Ordu
DOLAR15.8769
EURO16.8435
ALTIN942.55
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

reader

Son Dönemde Uygulanan Ekonomi Politikalarının Sonuçları

Türkiye’nin son döneminde uygulanan ekonomi politikalarının sonuçlarına ilişkin beklentilerimi daha önceki yazılarımda özetlemiştim. Artan enflasyon oranlarına rağmen Merkez Bankası’nın politika faiz oranını düşürmesinin yanlış politika olduğunu, bunun kur artışlarını ve enflasyon oranlarını daha da fazla tetikleyeceğini ve hatta piyasa faiz oranlarının daha da yükselmesine yol açacağını çoğu iktisatçı gibi ben de vurgulamıştım.

Şimdi gelelim uygulanan bu politikanın sonuçlarına:

  1. Faiz indirimi sonrasında 18,5 seviyesine kadar yükselen dolar kuru, “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Hesabı” uygulamasının ilan edilmesinden sonra 11’li seviyelere kadar gerilemiş, yaklaşık bir hafta sonra da tekrar artışa geçerek 13,5 ile 14 aralığında nispeten istikrar kazanmıştır. Ancak, dolar kurunun bu seviyeleri de Türkiye’nin hâlihazırdaki ekonomik koşulları için oldukça yüksek düzeylerdir.
  2. Hızlı ve istikrarsız kur artışlarının ilk büyük yansıması enflasyon oranları üzerinde olmuştur. 2021 yılının Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) enflasyonu son 19 yıllık rekorunu kırarak %36; Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) enflasyonu ise %80 gerçekleşmiştir. Hemen belirteyim, Türkiye ekonomisi üzerine yapılmış akademik ve matematiksel çalışmalar (ampirik), ÜFE enflasyonunda meydana gelen artışların belirli bir süre sonra TÜFE enflasyonuna sirayet ettiğini göstermektedir. Bu sonuç da, TÜFE enflasyon oranlarındaki artışın bir süre daha devam edeceği anlamına gelmektedir.
  3. Merkez Bankası’nın faiz indirimi sadece bu faiz oranının düşmesi ile sınırlı kalmıştır. Özel bankaların kredi faiz oranları ve devletin borçlanma faiz oranları aksine yükselmiştir (Tahvil, Bono gibi). Örneğin, Kasım 2021’in başlarında %17 seviyesinde olan Türkiye’nin iki yıllık Tahvil faizleri %23-25 aralığına yükselmiştir.
  4. Son dönemde yaşanan ekonomik türbülansın en önemli sonuçlarından bir diğeri ise bozulma eğilimine giren gelir dağılımıdır. Şunu unutmayın ki, bir ülkenin toplam milli gelirinden (GSYH) ziyade, bu gelirin nasıl dağıldığı daha önemlidir. Başka bir ifadeyle, pastanın büyüklüğü değil de, pastanın kaç kişi arasında ve nasıl bölüştürüldüğü refahın esas göstergesidir. Bu bağlamda, gelir dağılımına ilişkin şu değerlendirmeler yapılabilir:
  5. İlk önce yöremizden örnek verelim. Fındık hasadı sonrası 2021’in Ağustos ve takip eden aylarında birçok çiftçi fındığını 22-26 TL aralığında sattı; fındık fiyatı düşük olduğu halde satmak zorunda kaldı. Çünkü çiftçiler veresiye aldığı malların fiyatını ödemek zorundaydı. Veresiye borcu olmasa bile, fındıkla geçinen birçok insanın paraya ihtiyacı vardı. Sonra ne oldu? Artan kur ve enflasyon oranlarını takiben fındık fiyatı 30 TL’yi aştı.  Peki, 30 TL’ye fındığını kimler sattı? Pek tabii ki, ilk grup kadar fındık parasına bel bağlamayan ve gelir düzeyi daha yüksek olup fındığını bekletenler… Dolayısıyla, genel itibariyle, düşük ve orta gelirliler fındıktan daha az para kazanmışken, gelir durumu iyi olanlar daha fazla para kazandılar.
  6. Yine artan kur ve enflasyon oranı sonucunda otomobil ve konut fiyatlarında ciddi yükselişler yaşandı. Yüksek gelir grubuna dâhil insanların kaç arabası ve evi olduğunu düşünün, bir de düşük ve orta gelirli insanların kaç arabası ve evi olduğunu düşünün. Dolayısıyla, yüksek gelirli insanların serveti bu ortamda değer kazanmışken, düşük ve orta gelirliler bu imkândan daha az yararlanabildi.
  7.  Hiç kuşku yok ki, son dönemde yaşanan kur artışlarından en çok kazanç sağlayan kesim, kasasında/bankasında döviz veya döviz cinsinden menkul değer tutan kesim oldu. Gelir düzeyi yüksek olanlar ve dolayısıyla daha çok dövizi bulunanlar bu yüksek kur artışları sonucunda önemli bir sermaye kazancı elde etti.

Özetle; son dönemde uygulanan ekonomi politikaları üç önemli makroekonomik soruna yol açtı. Bunlar; yüksek kur artışları, yüksek enflasyon oranları ve gelir dağılımının bozulması. Ancak, Türk halkının büyük bir çoğunluğu düşük ve orta gelir gruba dâhil olduğu için, bu sorunlar arasında bizi en çok etkileyen gelir dağılımının bozulması oldu. Kısaca, 1990’lı yıllarda dilimize pelesenk olan “para, parayı çeker” ifadesi tekrar dilimize dolandı.  

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar