Ordu
DOLAR9.4975
EURO11.062
ALTIN548.14
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

“Tarımda neler oluyor” (1965-2020)

Sayın okur;

Pazar yazılarında (genellikle) doğa ve çevre konuları üzerinde yoğunlaşıyoruz.

Bu defa farklı bir bakış açısını gündeme taşıyacağız.

Tarımda neler oluyor?

İlk vuruş (milat demek istemiyorum) 1965 yılında; Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) seçim propagandası, kırsalda tarımla uğraşan seçmenlere neyin nasıl söyleneceği üzerine yoğunlaşmıştı. Aradan geçen 55 yıl sonunda -aynı noktaya- nasıl gelindiğini, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın, Halk TV’de TARGEV Başkanı Sami Doğan’ın sunduğu “Tarımda Neler Oluyor” programındaki açıklamalarından öğreniyoruz.

***

Başkan Karalar, özetin özeti şunu söylüyor: “Tarımcıya önce, ürün çeşitliliğinde desteğimiz oluyor. 100 dönüm arazisi olan bile bu programa dâhil edildi. Şunu önceliyoruz: Girdi maliyetlerini en aza düşürmek; gerektiğinde araç desteğinde bulunmak… Bunu şu şekilde yapacağız: Üreticilerimiz talep ettiklerinde, bizim (temin ettiğimiz) araçları göndereceğiz… Üretici, ayrıca bu araçları satın almak zorunda kalmayacak…”

***

Adı konmamış olsa da, bu bir kolektivizm… Tarlaları birleştirmeyeceğiz; üretim araçlarını ortaklaşa kullanma kültürünü geliştireceğiz. Bu da girdi maliyetlerini oldukça aza indirecek; üreticimiz daha fazla kazanacak!.

***

55 yıl önce, TİP’in seçim propagandalarında bu şöyle söyleniyordu:  Bu köyde kaç hane var? Her hanenin makineli tarım aletleri -süre olarak-  yılda kaç saat çalışıyor?

-10 ya da 30 saat!

Bu makinenin kaç yılda kendini amorti edeceğini düşünüyor musunuz?

***

Oysa sanayici sahip olduğu iş makinesini günde 10 saat çalıştırıyor. Sanayici, makinesini bir yılda amorti ederken; sizin amorti süreniz 10, ya da 15 yıl gibi uzun bir zamana yayılıyor.

***

Şunu da söylemeliyim; yerel yönetimlerin bu tip faaliyetleri, merkezi planlama olmadan yürütüldüğü sürece 18 yüzyıl İngiliz “ütopik” sosyalistlerinin “mevzi” alanlarda üretim denemelerinden ileri gitmez, gidemez!

Merkezi Planlama, siyasi bir tercihtir. Sağ siyaset (partiler) bunu programına almaz; onların olmazsa olmazı “Pazar ekonomisidir”!

***

Haksızlık yapmayalım; 1965 yılında sol siyaset, üreticiye bu gibi seçim propagandaları ile giderken; bir yandan da Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) 5 yıllık yatırım programlarını hazırlıyordu. Şurada kömür mü var, oraya Demir Çelik Sanayi… Şu ilimizde şeker pancarı üretimi mi yapılıyor; şeker fabrikası oraya yapılıyor…

Pamuk hangi ovada?

Tekstil sanayii de oraya…

Fındık nerede üretiliyor?

Fındık entegre tesisleri oraya yapılıyor!

Dikkat ettinizse, DPT’ da, tarımımıza dayalı bir sanayii planlaması yapılıyor.  Sanayii mega kentlere (İstanbul ya da İzmit’e) kaydırılmıyordu.

***

Şimdi DPT var mı?

5 yıllık planlamalar yapılıyor mu?

Tekrar edelim: Merkezi planlama yoksa yerel yönetimlerin üreticiye verecekleri destek; dar bir alanda paslaşmaktan ileri gitmez!

55 yıl öncesinden daha ileride değiliz!

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar