Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Şimdi de Afganlılar…

Suriyeli mülteciler yetmezmiş gibi, şimdi de Taliban’dan kaçan Afganlılar, Türkiye’ye akın ediyor.

Kevgire dönen sınır kapısından elini kolunu sallayan Afganlılar, hiçbir engelle karşılaşmadan soluğu ülkemizde alıyor. ABD’nin çekilme kararı üzerine işbirlikçi oldukları sanılan Afgan mülteciler nedense diğer ülkeleri pas geçiyor. İran, o denli katı ki bunlara karşı  birinin bile ülkelerinde bulunmalarına izin vermiyor.  Ama sınırlarından Türkiye’ye geçmelerine göz yumuyor. Öyle ya, nasıl olsa “Tanrı misafiri” diye ülke kaçkınlarını yıllardır ağırlıyor Türkiye.

Afganlı ve diğer sığınmacıların ülkemizde giderek her yerde kök salması  sıcak yaz günlerinin temel başlıklarından biri oldu. Siyaset ister istemez toplumu rahatsız eden yabancılara kilitlendi. Daha çok konuşulacak gibi baş ağartan bu sorun.

Türk yurttaşları işsizlikten kıvranırken, aldığı maaş ve aylıkla zor geçinmeye çalışırken, kaçkınların burada her türlü masrafı karşılanıyor, hastanelerde sıra beklemeden tedavi olabiliyor. Oh ne ala, ne güzel Türkiye’den daha rahat bir ülke mi bulacaklar sanki!

Artık bıçak kemiğe dayandı. Bu kadar sorumsuzları Türkiye daha fazla barındıramaz. Siyasi iradenin bunlara “Tanrı misafiri” diye hoşgörü gösterme zamanı geçti. Yüksek doğurganlık oranları ile sayıları giderek artıyor. İleride çok büyük tehlike oluşturacakları aşikar.

Aslında ülke kaçkınlarını mülteci diye tanımlamak ne denli doğru? Sorgulamak gerek.

İç çatışmalardan ötürü her yeri barut kokusu ve kanın sardığı ülkeden can korkusu ile kaçarak soluğu Türkiye’de alan Suriyelilerin sayısı 4 milyonu aştı. Şimdi de bunlara Afganlılar ekleniyor.

2011 yılından bu yana ülkemizde ikamet eden artık konuk sayılmayacak Suriyeliler ekonomiye, sosyal ve çalışma yaşamına yük olmaya başladı.

Siyasi iradenin kucak açtığı, on binlercesine yurttaşlık hakkı tanıdığı Suriyelilerin geçen süreçte yasa dışı tutumlara evrilmeleri, suç sabıkalarının kabarması, girilemez kendi yaşam alanlarını oluşturmaları ve kayıt dışı istihdama olanak sağlamalarından ötürü toplum tarafından kendilerine karşı yoğun tepkiler var ve istenmiyorlar.

2011 yılından bu yana Suriyeli ve diğer mültecilere 40 milyar doları aşkın paranın harcandığı yetkililerce açıklandı. Çok sayıda yurttaşımız  yemeye ekmek bulamazken,  10 milyonu aşkın kişi işsizlikten kıvranırken, milyonlarca emekli açlık sınırı altında kalan aylığa talim ederken bu denli yüksek paranın hiçbir sorumluluk almadan rahatça yaşamlarını sürdüren Suriyelilere harcanması kabul edilemez. O para zor durumdaki vatandaşımızın gereksinimleri için kullanılsa rahata erecek, sıkıntı çekmeyeceklerdi.

Afganlıların gelmesiyle Türkiye mülteci ülkesi konumuna geldi. Ne var ki, bunu kaldıracak gücü yok Türkiye’nin. Açın kapıları, salın Avrupa’ya bunları. Olmuyorsa ülkelerine gönderin. Kendi ülkesine yararı olmayanların, Türkiye’ye ne katkısı olur ki… Masraftan başka.

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, soruşturmaya yol açan bir  karara imza attı. Bir türlü kentten ülkelerine dönmeyen mülteciler su faturası ve katık atık bedelini 10 kat zamlı ödeyecek. O kadar uyardı ama sözünü bir türlü dinletemedi, Türkiye’ye yatmaya gelen bu aymazlara. Sonunda doğru olanı yaptı Başkan Özcan. Kesinlikle ırkçılık olarak nitelendirilemez Suriyeli ve Afganlılara “evlerine dönün” çağrıları. AKP’nin üst yönetiminden Yasin Aktay, “Suriyeliler dönerse Türk ekonomisi çöker” gibi bir laf etmiş. Bu söz karşısında söylenecek olan tek şey, “pes doğrusu”. 10 milyon işsizin bulunduğu Türkiye’de üretimin çarkları rahatlıkla döner. Kimse kaygılanmasın.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar