Ordu
DOLAR9.6115
EURO11.1844
ALTIN555.22
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Türkiye’nin Dış Ticaret ve Döviz Açığı Sorunu (3)

Bir önceki yazımızda, 1980–2019 dönemi için, “ithalatımızın artış hızını ise engelleyemedik” biçiminde bir cümle kurmuştuk. Bu cümle neyi ifade ediyordu?

Çok açıktır ki, ülkelerin büyüme ve kalkınma aşamasında ihracat ve ithalat değerlerinin artması olağan bir süreçtir. Ancak, bir ülke 40 yıldır “ihracat odaklı büyüme modelini” uyguluyor ve buna rağmen artan miktarlarda ve sürekli olarak dış ticaret açığı veriyorsa, bu durumun izahatı gereklidir.  

 

Türkiye ekonomisinin ithalat artışını niye engelleyemediğinin cevabı, esasen, ithalatın mal gruplarına göre dağılımında gizlidir: Türkiye’de ithalatının %15’i yatırım mallarından, %70-75’i ara mallarından ve %10-15’i tüketim mallarından oluşmaktadır. Bu oranlar, son 20 yıldır da bu düzeylerdedir. Şimdi kısaca bu kavramlara değinelim:

 

Yatırım malı; yeniden imalatta bulunmak veya yeniden imal edilmek üzere imalatçılara satılan malzeme, teçhizat ve makinelerdir. Ara malı; diğer malların üretiminde girdi olarak kullanılan mallardır. Tüketim malı ise; tüketilmesi için başka bir işleme gerek duyulmayan, kısaca nihai mallardır. Bu bağlamda, karşımıza bir kavram daha çıkmaktadır; o da “ekonomik büyüme” kavramıdır. Büyüme (oranı), bir ülkenin mal ve hizmet üretim miktarının bir önceki döneme kıyasla artış veya azalışıdır. Üretim miktarında artış olursa, ekonomik büyüme; azalış olursa, ekonomik küçülme olarak tanımlanır.

 

Belirtmek gerekir ki, üretmek ve dolayısıyla büyümek için tüketim mallarının ithalatına ihtiyaç yoktur. Ancak, yatırım malı ve özellikle ara malları, gerek yurt içi üretim gerekse de ihracat (ara girdi) için elzemdir. Dolayısıyla, ithalat içindeki ara ve yatırım malları toplamının %90’ı bulduğu Türkiye’nin, üretmek ve büyümek için ithalata bağımlı olduğu aşikârdır. İşte, “Türkiye dışa bağımlı bir ülkedir” ifadesi de buradan gelmektedir.

 

Bütün bu gelişmelerin sonucu ise şudur: Türkiye ekonominin yüksek büyüme dönemlerinde ara ve yatırım malı talebi arttığı için ithalat hızla artmakta ve bu da dış ticaret ve döviz açığını yükseltmektedir. Dış ticaret dengesinde görülen düzelmeler ise, ekonomik küçülmenin yaşandığı durgunluk ve hatta kriz dönemlerinde gerçekleşmektedir. Bu, ironik bir durumdur…

 

Önemli bir noktayı daha vurgulayalım: Türkiye’nin toplam ithalatının neredeyse %20-25’i enerji harcamalarına gitmektedir: Türkiye’nin ithalat artış hızını düşürememesinin ve son yıllarda nükleer santral projelerine --eleştirilecek yanları bulunmasına rağmen-- yönelmesinin bir diğer nedeni de budur.

 

Son söz; Türkiye ekonomisinin dış ticaret açığı sorununu çözmesi için, bir önceki yazımda da vurguladığım üzere, Ar-Ge harcamalarına daha fazla önem vermesi ve bu sayede de yüksek katma-değer içeren ileri teknoloji ürünlerin ihracat içindeki payını artırması gerekir. Hatta bu alanın devlet tarafından desteklenmesi de son derece önemlidir. Bunun yanı sıra, Türkiye’nin alternatif enerji kaynaklarına yönelmesi, ithal ikamesi mümkün olan malların yurtiçi üretiminin gerçekleştirilmesi ve yine bu alanın da devlet tarafından desteklenmesi doğru bir karar olacaktır. Kaldı ki, böyle bir gelişme yurt içinde istihdam hacminin genişlemesine ve işsizlik oranının düşmesine de vesile olacaktır.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar