Ordu
DOLAR9.262
EURO10.7921
ALTIN526.39
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Türkiye'nin Refah Düzeyi Üzerine Bir Analiz

Ülkelerin ekonomik büyüklüğü için kullanılan temel gösterge o ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’dır (GSYH). GSYH, bir yıl içinde ülke sınırları dâhilinde üretilen nihai mal ve hizmetlerin parasal değeridir. GSYH, bir anlamda ülkelerin boyu ve kilosu gibidir; ülkelerin potansiyelini ve ekonomik gücünü temsil eder. Örneğin, “Türkiye, dünyanın 20’inci büyük ekonomisidir” cümlesinde kastedilen de Türkiye’nin dolar cinsinden GSYH değeridir.

Türkiye GSYH açısından, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olarak kayıtlara geçmiştir. Zaten bu yıllar da Türkiye’nin ulaştığı en yüksek seviye olmuştur. Ancak Türkiye ekonomisi, 2016 yılında 18’inci sıraya, 2018 ve 2019 yıllarında da 20’nci sıraya kadar gerilemiştir. Özetle; 2019 yılı itibariyle Türkiye ekonomisi, yaklaşık 761 milyar ABD Dolar’ına ulaşan GSYH’si ile dünyanın 20’nci büyük ekonomisi konumundadır. 

Dünyanın ilk 20 ekonomisi arasına girmek Türkiye açısından gurur verici görünmektedir. Ancak, dünyanın toplam üretimi içinde Türkiye’nin payına bakıldığında durum pek de iç açıcı değildir. 2019 yılı itibariyle dünyanın toplam GSYH’si yaklaşık 87,5 trilyon ABD Dolar’ı gerçekleşmiştir. Bu toplam hasılanın/gelirin 21,5 trilyon dolarını, yani yaklaşık %25’ini tek başına ABD ekonomisi gerçekleştirmiştir. Bu yüzden de ABD’de yaşanan herhangi bir ekonomik türbülans bütün dünya ekonomilerini az veya çok etkilemektedir. Türkiye ise 761 milyar dolarlık geliriyle dünyanın toplam gelirinin sadece %0,86’sının pay sahibidir (veya binde 8,6).

Peki, tek başına GSYH verisini dikkate alarak insanların refah düzeyi hakkında yorum yapmak doğru mudur?

Bu sorunun cevabı kesinlikle hayırdır. Çünkü bir pastanın ne kadar büyük olduğu değil, bu pastanın kaç kişi tarafından ve nasıl bölüştürüldüğü refahın esas kaynağıdır. Dolayısıyla, Türkiye’de insanların refah düzeyini ölçmek için GSYH’yi nüfusa bölmemiz gerekmektedir (GSYH/Toplam Nüfus). Çıkan sonuç ise, Türkiye’de kişi başına düşen yıllık ortalama geliri verecektir. 2019 yılı itibariyle Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık ortalama geliri 9126 dolardır ve Türkiye bu gelirle dünya sıralamasında 73’üncü sırada yer almıştır. Kısaca, insanların refahının ölçütü GSYH’nin düzeyinden daha çok, işte bu kişi başına düşen GSYH’dir.

Peki, sadece kişi başına düşen gelir verisini dikkate alarak insanların refah düzeyi hakkında kesin yorum yapılabilir mi?

Cevap, yine hayırdır. Çünkü kişi başına düşen gelir tüm ülkenin ortalama geliridir. Ama bunun içinde aylık geliri asgari ücretle sınırlı olan da vardır, 100 bin lirayı aşan da…

Bu bağlamda, ülkelerin gelir dağılımı adaleti Gini Katsayısı ile ölçülür. Dünya Bankası’nın Gini Katsayısı’nı kullanarak yaptığı tahmine göre, Türkiye, gelir dağılımının adaleti bakımından 160 ülke arasından yaklaşık 110’uncu sıradadır. Bu sonuç, Türkiye’de gelir dağılımının oldukça adaletsiz olduğunu göstermektedir.

Özetle; bir ülkedeki insanların gerçek refah seviyesinin ölçütü, kişi başına düşen gelir düzeyi ve ondan daha önemlisi bu gelirin ne ölçüde adaletli dağılıp dağılmadığıdır. Gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltacak olan da pek tabii ki devlettir. Devletin, “sosyal devlet” fonksiyonunu yerine getirerek vatandaşlarına yiyecek, giyecek, kömür vs. dağıtması yerinde bir uygulama olmakla birlikte, gelir dağılımı üzerine etkisi çok düşüktür. Eğer Türkiye’de amaç gelir dağılımının iyileştirilmesi ve bu suretle insanların refahının artırılması ise, Türk vergi sisteminin baştan sona gözden geçirilmesi hükümetlerin temel önceliği olmalıdır.

Not: Yazıda geçen verilerin temel kaynağı  https://www.theglobaleconomy.com/ internet adresidir.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar