Ordu
DOLAR9.5459
EURO11.0645
ALTIN549.43
Sezai KESKİN

Sezai KESKİN

Mail: [email protected]

TİCARET VE FAİZ

Bu yazıyı okuyan bazıları ''Bu dönemde faiz olmadan iş yapmak imkânsız'' diyecek… Desinler. ''Aman sen de çağdışı laf ediyorsun'' diye başlayacak bazıları… Desinler. Ben de bildiğimi anlatayım: Faiz haramdır. Hem de her türlüsü. Faize ayarlı ekonomi çarkı bozuk bir düzendir. Ötesini de söyleyeyim. Sizler ülkemizin kaynaklarını kurutan “borca dayalı para düzeni ve faize sırtını dayanan ekonomik sistemi” hayatın değiştirilemez gerçeği zannediyorsunuz. Sömürgeci devletler kendi menfaatleri uğruna ulusları fakirleştiriyor. Tefeci zihniyet yüzünden insanlar göç ediyor, acı çekiyor, köleleşiyor. Zulmün sonu bir türlü gelmiyor. Bunların hepsi 'paranın firavunlarının ultra lüks yaşamları uğruna.

Bugün Türkiye ve Türkiye benzeri gelişimini tamamlayan ülkelerde ekonomi üreten değil, sermaye sahiplerinin emriyle hizalanır. Ülkemizin iç ve dış borçlarının üçte biri devletin, üçte ikisi de özel sektöründür. 2020 bütçesinde devletin faize ayırdığı para, yatırımlara ayrılandan çok fazladır. Özel sektörün faiz ödemeleri de yaklaşık iki katıdır. Yani, Millet olarak gırtlağa kadar faize batmışız! Hepimiz ödüyoruz. Çünkü devlet ödediği faizleri bizden vergi olarak alıyor. Özel sektör de ödediği faizi ürettiği mallara yüklüyor. On liraya alacağımız malı değerinin pek üzerinde alıyoruz. Ekmeğimizden iç giysilerimize, konuttan binek otolara kadar bütün harcamalarda sömürülüyoruz. Kazançlarımızın yarısı faize gidiyor. İflas bayrağı çeken fabrikalar, konkordatoya giden işletmeler, faiz kurbanı değil mi?

Faiz kaderimiz değildir. Küresel eşitsizliğin artık sürdürülemez seviyelere geldiği ve faiz tabanlı ekonomilerin ülke ve şehir ekonomisine hizmet edemediği reddedilemez bir hakikat. Bu zalim faiz düzenini işleten kapitalizmin zincirlerini kırmanın yollarını aramalıyız. Faiz probleminin çözümü aşamasına geçilmelidir. Paradan para kazanma modeli yerine üretime yönelik kazanma anlayışı ticari hayata hâkim kılınmadıkça, ülke ekonomisinin büyüyemeyeceği, arzu edilen seviyede istihdam sunamayacağı bilinmelidir. Faizle 'beslenen' enflasyon canavarına karşı vatandaşın korunması gerekmektedir. Düşük gelirli vatandaşa uygulanan bazı vergiler kaldırılmalı ve yatırım yöntemlerini teşvik edici adımlar sıklaştırılmalıdır. Toplumda yardımlaşma, fakiri gözetme veya düşenin elinden tutma duyguları kayboldu. Para, değişim aracı iken 'putlaştı'. Faiz sınıflar arası sosyal boşluklar oluşturdu. Ve maalesef,  yüksek faizli tüketim arttırdıkça bu boşluk giderek genişliyor...

Aziz dostlar! Konunun özeti şudur: Üretime, emeğe sırtı dönük vaziyette leşe yürüyen bir sırtlandır faiz! Hayatın her sahasına girmiş faizden evvela birey olarak kaçış planı yapmak mecburiyetindeyiz. Kredi ile satın alınan ev, araba da faizdir. Daha ne yazayım!

Güneşin altın gözleri faiz tozuyla kirlenmiş yüzümüze değmiş midir acaba? Bu yazıyı okuyanlara değmiştir umarım…

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar