Ordu
DOLAR9.5192
EURO11.0575
ALTIN546.88
Yalçın Şimşek

Yalçın Şimşek

Mail: [email protected]

Taşbaşı’nda Bayram...

Bayramı, sokağa çıkma yasağı nedeniyle evde kös kös oturarak karşılamak zorunda kalınca, çocukluğumun Şeker Bayramları düştü aklıma...

Birkaç günlüğüne de olsa görür görmez sevdiğimiz kınalı kuzulara bıçak vurulmasına gönlümüz razı olmadığı için, Kurban Bayramlarından ziyade Şeker Bayramlarında coşardık biz.

Tarih eskiydi ama biz eskimemiştik henüz... Her şeyin farklı olduğu o günlerde daha çocuktuk ne de olsa.

Bayramlara fırsat muamelesi yapılıp, bir yerlere gidilip tatil yapılmazdı o zamanlar. Hısım akraba, konu komşu, eş, dost bir araya gelir, tatlı yiyip tatlı konuşurdu insanlar.

Biz de Hıristo’dan sonra üç kez el değiştiren, Taşbaşı’ndaki o üç katlı ahşap evde karşılardık bayramı. Yenisi alınmışsa ve eğer eskisini giymeyeceksek, sanki biri çalacakmış gibi yastığımızın altında ya da yanı başımızda dururdu bayramlık giysilerimiz.

Sevinçten uyku tutmaz, bir türlü kapanmazdı gözlerimiz. Ne de olsa Bayram’a uyanacaktık ertesi sabah... Ev içi bayramlaşmanın ardından yakın komşulara gelirdi sıra. Hayli fazla olurdu çalınacak kapı, öpülecek el.

Hemen karşımızdaki Halil Dayı ile Hava Nine’den başlar, aynı evin üst katındaki Neriman Abla ile Nurettin Amca’ya uğrardık sonra. Ardından Postacı Celal, hemen karşısındaki Fadime Teyze (çarıkçı) ve onların hemen çaprazında olan büyüğü ve küçüğüyle Safinaz Teyzelere gelirdi sıra...

Daha nice kapıyı çaldıktan sonra, akrabalara koşturur; Kıymet Yenge, Paşa Amca ile Müzeyyen Yengeye uğrardık. Şamlılar ve Honduroğluların ardından büyük bir heyecanla hızla yürürdük Tabyabaşı’na doğru uzanan yolda.

Yolun sağındaki eve gelince birden durur, usulca dış kapıyı açar ardından büyük bir heyecanla çalardık zili. Ne de olsa en büyük bayram ikramiyesini alacağımız yerdi burası: Doktor Nermin Hanımla, doktor Sefer Bey otururdu bu evde. Sadece şeker değil, içinde madeni para olan mendil de tutuşturulurdu küçücük ellerimize...

Zaman o kadar hızlı aktı ki, anılarda kaldı her şey. Biz de yaşlandık Taşbaşı da. Biz yaşlandıkça azaldı öpülecek eller, sarılacak bedenler. Büyüklerimizle birlikte, kuşlar gibi cıvıldaşıp, sevgiyle kucaklaştığımız kimi arkadaşlarımız da veda etti hayata.

Şimdilerde Taşbaşı da öksüz, bizim kuşak da. Ne babam ne analarım ne komşular ne de kardeşim gibi sevdiğim arkadaşlar kaldı geride. Artık evler de sessiz, bahçe de sokaklar da... Nur içinde yatsın veda edenler, nice ömürleri olsun geride kalanların.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar