Ordu
DOLAR9.5107
EURO11.0798
ALTIN548.34
Umut ÇAKMAK

Umut ÇAKMAK

Mail: [email protected]

Ülkelerin Döviz Kazancı Kaynakları

Her ülkenin olduğu gibi Türkiye’nin de çeşitli döviz kazancı kaynakları vardır. Bu döviz kazancı kaynaklarının başında, doğrudan yabancı yatırımlar ve portföy yatırımları gibi sermaye hareketleri ve ihracat gelirleri gelir.

Dolaysız yabancı sermaye yatırımları olarak da ifade edilen doğrudan yatırımlar, yabancıların üretime yönelik olarak yurt içinde yaptıkları yatırımlardır. Örneğin, yabancı firmaların ülkemizde fabrika kurması, yeni şubeler açması, yurt içindeki firmaları kısmen ya da tamamen satın alması, doğrudan yatırımlar olarak değerlendirilir.

Doğrudan yatırımlar ülkeye döviz girişi sağlar. Ayrıca, ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla’sının (GSYİH), istihdam ve vergi gelirlerinin artışında önemli bir rol oynar. Dolayısıyla doğrudan yatırımlar, her ülkenin arzuladığı temel döviz kazancı kaynaklarının başında gelmektedir.

Dolaylı yabancı sermaye yatırımları olarak da ifade edilen portföy yatırımları ise, menkul değerlere yapılan yatırımlardan oluşur. Yabancı yatırımcıların bir ülkedeki hisse senetlerini, kamu veya özel kuruluşların ihraç ettikleri bono ve tahvil gibi borç senetlerini satın alması veya mevduata para yatırması, portföy yatırımlarının temel çeşitleri arasındadır.

Belirtmek gerekir ki, portföy yatırımları üretime dönük olmayıp, doğrudan yabancı yatırımlara kıyasla daha kısa vadelidir; bu yüzden portföy yatırımları “sıcak para” olarak da bilinir. Ancak portföy yatırımları da, aynen doğrudan yatırımlarda olduğu gibi ülkeye önemli döviz kazancı sağlar.

Peki, bir ülke portföy yatırımlarının mı, yoksa doğrudan yatırımlarının mı artmasını tercih eder?

Pek tabii ki, doğrudan yabancı yatırımların portföy yatırımlarına kıyasla önemli artıları vardır. Doğrudan yatırımlar her şeyden önce üretime ve reel ekonomiye dönüktür ve de uzun vadelidir. Ülkede yaşanan herhangi bir ekonomik türbülansta, yabancı yatırımcıların ülkeyi terk etmesi pek olası değildir; bu o kadar kolay da değildir. Ayrıca doğrudan yabancı yatırımlar, yurt içi gelirin ve kamunun vergi gelirlerinin artışına ve işsizliğin azaltılmasına önemli katkılar sağlar. Portföy yatırımlarında ise ekonomiye olan bu olumlu katkılar son derece düşüktür.

Vurgulamak gerekir ki, ister doğrudan yatırımlar, isterse de portföy yatırımları gibi ülkeye sıcak para girişleri olsun, dış ülkeden gelen yabancı sermayenin dikkat edeceği ilk nokta ülkenin ekonomik ve siyasi istikrarıdır. Bir ülkede yaşanan, ekonomik, politik, askeri, vb. gibi iç ve/veya dış olumsuz faktörler, yabancı sermaye girişinin durmasına ve hatta ülkeden sermaye/döviz çıkışının yaşanmasına yol açabilir. Bu hızlı döviz çıkışları ise ülkeyi finansal bir krizle karşı karşıya bırakabilir. Kısaca; uzun vadede bir ülkenin döviz kazancı için sermaye hareketlerine bel bağlaması rasyonel/akılcı değildir.

Bir ülke uzun vadede istikrarlı döviz kazancı sağlamak istiyorsa yöneleceği tek adres mal ve hizmet ihracatıdır. İhracat gelirleri ülkenin döviz kazancının belkemiğidir. Sermaye hareketlerinde olduğu gibi, bir klavye tuşuyla ülkeye para girişi veya ülkeden para çıkışı gerçekleşmez. Çünkü ihracat anlaşmaları genelde uzun vadeli olarak yapılır ve belirli şartlara bağlıdır.

Son söz: Türkiye ekonomisi döviz kurlarına istikrar kazandırmak ve döviz rezervlerini artırmak istiyorsa, yüksek teknoloji içeren malların üretimine ve ihracatına odaklanmalıdır. Güney Kore’nin 1980/90’larda yöneldiği ve büyük başarı sağladığı ileri teknoloji temelli ve ihracat odaklı büyüme stratejisi de Türkiye’ye referans olmalıdır…

 

 

 

 

 

 

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar