Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

Sohbet

Sohbet-Hasbıhal, her ne ise, bugün dertleşeceğiz. Tabii yakın sözlü tarihi konuşacağız.

Babam (Ali Baş), 1939 yılında “iflas” bayrağını çekiyor.  12 bin 500 lira tüccara, aynı miktarda bankalara…

Biz çocuklarına 1949 yılında (yuvarlak hesapla 10 yıl sonra) tek tek oturduğu odaya çağırarak şu soruyu soruyor:

-Araba mı istersiniz, bahçe mi? Hangisini alalım…

Anamızdan tembihli olduğumuz için:

-“Bahçe al!” diyoruz. Aferin alan tekrar mutfağa anamızın yanına dönüyor.

-“Aferin aldım”.

-Bir “aferin de benden!!!”  

***

Oysa babam bahçeyi bir yıl önce almış… Bir yıl içinde (paydaşlar devreye girer) “şufa” davası açılır diye gizli tutmuş…

Her ne ise… Bir yıl sonra alınan bahçeye, ocaklar arası hendekler açmaya, tarım yapılacak açık alanları kazmaya başladık. Bahçenin bir bölümünde tarım yapılmayan alanlar varsa hayvanlarımızı otlatmaya götürüyoruz. Genellikle çobanlarla bir olup, şosenin iki yanındaki hendeklerde yaylım yapıyoruz.

***

Akıl bâli olunca, babamın “iflas” bayrağını çektiği yıllara döndüm. Efendim, fındık fiyatı, 91 kuruşa kadar çıkınca iyi de,  bir iki ay içinde 23 kuruşa düşmesi büyük fırtınanın geldiğinin habercisi oluyor. İkinci dünya harbi başlamış, Almanlar bir günde Romanya’yı geçip, Bulgaristan sınırına dayanmış…

Türkiye savaşa girecek mi, girmeyecek mi?

 Eşraf, Musabaşoğlu Ali’nin mağazasında toplanmış bunu tartışıyor…

Gazeteci Bilâl Köyden, Güzelordu Gazetesi’nde burada söylenenleri yayımlıyor.

Aynen alıyorum:

“İmzasını “Ali” diye atmasını bilen Musabaşoğlu Ali, şöyle konuştu:

“Ben babamdan miras kalan evin eşiğini keserle yonta yonta bir gün yıkıldığını gördüm. Şimdi kendi yaptırdığım evin duvarını, çocuklarımın, tebeşirle dahi çizmelerine asla müsaade etmiyorum.”

Orada bulunanların, bu söylenenlerden bir anlam çıkaramadıklarını görünce, Musabaşoğlu Ali sözlerine şöyle devam etti:

  “Bu vatan bir baba mirası değildir; kanı pahasına kurtarılmıştır… Yok olup gitmesine asla izin verilmeyecektir.”

***

Bir hafta sonraki Güzelordu Gazetesi’nde manşette şöyle bir haber daha verilir;

Türkiye Büyük Millet Meclisi “gizli” oturumunda gazetemizde çıkan bir haber tartışıldı:

“Karadeniz’de Milli şuur tamdır” dendi!

***

İflas, konusu benimle birlikte uzun yıllar büyüdü büyüdü, sonunda bir gazete haberi, babamı aklamama yetti.

Gazete sırasıyla Türkiye’nin en büyük ekonomik krizlerini yıl yıl masaya yatırmış… “1939 yılında başlayıp 1950 yılında biten en büyük kriz:

Şöyle diyor: “1939 yılındaki bir liramız, 13 yıl sonra yine bir lira oldu.”

Özetin özeti: paramız “aynı” değere ulaştı, dolaysıyla satın alma gücü arttı.

***

Babamın iflasına gelince “1939 yılı Türkiye’nin de iflası idi.

Babamız, 1949 yılına kadar demek ki borçlarını ödemiş; biz çocuklarına da yeni bir bahçe alacak parayı biriktirebilmişti.

Sonuç; 29 Ekim 1953 Cumhuriyet Bayramı günü, Musabaşoğlu Ali’yi bir kalp krizi sonucu kaybedecektik.

Gazeteci Bilal Köyden 4 Kasım 1953 günkü Güzelordu Gazetesi’nde uzun bir yazı kaleme alacaktı:

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar