Ordu
DOLAR9.516
EURO11.0919
ALTIN546.38
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Türkiye’nin İnovasyon (Yenilik) Karnesi

Modern dünya günümüze kadar dört sanayi devrimi ile karşı karşıya kalmış; her devrim ülkelerin üretim yapısını ve uluslararası ticareti yeniden şekillendirmiştir. Birinci Sanayi Devrimi, 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren İngiltere’nin liderliğini üstlendiği tekstil ve demir çelik sektörlerinde ortaya çıkmıştır. Özellikle buhar gücüyle çalışan makinelerin ve yeni teknolojik buluşların üretim alanına etki etmesi bu devrimi tetiklemiştir. Merkez ülkeleri Almanya ve ABD olan ve 19. yüzyılın son çeyreğinde başlayıp 20. yüzyılın başlarına kadar uzanan İkinci Sanayi Devrimi’nin öncü sektörleri ise metalürji ve otomotiv olmuştur. Üçüncü Sanayi Devrimi ise, bilgisayarların, elektroniklerin kullanımı ve bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle 1960’lı yıllarda ortaya çıkmıştır. Üçüncü Sanayi Devrimi’nin merkez ülkeleri, ABD, Avrupa Birliği ve Japonya; öncü sektörleri ise otomotiv ve kimya sanayisi olmuştur.

Bu devrimlerin sonuncusu ise, genel söylemiyle Endüstri 4.0, yani Dördüncü Sanayi Devrimi’dir. Kendinden önceki Üçüncü Sanayi devrimi ile birlikte Dördüncü Sanayi Devrimi’nin iletişim teknolojilerinde yarattığı farklılıklar, dünya ekonomisi açısından son derece anlamlı ve iyi okunması gereken değişimler içermektedir. Almanya'nın öncü ülke olarak kabul edildiği Endüstri 4.0, temel teknik gelişmelerin internet ve üç boyutlu yazıcı tarafından belirlendiği ve tabii ki ileri teknoloji yoğun sanayilerin öne çıktığı bir evrim olarak ifade edilebilir. Endüstri 4.0 stratejisi; yapay zekanın gelişmesi, robotların üretimi devralması, üç boyutlu yazıcıların üretim sürecine girmesi, siber güvenlik, bulut sistemi ve nesnelerin interneti gibi birçok yenilikleri içermektedir.

Hiç kuşku yok ki, Endüstri 4.0 stratejisine ulaşmanın temel sac-ayağı, ülkelerin inovasyona verdiği önem ve inovasyon kapasitesidir. İnovasyon kelimesi, “yeni ve değişik bir şey yapmak” anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle; ekonomik, sosyal ve kültürel alanda yeni bir ürünün kullanıma sunulmasını ifade etmektedir.

Peki, Türkiye’nin inovasyon karnesi nasıldır?

Küresel İnovasyon Endeksi (Global Innovations Index-GII), dünya çapında 131 ülkenin inovasyon performansı hakkında 80’den fazla gösterge yardımıyla ayrıntılı ölçümler sunmaktadır. İnovasyon Endeksi, 0 ile 100 arasında değerler almakta ve endeksin artması inovasyon kabiliyetinin yükselmesi anlamına gelmektedir. 2020 yılı itibariyle, GII’ya göre listenin ilk sırasında 66,1 puanıyla İsviçre bulunmaktadır. Liste; İsveç, ABD, İngiltere, Hollanda, Danimarka, Finlandiya, Singapur, Almanya ve Güney Kore şeklinde devam etmektedir. Türkiye ise, 34,9 puanıyla dünya listesinde 51’inci sırada yer almaktadır. Dünyanın 19’uncu büyük ekonomisi olan Türkiye’nin, GII’ya göre 34,9 puan ile dünyada 51’inci sırada yer alması, küresel ekonomik sisteme tam entegre olmuş Türkiye’nin yenilik ve teknoloji yaratma kapasitesinin sınırlı olduğunu göstermektedir.

Endüstri 4.0 stratejisinin merkezinde bulunan inovasyonun uluslararası düzeyde bir diğer önemli yanı da, ülkelerin ihracat kapasitesini etkileme gücüdür. Ülkelerin toplam ihracatı içinde ileri/yüksek teknoloji ürünlerinin payı ne denli yüksek ise, ihracatın katma değeri ve ülkelerin toplam ihracat miktarları artmaktadır. Güney Kore, Hong Kong ve Singapur gibi Asya ülkeleri buna en iyi örneklerdir. 1980 yılı sonrası ihracata dayalı büyüme modelini benimsemiş olan Türkiye’nin inovasyona ağırlık vermesi bu açıdan da önemlidir.

Son söz: Türkiye’nin Dördüncü Sanayi Devrimi’ni ıskalamaması ve teknoloji alanında küresel boyutta söz sahibi olabilmesi için inovasyona/yeniliğe yatırım yapması kaçınılmazdır. Bunun en iyi yolu da, Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) harcamalarına verilen önemin ve kaynağın artırılmasıdır.     

 

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar