Ordu
DOLAR9.543
EURO11.1037
ALTIN549.53
Nalan TÜRKELİ

Nalan TÜRKELİ

Mail: [email protected]

Sende Büyü Var

Mesaj kutuma gelen videoyu açar açmaz, aynı an kulakları yırtan iniltili seslerle afallayıp kaldım.

 

Zayıflıktan kamburu çıkmış orta yaşın üzerinde bir adam, iki kollarını çaresizce iki yana salıvermiş vaziyette, yüreğe dokunan ağıtlarla bağıra bağıra nasıl da ağlıyor!

 

Biraz da uyku sersemliğiyle olayı tam anlayamadığımdan, "Eyvah," dedim; "Sanırım aile katliamı var ortada! Ya da bir kadın daha cinayete kurban gitti."

 

İzlemeye devam ettikçe aydınlanmaya başladı konu. 

 

Konuk edildiği kadın programında, pembe renk koltuğun en ucuna eğreti halde ilişmiş, kabahat işleyen çocukça hallerle, evi terk eden karısına eve dönmesi için salya sümük yalvaran adamın çaresizliğiydi, yansıyan.

 

Nefesi kesilircesine; "Sen benim her şeyimsin bilmiyor musun ha, bilmiyor musun! N'olur evine dön! Bu adam sana büyü yaptı büyü, büyü," yalvarışları o an hem gülünç geliyor, hem de içime işliyor, acı acı!

 

Hemen ardından karısı görünüyor ekranda. Pişkin pişkin, "Hayır, dönmeyeceğim! Ne büyüsü be," diyor. "Büyü falan yok, ben senin dayaklarından bıktım da kaçtım. Senden bıktım senden! Sakın beni arama. Hem biz birbirimizi çok seviyoruz. Kumamla da çok iyi anlaşıyoruz!" 

 

Toplumda, erkeğin bir çok alanda özgür olduğu, kadının sindirildiği gerçekliğini çürütürcesine baltalayan bu eylem, ister istemez insanın tuhafına gidiyor!

 

Peki neler oluyor da o kadınlar, kurulu düzenini bir çırpıda yıkıp korkusuzca yeni bir sevgili bularak, üstelik evli bir erkeğe kaçma cesareti gösterebiliyor?

 

Aile içi şiddete katlanamayan resmi nikahlı bir kadının, tüm yasal haklarından feragat ederek, geleceği belirsizlik de olsa, kaçması kadar doğal ne olabilir!

 

Tuhaf olan kaçış değil elbet de!

 

Tuhaf olan, dinsel inançların emrettiği çerçevede yaşamaya boyun eğen hatta cinselliğinden utanan kadınların, aşk uğruna her şeyi hiçe sayarak korkusuzca kaçması!

 

Oysa toplum baskısından ve kendi çevresinden de dışlanmaktan korkan çoğu eğitimsiz bu kadınlar, üstelik evli erkeklere kaçıyor!

 

Erkeği, geleceğin sigortası kabul eden zayıf kadınlar, güçlü gördükleri erkekler uğruna ahlaki tabuları mı yıkıyor? Eğer öyleyse, kimden cesaret alıyorlar?

 

Bir adamın imam nikahlı ikinci eşi olarak yaşamayı kabul edenler, bu eylemin özgürlük olduğunu sanıyorsa, insanın ilk aklına gelen soru, iktidardan mı cesaret alıyorlar?"

Öyle ya, zinayı suç olmaktan çıkaran erkek hakimiyetli iktidar tayfası ve cenahı, birden fazla nikahsız eş alanlarla dolu!

Cinsiyetçi anlayışıyla, kadın kimliğini aşağılayan gayr-ı resmi birliktelikler, hiç bir ekonomik özgürlüğü olmayan kadına, özgürlük diye yutturuluyor!

Hatta iktidar ulemaları tarafından, resmi nikah olmadan kıyılan imam nikahının, hukuken geçerli olabileceğine vurgu yapılıyor!

 

Böylelikle, öğretilmiş bir çaresizlik içinde oradan oraya savrularak,  hiçliğe mahkum ediliyor kadın!

 

Erkeğin, kadına bir eşya gibi sahip olduğu, kadınınsa erkeğe ait olduğu hastalıklı düşünce, iktidar tarafından körüklendikçe, kim bilir daha kaç kadın onursuzlaştırılacak?

 

Yaşam bilgisi kıt, karakteri oturmamış kaç cahil kadın, adına aşk dediği duygusal bağla hiçliğe sarılacak?

 

Erkekliğin, bir üstünlük olduğuna inandırılan erkekler de en az kadınlar kadar zavallı değil mi!

 

Eşit haklara inanmayan, asıl sorunun tam da bundan kaynaklandığını idrak edemeyen her iki cinsin çaresizliği, bazen de büyü muska gibi hayali kavramlarla bastırılmaya çalışılıyor. 

 

Terk edilen erkeğin, terk eden kadını çok zaman  iffetsizlikle itham ettiği, hatta bunu namus ve onur meselesi yapıp, ölümle cezalandırdığı ölüm kalım savaşıdır, bu ülkede kadın olmak!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar