Ordu
DOLAR15.8393
EURO16.7382
ALTIN926.25
Şinasi KARA

Şinasi KARA

Mail: [email protected]

reader

ULUBEYLİ OLMAK

Eğer Ulubeyli isen, başarılı olman zor. Zira, hayata dört sıfır başlarsın.

Birinci golü, Ulubey’de doğmakla yedin.

Benim çocukluğumda, doğan her iki çocuktan birisi ölürdü. Nedeni kadınların eksik beslenmesinden kaynaklanıyordu. Çitteki mısır Mart ayında biterdi. İnsanlar, kara pancar, sakarca ve hoşgıran otları ile beslenirdi. Sürekli, kara pancar yemekten iyot eksikliği oluşur, kadınların boyunlarında şişlikler meydana gelirdi. Buğday ekmeğinin adı HAS EKMEK idi. Misafirliğe giderken, Ulubey’deki fırından has ekmek alınır ve hediye olarak götürülürdü. Eksik beslenmeden dolayı, çocuklar maraz doğar ve yarıya yakını ölürdü. Kalanları da, hoş bir hayat beklemiyordu.

İkinci golü büyürken yedin.

Üste başta yok, yalın ayak yaşamaya hazır olmalısın. Kara lastik neyine yetmiyor. Babanın eski ceketinden tornistan yapılmış, bayramlık elbise mutlu olmana yeterli geliyor. Evler ahşap ve bakımsız. Damdan evin içine akan suya, damlalık konur. Ulubey’in kışı hiç sevimli değildir. Soba zenginlere mahsus ısınma aracıdır. Evlerde ocak vardır. Ocakla, yemek ve ekmek pişirilir ve aynı zamanda ısınılır. Evde elektrik yok. Kandil ile aydınlanır. Akşam erkenden yatağa girilir. Yatakta ısınmaya çalışılır. Soğuğu yedin mi hasta olman kesin. Genellikle, zatürre olunur ve ölünür. Zatürreyi atlatan da, benim gibi hayat boyu akciğer sorunu çeker.

Üçüncü sorun eğitim ile başlar.

Okula yürüme gidilir. Ulubey’in şehrinde oturanlar şanslıdır. Halk çocukları 5-7 km, uzaktan yürüme okula gider. Kışın, okula giderken herkes bir parça odun taşır. Okul soğuk. Hoca gelene kadar, herkes sobanın başında küme olur. Islanmış çoraplarını kurutmaya çalışır. İlk okul biter. Benim gençliğimde Orta Okul yoktu. Vatandaşın, Ordu'da çocuk okutacak parası olmadığı için, ilk okul ile okuma işi sonlanırdı. 1960’lı yıllarda, Ulubey’e Orta Okul ve Lise açıldı. Ulubeyli genç, şu gerçeği bilir. Başarıya ulaşmanın tek çaresi okumaktan geçiyor. Okumaz ise Ulubey’de kalacaktır. Gerçi Ulubey cennet gibi bir yer ama geliri zayıf. Gelir olmayınca, ekonomik sıkıntılar insanı canından bezdiriyor. Aileler de bilincinde. İmkanlar zorlanır. Okuyan çocuk mutlaka üniversiteye gönderilir.

Dördüncü golü yediğini, okul bitince anlarsın.

Okul bitirdim diye hemen iş bulunmuyor. Köşeler tutulmuş. Torpil gerekiyor. Ulubeylinin umurunda olmaz. Ulubeyli üniversite okumaya gelirken köprüleri yıkmıştır. Geri dönmek söz konusu bile değildir. Üniversite bitirdim diye nazlanmaz. Ne iş bulursa onu yapar. Yaptığı işte de başarılı olur.

Dördüncü golü yemiş olsa bile, maçtan başarılı çıkmayı becerenler çoğunluktadır. Ulubeyli bilim adamı vardır. Yazar vardır. Doktor, mimar, mühendis vardır. Yazılımda, dünya çapında başarılı olan vardır. Ekonomist vardır. Bürokrat vardır. Sanayici iş adamı vardır. Ulubey’in yetiştirdiği gençler ile hükümet kurulsa, Türkiye aydınlığa çıkar.

İki ismi vermeden geçemeyeceğim. Bunlardan birisi Necdet Topçuoğlu’dur. Bürokrasinin en yüksek noktasına, müsteşarlık seviyesine kadar ulaştı. Alnının akıyla emekli oldu. Topluma yazılarıyla ışık tutuyor.

Ulubeyli sanayici denildiği zaman, akla Mehmet Rüştü Korkmaz gelir. Mehmet Rüştü Korkmaz, İstanbul Teknik Üniversitesini bitirdi. Elektronik fabrikası kurdu. Yüzlerce insana iş veriyor. Kırktan fazla buluşu var. Buluşları ile ürün üretti. Elektronik sanayinin duayeni olarak Ulubey’i temsil ediyor.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar