Ordu
DOLAR15.9175
EURO16.8403
ALTIN942.65
Yalçın Şimşek

Yalçın Şimşek

Mail: [email protected]

reader

Sessiz ev

Neredeyse her gün göz göze geliyordum, Taşbaşı ile Zaferimilli Mahallesini ayıran dereye tepeden bakan o tarihi evle. Dayanamamış, aramıştım Ayten Ablayı.

“Neden şu güzelim evde değil de apartmanda oturuyorsun,” dediğimde “Bu yaştan sonra kim uğraşacak,” diyerek kesmişti sözümü. Haksız da sayılmazdı hani; üç ay sonra veda etti hayata.

Oysa bir zamanlar cıvıl cıvıldı o sessiz ev. Sabriye Ablanın Sürmene şivesiyle yakınmaları, Hacı Amcanın gevrek kahkahaları ve çocuklarının coşkusu inletirdi ortalığı. Ne de olsa hayat adil davranmış; iki kız, iki de oğul vermişti Sabriye ile Hacı Şimşek’e. Önce Ayten, ardından Ayhan, sonra da Şükran ile Mustafa gelmişti dünyaya.

Ancak dört çocuktan sadece biri seçti evliliği. Bu evlilikten Serdar isimli bir oğlu oldu Şükran Ablanın. İki evlilik yapan Serdar’ın da ilk eşinden Tuğçe adlı bir kızı…

Önce Hacı Amca, adından Sabriye Abla veda etti hayata. Ardından Ayhan, peşinden Şükran, sonra Mustafa, en sonra da Ayten Abla…

Genç yaşta İstanbul’a, sonra da Almanya’ya gittiği için hiç tanışamadım Ayhan Abiyle. Ama Şükran Abla ile Ordu’da, Ayten Abla ve Mustafa Abiyle de Ordu ve İstanbul’da çok kez kesişti yolumuz. Dostluk vardı, akrabalık vardı ne de olsa…

İlklerin taşıcısı, 68 kuşağının militanlarıydı onlar. 1968 baharında tutucu De Gaulle yönetimine karşı öğrencilerin eğitim talebiyle başlayan ve Amerikan emperyalizmini, cinsiyet eşitliğini de kapsayarak, küresel bir başkaldırıya dönüşmüştü o isyan. İşte Türkiye’de 68 kuşağının önde gelen temsilcilerinden biriydi Mustafa Şimşek. Genç bir öğretmen olan Ayten Abla da etkilenmişti bu isyan dalgasından. Onlar buluştuğumuzda tek konu vardı konuşulan; devrim.

Ordu’da önce Taşbaşı, ardından da diğer mahallelere yayılan sol hareketin öncüsüydü Mustafa Şimşek. Onun sayesinde devrimci olmuştuk ailece ve mahallece. Ordu’yu sarsan “Fındık mitingi” nin de örgütleyicilerinden biriydi o.

Artık Ordu da onlarsız, Taşbaşı’ndaki o asırlık ev de. Ulu bir çınarın sararan yaprakları gibi usulca dallarından kopup toprakla buluştular bir bir. Önce Ayhan, sonra Şükran, ardından Mustafa ve geçtiğimiz Mart’ta da Ayten Abla!.. Onun vedasından sonra daha sık göz göze gelmeye başladım o sessiz evle. Sanki suskunluğa ve öksüzlüğe ağıt yakarcasına, “Evler de öksüz kalır, sahipleri terk edince,” der gibi yaşlı gözlerle bakıyordu bana.

Dayanamadım, hızlı adımlarla çıktım, aylardır onu izlediğim inşaattan. Köprüyü geçip bir anda evin önünde buldum kendimi. Merdivenlerini adımlayıp yürümek istedim, altı sarnıç olan taşlığında. Dokunmak istedim asırlık duvarlarına.  Ama yapamadım. Sanki ömür boyu yalnızlığa mahkûm olmuş gibi dış kapısı zincirliydi asırlık evin.

 

 

 

 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar