Ordu
DOLAR15.5469
EURO16.2266
ALTIN907.4
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

reader

Tarım, tarım da ne yani?

Toplayıcı, avcı toplumdan, tarım toplumuna geçiş, milyonlarca yıl sürmüş…

Tarım (feodal) toplumundan sanayi (kapitalist) topluma geçiş 8 bin yılda, sanayi toplumundan, bilişim toplumuna geçiş ise son 200 yılda gerçekleşmiş!

Doğal olarak ilkel tarım aletlerinin yerini, makinelere almış. Kırsalda insan gücüne giderek ihtiyaç azalmış, tarım dışı kalan nüfus, işbölümünün yoğun olduğu kentlere hızla akmaya başlamıştır.

***

Eğer bir tarihleme gerekirse, Türkiye’de kırsaldan kentlere göç 1950’li yıllarda başladı.  

İkinci Dünya Harbi sonrası -galip devletler safında yer alan- Türkiye’ye ABD’den Marshall yardımı adı altında buğday gelmeye başlamıştır.

Bir posta çuvalı buğday alan aile, sadece 20 TL (o da nakliye masrafı) ödemek zorundaydı.

O yılları iyi bilen biri olarak rahatlıkla şunu söyleyebilirim: İlk defa tarlalar boş kaldı.

Kırsaldan kentlere göçü tarihlendirmek gerekirse ki, gerekir; Marshall yardımı adı altında dağıtılan buğday, bunun ilk ayağı sayılmalıdır.  

(İktisatçı Cemal Şener, Karadeniz’e ABD buğdayının ilk defa 1905 yılında geldiğini yazar.  Cemal Şener’in şöyle bir tespiti vardır: Karadenizli, Sivas’ın Türkiye’nin buğday ambarı olduğunu bilmez; Sivaslı tezek yakar, Karadeniz’de kömür yakıldığını bilmez!)

***

Değerli okur;

Tarıma dayalı kapalı toplum, kendi kendine yeten toplum olarak adlandırılır.

Bir başka anlatımla, ürettiğini tüketir.

(Avukat Osman Eribol, Mesudiye’deki köylerini anlatırken şöyle derdi: Bizim köyde toplasan 10 çuval buğday satılmazdı, her ev ihtiyacı kadar buğday ekimi yapardı.)

Ordu, Giresun, Trabzon sahil şeridindeki köyler ise pazar için üretim yapıyor. Pazar için yaptığı üretim sonucu, bir takım gereksinmelerini (şeker, tuz, gaz) daha kolay sağlıyordu.

Tabii zamanla bu da yetmedi, ürettiğinin maliyeti her yıl arttı. Kırsaldan kaçışın tek nedeni üretim maliyetlerinin artması değil tabii, giderek toprağın bölünüp, daha küçük işletmeler haline gelmesi, fazla nüfusun kentlere kayması sonucunu doğurdu. Bu da bir gerçek…

Kırsalda üretimden kopan bu nüfus kentlerde yoğunlaştıkça, üretmeden tüketenlere katıldılar.

Diyeceğim o ki, tarım ya da toprakla uğraşı sadece artı değer yaratıyor. Eline geçen 100 liranın 60 lirasını masraflara harcıyor, 40 lirasını kazanıyor. 40 lirayı ailede kaç kişi bölüşüyor?

Oysa ürünü alıp, işleyen, mamul hale getiren bir işletme katma değer yarattığı için, bire 10 kazanıyor. 

***

Bölgemizin geleneksel tarımına bir de bu cepheden bakmakta yarar var.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar