VAKIF KATILIM
Ordu
DOLAR17.9491
EURO18.4297
ALTIN1038.0
Sümer Alkan

Sümer Alkan

Mail: [email protected]

reader

Şehri

Daha önceki anılarımda Şehri‘den çok bahsetmiştim. Şehri, 13-14 yaşlarındayken hayatımıza katılan yardımcı kızımız. Annesi, Şehri küçük yaştayken ölmüş. Kardeşleri ve kendisi öksüz kalmış. Babası tekrar evlenince, üvey annesi ve kardeşleri çok mağdur olmuş. Yoksulluk bir yanda, üvey anne zulmü bir yanda, çok sıkıntı çekmişler. Tek göz bir kulübede kalan ailesinin bu halini gören komşuları, çocuklardan büyük olanları, şehirde oturup hali vakti iyi olan ailelerin yanına yardımcı olarak verdirmişler.

Şehri’lerin o komşuları yazın köyde, kışın Ordu merkezde oturan zengin bir aileymiş. Şehri o komşularının yaşantısını bize anlatırdı. Zengin oldukları için Şehri'nin ailesine yardım ederler, babasına iş bulmakta yardımcı olurlarmış.

Şehri'nin bir ablasını o komşuları babamın çarşıda yaşayan dayısının evine yardımcı olarak vermişler. Nazmiye ismindeki o kız da Şehri'yi üvey annesinin elinden kurtarmak için çarşıya getirmiş.

Şehri'nin Nazmiye'lere geldiği günlerde biz Uzunisa nahiyesindeydik. Okulun lojmanında kalabalık bir aile olarak yaşıyorduk. Hepimiz küçüktük. Beş çocuk, üç büyükle annemin her zaman olduğu gibi bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Şehri, işte o günlerde hayatımıza katıldı.

Şehri'nin ilk geldiği günü hiç unutamam. Babamın dayısının kızları, rahmetli Fahriye halamla Mübeccel halam cip tutmuşlar, Uzunisa' ya gelmişlerdi.   “Mahbube abla bak sana yardımcı olacak kızımızı getirdik" dediler. Bu olaya en çok kız kardeşim ve ben sevindik. Bize arkadaş, daha doğrusu bir abla gelmişti. 

O günden sonra annemin işlerine yardım eden Şehri, bize, yani Işıl' a ve bana da bir kardeş, daha doğrusu abla olmuştu. Şehri zeki ve yetenekli bir kızdı. Bizim okulda ezberlediğimiz şiirleri o da biz tekrar ettikçe bizimle birlikte ezberlerdi. Dantel dokunmayı, kanaviçe yapmayı öğrendi. Daha sonraki yıllarda boş zamanlarında parayla dantel örerdi. Aldığı paralarla Cumhuriyet Altını alıp bir kenara koyardı.

O zamanlarda bulaşık makinası yok, çamaşır makinesi yok. Evlerde iş yapmak için su dışarıdan getirilirdi. Bütün bu işleri yaparken annemin yardımcısı olan Şehri, yıllarca yanımızda kaldı. Evin kızı gibiydi. Aynı sofrada yemek yerdik. Köydeki iki katlı evimizde alt katta bulunan mutfakta yemekten sonra herkes üst kata çıkar, lüks lambası altında babam gazetesini okur. Bir taraftan radyo çalar. Çocuklar biraz oynayıp yatmaya giderlerdi.

Işıl, Şehri ve ben, mutfakta biz bize kalırdık. Ben onlara ya gördüğüm filmleri anlatırdım ya da okuduğum romanları anlatırdım. Orada kız kıza oturmak çok hoşumuza giderdi. O sırada annem üst kattan seslenirdi. "Sümer! Işıl! Şehri! ne bekliyorsunuz işiniz bitmedi mi? "

Bulaşık yıkanır, kahveler pişirilir üst kata taşınır. Mutfak süpürülür. Akşam sağılan ineğin sütü pişirilir. İşimiz biterdi. Biz mutfakta oturup muhabbet etmeyi çok severdik. Ama annem çağırınca üst kata çıkar büyüklerin konuşmalarını dinlerdik.  

Babamın sesi çok güzeldi. Türk Sanat müziğini çok severdi. Arada şarkı söyler, bazen de şiir olurdu. Cahit Sıtkı Tarancı'nın “Yaş Otuz Beş”, "Haydi Abbas" şiirleri en hatırımda kalanlar. 

Şehri, temiz ve titiz bir kızdı. Sabah namazını kılar, saçlarını tarar, giysilerini giyer işe öyle başlardı. Ablası Nazmiye, Samsunlu bir adamla evlenince, kayınbiraderiyle de Şehri'yi evlendirdi. Daha sonraki yıllarda biz onu çok ziyaret ettik fakat o pek gelemedi. Evlilik hayatını daha sonra anlatırım.

İşte hayatımızdan bir Şehri geçti. Bugünlük bu kadar yeter. Devamı daha sonra. Esen kalın.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar