Ordu
DOLAR9.4309
EURO10.9595
ALTIN546.41
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Türkiye’nin Küresel Rekabetçilik Karnesi

Türkiye gibi küresel ekonomik sisteme tam entegre olmuş ülkeler için rekabet çok önemlidir. Gelişme ve kalkınma aşamasını tamamlamış olan ülkelerin ortak özelliği, teknoloji tabanlı ihracat yoluyla dış rekabette avantaj sağlamış olmalarıdır. Buna en iyi örnek de Güney Kore ekonomisidir. Güney Kore, 1970’lerde başlattığı ihracata dayalı kalkınma hamlesi sayesinde 2000’li yıllarda küresel rekabette önemli bir aktör haline gelmeyi başarabilmiştir.

Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum/WEF) tarafından her yıl düzenli olarak “Küresel Rekabetçilik Raporu” hazırlanmaktadır. Kurumun hazırladığı son rapor 2019 yılına aittir. Bu son yayınlanan raporda Türkiye’nin rekabet gücüne ilişkin önemli bilgiler yer almaktadır. Kısaca özetlemeye çalışayım:

Dünya ekonomisinin % 99’unu oluşturan 141 ülke 12 temel alanda/göstergede kıyaslanmıştır. Bu 12 temel alan şunlardır: Kurumlar, Altyapı,  Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Makroekonomik İstikrar, Sağlık, Beceriler, Ürün Piyasası, İşgücü Piyasası, Finans Sistemi, Pazar Büyüklüğü, İş Dünyası Dinamizmi ve İnovasyon/Yenilik Yeteneği. Her bir ülkeye bu alanların birleşiminden oluşan 0-100 arasında puanlar verilmiştir.

Dünya Ekonomik Forumu’nun “Küresel Rekabetçilik Raporu 2019” isimli çalışmasından çıkan önemli sonuçlar ise şunlardır:

2019 yılı dikkate alındığında, dünyada rekabetçilik puanı en yüksek olan ülke Singapur’dur. Liste; ABD, Hong Kong, Hollanda, İsviçre, Japonya, Almanya biçiminde devam etmektedir. Bu ülkelerin hepsinin ortak özelliği ise, toplam ihracatının içinde ileri teknoloji ürünlerinin payının yüksekliğidir. Örneğin, küresel rekabette ilk sırada yer alan Singapur, ihracat içinde ileri teknoloji ürünlerinin payı bakımından 2018 yılında dünyada 4’üncü sıradadır. Benzer şekilde, listede 3’üncü sırada yer alan Hong Kong, ihracat içinde ileri teknoloji ürünlerinin payı olarak dünyada 1’inci sıradadır. Dolayısıyla, küresel rekabette avantaj yaratan en önemli unsur, yenilik ve teknoloji içerikli ihraç ürünleridir. Kaldı ki, ülkelerin kıyaslandığı bu 12 alan içinde, “Bilgi ve İletişim Teknolojileri, İş Dünyası Dinamizmi ve İnovasyon Yeteneği” doğrudan teknoloji ve yenilik temelli alanlardır. 

Peki, aynı rapora göre Türkiye’nin rekabetçilik karnesi nasıldır?

Türkiye ekonomisi, 2019 yılı itibariyle küresel rekabetçilik sıralamasında 141 ülke arasından 61’inci sırada yer almıştır. Adı geçen 12 temel alanda “Pazar Büyüklüğü” alanı hariç, diğer 11 alanda Avrupa ve Kuzey Amerika ortalamasının gerisinde kalmıştır. Belirtmek gerekir ki, 141 ülke arasından 61’inci sırada bulunmak, dünyanın 19’uncu büyük ekonomisi olan Türkiye’ye yakışmamaktadır.  

Raporda Türkiye ile ilgili çarpıcı bir sonuç da şudur: Bu 12 temel alan içinde Türkiye’nin en kötü olduğu alan Makroekonomik İstikrar olmuştur. Türkiye, Makroekonomik İstikrar açısından 141 ülke arasından ancak 129’uncu sırada yer alabilmiştir. Bu olumsuz sonuçta, son yıllarda büyüme oranlarındaki düşüşün, enflasyon ve işsizlik oranlarındaki artışın etkili olduğu söylenebilir.

Türkiye ekonomisi, dış borçların ödenmesi ve ithalatın karşılanması için yüksek döviz ihtiyacı olan bir ülkedir. Ülkeye döviz girişini sağlayan temel unsur da, eskilerin tabiriyle dış-satım, yani ihracattır. Ülke örnekleri incelendiğinde açık bir biçimde görülmektedir ki, ihracatta lider ülkelerin ortak özelliği, ihraç mallarının teknoloji temelli ve yüksek katma değerli ürünlerden oluşmasıdır. Bunun bir istisnası, ihracatı petrol ve türevlerine dayanan ve doğal kaynak bakımından zengin olan, örneğin Norveç ve bazı Arap ülkeleridir.

 Türkiye, küresel rekabette üst sıralarda yer almak istiyorsa, makroekonomik istikrarı sağlamalı ve teknoloji temelli ihracata bir an önce ağırlık vermelidir.   

 

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar