Ordu
DOLAR9.5407
EURO11.0621
ALTIN548.21
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Üç fidan…

 

Tek amaçları “Tam bağımsız Türkiye” şiarı ile emperyalizme boyun eğmemek, karşı çıkmaktı.

Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye’yi emperyalist ülkelerin boyunduruğundan kurtaran Mustafa Kemal Atatürk gibi bağımsızlığı ve yurtseverliği  benimsemişlerdi. Dolmabahçe’de Altıncı Filo’nun limanları sömürge ülke gibi kullanmalarına direnmiş, kısa sürede Dolmabahçe’den demir almasını sağlamışlardı.

Bağımsızlık, eşitlik hak ve özgürlük mücadelelerinde hep ezilen, sömürülen ve garibanın yanında yer almışlardı. Anadolu’nun çeşitli kentlerinde dünyaya gözlerini açan, farklı kentlerinde okuyan üç genç “tam bağımsız ülke” ideali ile bir araya gelmişti. Biri İstanbul Hukuk ve ikisi Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ndeki eğitimlerinde lise yıllarında başlayan antiemperyalist görüşleri şekillenmişti. İdealleri uğruna verdikleri mücadelede fikir dernekleri kurmuşlar, silahlı eylemler yapmalarına rağmen hiç kimseyi öldürmemişlerdi. Uzun boylu genç Sivas’ın İmralı ilçesinde elinde silahı olduğu halde  Mehmetçiğe  karşı koymamış, teslim olmuştu. Görevini yapan askere direnmek istememişti.    

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edilmelerinin üzerinden tam 48 yıl geçti. Emperyalizme karşı çıkmanın, bağımsızlığı savunmanın bedelini doğanın canlandığı, güneşin her yeri aydınlattığı bir bahar sabahı karanlığında,   6 Mayıs 1972’de idam edilerek ödediler. İdamlarının önlenmesi için avukatları Halit Çelenk’in koşuşturması ile Meclis’te ve kamuoyunda yoğun girişimlerde bulunuldu, ama sonuç değişmedi.

İsmet İnönü ve Metin Oktay’ın idam kararına karşı verdikleri amansız mücadeleye karşın, “üçe üç” sloganı ile Meclis’ten çıkan “evet” oyu sonucu 6 Mayıs’ın alaca karanlığında Ulucanlar Cezaevi’ne kurulan idam sehpasında son nefeslerini verdiler.

Süleyman Demirel’in yıllar sonra “siyasi hatalarımdan biriydi” diyerek nitelendirdiği idam kararı, Türk demokrasi yaşamının en büyük defolarındandı. Adnan Menderes, Fatin Rüştü  Zorlu, Hasan Polatkan’ın  idamlarına karşı bir misillemeydi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin Aslan’ı darağacına göndermek. Meclis’te idamlara “evet” oyu kullanan Adalet Partisi  milletvekillerinin “üçe üç” diye haykırmaları da bundandı.  Menderes ve arkadaşlarının idamı tarihte yerini nasıl “ kara leke” olarak aldıysa, Deniz Gezmiş ile yoldaşlarının boyunlarına yağlı urgan geçirmek de demokrasinin bir başka “kara lekesiydi”.

İdamlarının üzerinden 48 yıl geçmesine karşın, hala unutulmuyorlar,  mezarları başında anılıyor, kitaplar yazılıyor, paneller düzenleniyor, coşkulu etkinlikler gerçekleştiriliyorsa kuşkusuz üç gencin antiemperyalist, yurtsever ve tam bağımsızlık yanlısı siyasi görüşleri, ezilenin ve yoksulun yanında yer alan yufka yürekleri etkili oldu. Bugüne değin nasıl unutulmadılarsa, gelecekte de hep anılacaklar.

Siyasi yaşamları ve idam süreçlerine ilişkin çeşitli kitaplar yazıldı.  Bunlardan Avukatları Halit Çelenk’in, “İdam Gecesi Anıları”, Erdal Öz’ün “Gülünün Solduğu Akşam”, Nihat Behram’ın “Darağacında Üç Fidan”, Burhan Dodanlı’nın “Hepiniz Suçlusunuz-Denizler Yanlış Yargılandı”, Erdal Öz’ün” Deniz Gezmiş Anlatıyor”, Turhan Feyzioğlu’nun “Bizim Deniz”, Türey Köse’nin “İdam Tarih oldu, Utancı Kaldı” kitapları üç fidanın kısacık yaşamlarına ayna niteliğinde. Korona günlerinde bu kitaplardan birkaçını okumak iyi gelecektir.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar