Ordu
DOLAR13.4113
EURO15.25
ALTIN766.32
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

TOHUM

Tarım bakanı açıkladı: 21 ilde üreticiye yüzde 75 tohum desteği verilecek.

Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, bu desteğin yerinde bir karar olduğunun altını önemle çizerken; yetmez: Mazot, gübre, ilaç vb. borçlarının üç yıla dağıtılarak ertelenmesinin şart olduğunu söylüyor.

Korona virüsü salgınıyla başlayan ekonomideki daralma, önümüzdeki aylarda tarımda da görülecek.

Bu biliniyordu, tüketim –ithal ekonomisi- bir yere kadardı, amiyane tabirle deniz bitti. Eve lazım olan buğdayını kimse satmıyor.

Bu savaş yıllarında görülürdü. Demek ki, korona virüsü salgını her ülkeyi yeni tedbirler almaya zorluyor.

Örneğin, maske konusu…

Parayı bastırır, istediğim kadar maske alırım, diyen ABD’de zor durumda. Fransa, İngiltere birinin ithal ettiğine, öteki el koyuyor.

Türkiye, maske ihracını durdurmayı bırakın, sokaktaki insanına maske yetiştirmek için, nerde ise eli dikiş tutan herkesi maske dikmeye çağıracak…

Nitekim; FOX Tv.’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu “Çalar Saat” programında 90 yaşında bir nine, kızının makinede diktiği maskelerin el dikişlerini yapıyor.

Sağlık savaşçılarımıza en anlamlı desteklerden birinin bu olduğu düşüncesindeyim. Bütün Anadolu salgından -en az can kaybıyla- kurtuluşa; elinde, avucunda ne varsa onula katkıda bulunuyor.

***

Canım annem: ”Oğlum, hazıra dağ dayanmaz” derdi. 6 çocuğunun da üretime katılmasını isterdi.

Nitekim öyle büyüdük. Tarlamızda sadece mısır üretimi yapılmazdı; pancar, fasulye, soğan, biber, patlıcan,  domates, patates, bezelye, marul, maydanoz ekimi, dikimi de yapılırdı. Her tür meyve bir/iki ağaç da olsa, bahçemizde vardı. Süt, yoğurt, peynir hayvanlarımız olduğu için soframızdan eksik olmazdı. Pazardan tuz, şeker, sabun ve gazyağı alınırdı.

***

Şu an üretimden tamamen koptuk. Fındık bahçeleri bölündü, küçük işletmeler bakım masraflarını dahi karşılayamadığı için, köyde kim kaldı ise, üçüz’me, dörtte/bire verildi.

Hazıra dağ dayanmaz, doğrudur. Bunu en iyi anlayanlardanım.

***

Bu sütunlarda sık sık anlattığım bir konuya bir defa daha döneceğim.

1950’de Türkiye’ye Mahrcall yardımı buğday gelmeye başladı. 80 kg. bir çuval buğday (sadece 20 lira, o da nakliye parasına) üreticiye(!) dağıtıldı. Tarlalar boş kaldı.

Tuncer Karamustafaoğlu, Ünal Üstün sahilde yürüyoruz. Bu konu açıldı. Ünal Üstün, İngiltere örneğini verdi.

İngiltere ihtiyacı olan buğdayın ancak dörtte birini ülke içinde karşılayan, dörtte üçünü ise ithal eden bir ülke...

Ülke içinden üreticisinden buğdayın kilosuna 6 liradan alıyor. Fırınlarda ekmeğin kilosunu ise 4 liradan satıyor.

Bu nasıl oluyor?

Hesap şu:

100 kg. ülke üretimi buğday 600 TL.

300 kg. İthal buğday               375 TL (*)

Toplam da ödenen                  975 TL.

Bir ekmek 4 liraya satıldığına göre, 400 ekmekten fırıncının kasasına giren para 1600 TL.’dir.

Demek ki, -imalat masrafları dâhil- bir zarar söz konusu değil!

***

Türkiye ithal ekonomisi ile iç tüketimi karşılamayı uygun gördü. Bu politikanın yanlış olduğu şimdi anlaşıldı. Tarlaların baş kalmasının bedeli ağır oldu.

Tarımcının sadece tohum değil, her türlü girdi maliyetinin sıfırlanmasının gerekliliğinin de anlaşılmış olması lazım.

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar