga yayılıp yurdun her yanından duyuldu.

Yetkililerin, ailelere acı haberi vermek için gittikleri evlerin çoğu tek katlı ve sıvasızdı. Önceki şehit evleri gibi. O sıvasız evlerden çıkan yiğit, gözü pek Mehmetçik canı pahasına üstlendiği görevi yerine getiriyor. Kimi şehit oluyor, kimi gazi.

Hep yoksul, hep alt gelir grubunun çocukları şehit oluyor. Kimisi öğretmenliğe atanamayınca, kimisi üniversite bitirmesine rağmen iş sahibi olamayınca ya polis, ya Uzman Çavuş, ya da sözleşmeli er olarak görev yapıyor. Tabii, subaylarda canlarını yitiriyor hain saldırılarda.

Yaşam koşulları onları zor ve son derece tehlikeli bu mesleğe yöneltiyor. Aslında onlar saygı duyulması gereken görev üstleniyor. Kelle koltukta bölücü teröristlerin, Suriye’de rejim güçlerinin hain pusularına, bombalı saldırılarına karşı can siparane mücadele ediyor. Dediğim gibi, şehitlerin çoğu yoksul Anadolu çocuğu. Ailelerinin medyaya yansıyan görüntüleri içleri parçalıyor. Evimizde şehit haberlerini izlerken üzülüyor ve ağlıyoruz. Bir süre sonra unutup gidiyoruz. Asıl ateş şehitlerin evine, ocağına düşüyor, yakıp yıkıyor.

Hüzün dolu görüntüler, acılı annenin, babanın, eşlerin göğe yükselen feryatları son bulsun. Artık şehit haberleri gelmesin. Huzur ve barış gecikmesin. Artık daha fazla canımızın yanmasını, şehitlerin gelmesini istemiyoruz.

İdlib’de askerlerimizi haince vuran Esad rejimine birilerinin “dur” demesi gerekiyor. Asıl görev Rusya’ya düşüyor. Ancak, iki yüzlü Putin, Esad’ı destekleyerek kalleş saldırılara onay veriyor. BM , NATO ve AB desen onlardan henüz olumlu adım yok. Üyesi olduğumuz NATO somut bir adım atmış değil. ABD desen ayrı havada, bölgedeki gelişmeleri memnun şekilde izliyor, sözüm ona desteklerini iletiyor, baş sağlığı diliyor. Yalnız ABD ve Rusya değil, AB ülkeleri ile NATO ikili oynuyor, verilen sözler tutulmuyor, antlaşmalara uyulmuyor.

5 Mart’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin’in yüz yüze görüşmesi bekleniyor. Bakalım ne sonuç çıkacak. Daha önce de iki lider yüz yüze görüşmeler yapmıştı. Ama, tutarsız ve kindar Putin, Esad’ın askerlerimize karşı gerçekleştirdiği hain saldırılara onay vermişti. Sonra da “timsah gözyaşı döker “ misali “haberimiz yok, Türk askerlerinin koordinatları bildirilmedi” gibi inandırıcı olmayan gerekçelerle kendini savunmuştu. 36 Mehmetçiğin şehit olduğu son saldırıdaki gibi.

Ortadoğu bataklığından bir an önce kurtulmamız gerekiyor. Çatışmaları ve yeni göçmen akınını durdurmak için İdlib’deyiz. Ancak, dünyanın seyirci kaldığı bölgede daha fazla durmamızın, yeni şehitler vermemizin anlamı yok. Elbette, gün kenetlenme ve birlikte olma günü. Bu acılı günde acılarımızı sarmak için tek yumruk olma günü. Ama daha fazla askerimizin acısını yaşamak istemiyoruz. Bu bataklıktan bir an önce çıkmamız şart. 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar