Ordu
DOLAR12.6933
EURO14.3615
ALTIN733.07
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Takım elbise ve kravat…

İğrenç kadın cinayetleri ne yazık ki sürüyor. Sapık ruhlu katilerin işlediği kıyım her yerde acımasız yüzünü gösteriyor.

CHP Giresun Milletvekili Necati Tığlı’nın hazırladığı rapora göre, bu yılın dokuz ayında 369 kadın cinayete kurban gitti. 2003 yılında erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı 83 iken, 2020 yılının dokuz aylık diliminde yüzde 344.5 artışla 369 oldu.

Korunaksız ve yalnız kadınlar ortalıkta cirit atan katil sürüleri tarafından tecavüze uğruyor, dövülüyor ve öldürülüyor. Toplumun nefretini toplayan  iğrenç cinayetler yasalara karşın her geçen gün artıyor. Öyle bir boyuta ulaştı ki, magandalar eşini, nişanlısını, birlikte olduğu, boşanma aşamasında bulunduğu kadını sokak ortasında, kafede, lokantada veya başka bir yerde çekiyor tabancasını, bıçağını herkes gözü önünde yaşamdan koparıyor.

Olayın bir diğer üzücü yanı yargılanan katillerin iyi hal koşullarından yararlanması. Adam bir kadını hayatından etmiş, mahkemeye elbise takım giyerek ve kravat takarak geldiği için iyi hal uygulamalarından yararlanıyordu. Bu da toplumun vicdanını incitiyordu. Neyse ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kadın cinayetlerine yönelik sert tutumundan ötürü artık elini kolunu sallayarak salıverilmiyorlar. Yargıçlar, acımasız canilere karşı yasaların elverdiği en ağır cezaları veriyor artık. Demem o ki, ailenin temel direği kadınlara acımasız olanlara, yargı da acımasız olsun, elbise giydiği ve kravat taktığı için sapıklar salıverilmesin.    

Sözüm ona bazı tarikat şeyhi ve müritlerin açıklama ve tutumları da kadını değersizleştiriyor, ikinci sınıfa sokuyor. Geçen hafta Ankara’da Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne bağlı Etlik Eğitim ve Araştırma Hastanesi (Eski GATA) Başhekim Yardımcısı’nın kadınlara ilişkin yaptığı hoş olmayan açıklamalar bunun en güzel örneği. Adam doktor ve insanlara şifa dağıtacak güya. Olmaz olsun böylesi karanlık kafalılar. Medyanın gücü ve etkisi ile görevinden alındı neyse. Buna benzer bilemediğimiz öyle çok olaylar var ki. Kadını değersizleştiren, can güvenliğini tehdit eden ve tecavüzüne, öldürülmesine neden olan hiçbir tutum ve söylem kabul edilemez.       

Yasal düzenleme ve önlemlere karşın kadın cinayetleri sürüyor.  Necati Tığlı’nın  raporunda vurguladığı gibi, bırakın azalmayı her yıl  artıyor. Okumuşu okumamışı, eğitimlisi eğitimsizi, cahili bilinçlisi kadına şiddetti ve cinayeti hak olarak görüyor. Katil olduklarının farkında değiller.

Türkiye’nin onulmaz yarası olan kadına şiddeti, tacizi, cinayetleri önlemenin yolu koca, aile ve toplumun eğitilmesi, ataerkil yapının giderilmesi, kadın ve kocanın hiçbir ayrımcılık olmadan birlikte yaşamlarını sürdüreceği görüşünün kitlelere egemen olmasından geçiyor. Töre ve namus cinayetlerinin en büyük gerekçesi olarak gösterilen, “namusuna zarar geldiğini” savunan koca bu birlikteliği sürdürmemekte ne denli haklı olursa olsun, bunun çözümü şiddet ve cinayet değil, yasal mercilerdir.

 Ülke olarak kara tabloyu hiç hak etmiyoruz. Utancın önlenmesinde yasal düzenlemelerin yanında eğitimin ve bilinçlenmenin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Türkiye’nin  bu ayıptan bir an önce kurtulması gerekiyor.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar