Ordu
DOLAR9.4975
EURO11.062
ALTIN548.14
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

“Sesimi duyan var mı?”…

Kurtarma ekiplerinin içimizi acıtan, yüreğimizi dağlayan bu seslenişine öyle çok tanık olduk, kanıksadık ki.

Ülkemizin acı ve yadsınmaz yazgısı deprem bu kez İzmir’i vurdu canlar alarak yine yasa boğdu hepimizi. Ne zaman nerede meydana geleceği belirsiz, doğal afetlerin en büyüğü deprem bina sağlamlığının önemini, gevşek zeminlere yapı izninin verilmemesi ve imar aflarının ne denli yaşamsal  olduğunu yeniden anımsattı.

İzmir depreminde canlarını yitirenlerin çoğunluğunun çürük binalarda oturanlardan olduğu görüldü. Resmi rakamlara göre 18 bin kişinin öldüğü 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin ardından hayata geçirilen kentsel dönüşüm ve depreme dayanıklı binaların yapımı hala istenilen düzeyde ilerlemiyor. İzmir’de yaşamlarını yitirenler de dayanıksız binaların kurbanı oldu. Bilim insanlarının sürekli uyardığı İstanbul’da oturmaya elverişsiz o kadar çok eski bina var ki. Olası depremde ortaya çıkacak sonucu düşünmek bile istemiyoruz.

Aslında, çok hafif atlatıldı İzmir depremi. Elbette, yaşamını yitirenleri, ailelerinin acılarını göz ardı etmiyoruz.  Ateş düştüğü yakar. Ne var ki, 6.9, hatta ABD’ye göre 7 büyüklüğündeki depremin çok sayıda can kaybı olmadan atlatılması büyük şans.

Deprem bilimci Prof. Dr. Ahmet Ercan’ın da vurguladığı gibi depremlerde canlarını yitiren, ocağına ateş düşenler hep yoksul ve garibanlar. Nedeni ise parasızlıktan çok eski ve dökülen, güçlendirilmeyen binalarda oturmaları. Parası olan zaten güvenlikli lüks sitelerde, evlerde ve semtlerde yaşamını sürdürüyor. Çok doğru söylüyor Ahmet Ercan, “Siz hiç depremde ölen zengin veya ünlü duydunuz mu?” diye. Ne olursa, ne gelirse o zavallı, çaresiz insanların başına geliyor. Yaşamlarında olduğu gibi, depremde de yardım elinin uzatılmasını bekliyorlar.

 Burada devletin ivedilikle devreye girmesi gerekiyor.

Büyük kentlerde, Özelilikle İstanbul’da bırakın insanın oturmasını, at bağlasanız durmayacak yıkılmayı bekleyen binlerce dayanıksız, çürümüş bina var. Marmara Depremi’nin ardından ülke genelinde başlatılan kentsel dönüşüm projesi yoğunlaştırılmalı. Ayakta zor duranlar bir an önce tahliye edilerek, yıkılmalı. Bu yılın başlarında Elazığ ve Malatya’da meydana gelen depremlerde canlarını yitirenler de sağlıksız evlerde oturanlardı.

Türkiye’nin birinci sınıf deprem ülkesi olduğunu unutmadan, kentsel dönüşüm hızlandırılmalı, toplanma alanları ivedilikle oluşturulmalı. Ha, İstanbul’da çok sayıda toplanma alanlarının birilerine verilerek 10-15 katlı gökdelenler dikildiği haberleri medyada aralıklı yer alıyor. Bu alanların yok edilmesinin acı bedelini önlenemez depremde ödemek istemiyorsak, toplanma alanları çoğaltılmalı. Tabii, öncelikli görev yerel yönetimlere düşüyor.

Bu arada, Marmara Depremi’nin ardından yurttaştan toplanan 70.8 milyar lira tutarında deprem vergisinden haberi olan var mı? Kentsel dönüşüm için güzel kaynak.

Yüreğimizi kabartan, gözümüzden yaşlar akıtan kurtarma ekiplerinin  “Sesimi duyan var mı?” sözlerini artık duymak istemiyoruz. Bu ülke depreme çok canlar verdi, değerlerini yitirdi. Önlemler aksaksız hayata geçirilmeli. 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar