Ordu
DOLAR9.6115
EURO11.1844
ALTIN555.22
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Türkiye'de Çok mu Vergi Toplanıyor?

Makalenin başlığını okuduğunuzda, “Hocam bizimle dalga geçiyor herhalde” diyen olmuştur! Hatta sorunun cevabı olarak,  “Hayır, Türkiye’de çok vergi toplanmıyor” desem, sanırım bu sefer de bana kızan olmuştur… Dilimin döndüğünce temel sorunu açıklamaya çalışayım:

Bir ülkede toplanan vergilerin miktarının ölçülmesi için “toplam vergi yükü” kavramı kullanılır. Toplam vergi yükü, bir ülkede bir yıl içinde ödenen vergilerin ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hâsılası’na (GSYİH) oranıdır. Bir detayı da hatırlatayım: Vergi gelirleri ile ilgili hesaplamalar, sosyal güvenlik primleri dahil ve hariç olmak üzere iki şekilde yayınlanıyor. Bu ayrım nedeniyle farklı kaynaklarda farklı değerler yer alabiliyor.

OECD’nin “Gelir İstatistikleri 2019” raporuna göre, Türkiye’nin sosyal güvenlik primleri dahil vergi yükü (Toplam Vergi Geliri/GSYİH) 2018 yılında %24,4’tür. Aynı oranın OECD ortalaması ise %34,3’tür. Yine 2018 yılında adı geçen oran; Fransa’da %46,1, Danimarka’da %44,9, Belçika’da %44,8, Finlandiya’da %42,7, İtalya’da %42,1, Lüksemburg’da %40,1, Hollanda’da %38,8 ve İngiltere’de %33,5 gerçekleşmiştir. ABD’ de ise bu oran neredeyse Türkiye ile aynı düzeydedir (%24,3). OECD ülkeleri arasında en düşük vergi yükü ise %16,1 oranı ile Meksika’dadır.

Verilerden anlaşılacağı üzere, Türkiye’de toplanan vergilerin GSYİH içindeki payı Avrupa ülkelerinin neredeyse yarısı kadardır. Peki, o zaman vergilerle bizim başımız niye derttedir; vergi konusunda temel sorun nedir?

Vergilerin sınıflandırma biçimlerinden birisi de dolaysız ve dolaylı vergi sınıflandırmasıdır. Vergiyi kaynağından kesen dolaysız vergiler (direkt/vasıtasız) gelir ve servet üzerinden alınır: Gelir vergisi, kurumlar vergisi, emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi gibi. Buna karşın, mükellef vergiyi başkalarına devrediyorsa ve bu vergi tüketim/harcama esnasında ödeniyorsa, buna da dolaylı vergi (endirekt/vasıtalı) denir:  KDV, ÖTV, özel iletişim vergisi, gümrük vergisi, harçlar ve damga vergisi gibi…

Belirtmek gerekir ki, dolaylı ve dolaysız verginin gelir dağılımı üzerinde çok önemli bir etkisi vardır. Dolaysız vergiler, gelir ve servet üzerinden aldığı için çok daha adaletlidir. Gelir ve servet arttıkça, ödenen vergi miktarı da gelir dilimine göre artar. Ancak, dolaylı vergiler tüketim üzerinden alındığı için, zengin de fakir de aynı birim için aynı vergiyi ödemektedir. Örneğin, 1 litre benzin için verdiğimiz 6,50 liranın yaklaşık 4–4,5 lirası, yani %60-70’i vergi olarak devlete ödenir. Gelir durumu iyi bir insan da 1 litre benzin için 4–4,5 lira vergi öder; geliri düşük bir insan da… Dolayısıyla, toplam vergi gelirleri içinde dolaylı vergilerin payı ne denli düşük; dolaysız vergilerin payı da ne denli yüksekse, vergilemenin gelir dağılımı üzerine olan etkisi o denli adaletli olacaktır.

TC. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı verilerine göre, 1980 yılında Türkiye’de toplam vergi gelirleri içinde dolaysız vergilerin payı %62,8, dolaylı vergilerin payı da %37,2 iken, bu oranlar 1980’li yıllardan itibaren tedrici olarak tersi istikamette değişmeye başlamıştır. Sonuçta, 2017 yılında dolaysız vergilerin toplam vergi geliri içindeki payı %28,8’e düşmüş; dolaylı vergilerin payı da %71,2’ye yükselmiştir. Yeri gelmişken belirtelim, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde durum bunun tam tersidir. AB ülkelerinde dolaylı vergilerin payı ortalama %35; dolaysız vergilerin payı ise %65 düzeylerindedir. 

Verginin dağılımı konusunda geldiğimiz bu son nokta, gelir dağılımını olumsuz etkileyen ve vergide adalet ilkesini azaltan bir noktadır. Gıda, giyecek, akaryakıt, iletişim ile sigara, alkol gibi bağımlılık yaratan mallar üzerine yüksek KDV, ÖTV (dolaylı vergi) konmasının nedeni de, bu malların temel ihtiyaç maddesi olması (gıda ile giyecek) ve vazgeçilmezliğinin yüksek olmasıdır. Ayrıca, tüketim üzerinden alınan verginin tahsilatı da çok daha kolaydır.  

Sonuç olarak, Türkiye’de sanıldığı kadar çok vergi toplanmamaktır. Vergi ile ilgili temel sorun, verginin dağılımı ve toplanış biçimidir. Nüfusun büyük bir kısmının düşük ve orta gelirli grupta yer aldığı Türkiye’de, tüketim ve harcama üzerinden alınan dolaylı vergilerin payının %70’lere dayanması, bir yandan gelir dağılımı adaletini bozarken, diğer yandan da vergilerin ağırlığının çok daha fazla hissedilmesine yol açmaktadır. Dolayısıyla, gelir dağılımı adaletinin düzeltilmesi için devlet öncülüğünde izlenecek en iyi yol, dolaylı ve dolaysız verginin payının en azından AB ülkeleri seviyelerine getirilmesi olacaktır. Ayrıca, gelir ve kurumlar vergisinde müterakki bir vergi sisteminin yeniden oluşturulması da bu anlamda önemlidir. Örneğin, en düşük ücreti temsil eden asgari ücretten yaklaşık %20 vergi ve prim kesintisi yapmak yerine, 1950-60’larda ABD’de %90 olan en üst gelir vergisi dilimi kadar olmasa da, %40 olan en üst gelir vergisi dilimi oranı Türkiye’de daha yukarılara çekilebilir. Çok kazanandan daha çok vergi almak kadar rasyonel ve adil bir uygulama olamaz. Ancak ne var ki, bu dönüşüm için çok güçlü bir siyasi ve toplumsal iradeye gerek vardır…

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar