Ordu
DOLAR9.5126
EURO11.063
ALTIN549.46
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Singapur’un Ekonomik Mucizesi ve Türkiye'nin Çıkaracağı Dersler

Japonya’nın ve yakın tarihte de Güney Kore’nin ekonomik başarısını bilmeyen yoktur. Ancak, bu iki ülkeden belki de daha ileri seviyede ekonomik ve sosyal gelişme sağlayan ülke, günümüzde sadece 5,7 milyon nüfusu ile bir şehir devleti olan Singapur’dur.

Malezya Federasyonu’ndan 9 Ağustos 1965 tarihinde ayrılarak tam bağımsızlığına kavuşan Singapur,  o tarihlerde kişi başına düşen geliri sadece 500 Dolar olan ve doğal kaynaklardan yoksun fakir bir ülkeydi. Bugün ise, kişi başına düşen geliri 65 bin Dolar ile dünyada 9’uncu sırada yer alan, 1988 yılından itibaren sürekli dış ticaret fazlası veren, toplam ihracat içinde ileri/yüksek teknoloji ihracatının oranı açısından dünyada 4’üncü sırada bulunan ve işsizlik oranının %3-4’lere indiği gelişmiş bir ülke haline gelmiştir. Doğal kaynaklardan yoksun olan küçük bir ada ülkesi için bu denli hızlı bir değişim, tam anlamıyla ekonomik bir mucizedir.

Peki, Singapur mucizesinin temel dinamikleri neler olmuştur?

Jon S. T. Quah imzalı, 2018 yılında yayınlanan ve Türkçesi “Singapur Neden Başarılı: Singapur’un Başarısının Beş Sırrı” olarak çevrilebilen makale, bir önceki sorumuzun cevabını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Gazetedeki bu köşede Singapur’dan bahsetmemin nedeni de, Türkiye’nin bu ekonomik mucizeden çıkaracağı çok önemli derslerin bulunmasıdır.

Jon Quah’a göre (2018), Singapur’un ekonomik başarısının altında yatan beş önemli sır ise şunlardır:

 İlki ve en önemlisi; Singapur’u 1959’dan 1990 yılına kadar yöneten ve mucizenin baş aktörü olan Başbakan Lee Kuan Yew’in “meritokrasiye” verdiği önemdir. Meritokrasi; yönetim gücünün, yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne, yani liyakate dayandığı yönetim biçimidir. Başka bir ifadeyle, özellikle kamu sektöründeki işe alımlarda bilgi, başarı ve yeteneğin ön plana çıktığı yönetim anlayışıdır. Türkiye’nin bu alanda hangi düzeyde olduğunun yorumunu ise size bırakıyorum!

İkincisi; Singapur’un etkin bir kamu bürokrasisine sahip olmasıdır. Singapur’un kamuda meritokrasiye ve çalışanların eğitimine önem vermesi, politikaların uygulanmasında personelin yüksek düzeyde yeterliliği ile sonuçlanmıştır.

Üçüncüsü; ülkenin yolsuzluklardan uzak tutulması olmuştur. Singapur hükümeti, 17 Haziran 1960 tarihinde Yolsuzluğu Önleme Yasası’nı (POCA) yürürlüğe koymuş ve Yolsuzluk Uygulamaları Araştırma Bürosu’na (CPIB) daha fazla yasal güç, personel ve finansman sağlayarak güçlendirmiştir. CPIB'nin başarısının en önemli nedeni, POCA'nın tarafsız bir şekilde uygulanması olmuş; yolsuzluk suçundan suçlu bulunan herkes, konumu, statüsü veya siyasi bağlılığı ne olursa olsun cezalandırılmıştır.

Dördüncüsü; Singapur’un eğitime aşırı önem vermesi olmuştur. Singapur, doğal kaynakların yokluğunu, nüfusunun becerilerini geliştirmek için eğitime yoğun bir şekilde yatırım yaparak telafi etmeye çalışmıştır. Çünkü Singapur’a göre eğitim, nüfusun uzun vadeli geleceğinin bir anahtarı olarak görülmüştür.

Beşincisi ve son sırrı da; hükümetin, sorunları çözmede yaptıkları hataları tekrar etmemek için diğer ülke deneyimlerinden ders almaları olmuştur. Singapur, politik ve ekonomik sorunlarına uygun çözüm yolları bulmak için diğer ülkelerde nelerin yapıldığını dikkate almıştır. Bağımsızlığın ilk yıllarında, savunma ve diğer alanlarda kamu politikalarını oluşturmak için İsrail ve İsviçre gibi küçük ülkeleri rol modeli olarak belirlemiştir. Daha sonra ise, Batı Almanya (teknik eğitim için), Hollanda (Changi Havaalanı için) ve Japonya (kalite kontrol çemberleri ve suçları önlemek için) gibi diğer ülkeleri de listeye eklemiştir.

Singapur’un büyüme ve kalkınmasında, ekonomik unsurlardan daha çok sosyal faktörlerdeki olumlu gelişmeler rol oynamıştır, denilebilir. Bu başarı öyküsünün ana karakterleri ise, insana verilen değer ve ona yapılan yatırımdır.

 

 

 

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar