Ordu
DOLAR15.8769
EURO16.8435
ALTIN942.55
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

reader

Üretim-tüketim= ekonomi

Ağır Ceza Reisi Lütfü Kaynak, biz gazetecileri zaman zaman kürsünün yanındaki koltuklardan birine oturtur; toplayıcı ilkel toplumdan başlayıp, yüz binlerce yılda toplumun nereye geldiğini anlatırdı.

Unutamadığım ve zaman zaman “ayrıntı” köşesine taşıdığım söylemi şudur: “Kentler; iş bölümünün olduğu yerlerdir”!

İş bölümünün olduğu yerde, farklı farklı uğraşlarda bulunsak da yaratılan tüm değer; ekonomik bir faaliyetin sonucudur.

Türkiye, Cumhuriyetin ilk yıllarında “kapalı ekonomi” modelini, kalkınma modeli olarak seçmiştir. Bu politika 1934 yılına gelindiğinde, biraz esnetilmiş; “karma ekonomi” modeline geçilmiştir. 1950 yılı ve sonrası yıllarda karma ekonomik modelden bahsetmek mümkün değildir. Tamamen pazar ekonomisine geçilmiş “her mahallede bir milyoner yaratma ile başlayan süreç, zamanla cumhuriyetin kazanımı tüm devlet yatırımlarının özelleştirilmesiyle sonuçlanmıştır.

***

Hakkını yemeyelim; 1960 askeri darbesi sonrası kısa bir özgürlük dönemi sırasında yatırımların bir merkezde değil, yurdun her köşesine dağılması “toptan –ülke-kalkınması” için Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kurulmuş, 5 yıllık planlar yapılmaya başlanmıştı.

Bugün görünen o ki; özel (güzel) sektör, yurdun her köşesine yatırım yapmaya gitmemiş; daha çok bir merkezde o da İstanbul ve çevre illerinde toplanmıştır.

***

Dolayısıyla tarıma dayalı sanayi seçenek olmaktan çıkmış; yurdun doğusundan batısına hızlı bir göç dalgası yaşanmış; insanlar doğduğu yerde değil doyduğu yerde bir yaşam seçmiştir.

Bir zamanlar ürettiği kendine yeten ülke Türkiye; tükettiğinin önemli bir kısmını ithal etmek zorunda kalmıştır.

Özetle: dış kaynaklara dayalı bir büyüme modeli bugün iflas etmiştir.

Buradan çıkış yok mu sorusu;  gündemdeki en ağırlıklı yerini koruyor.

***

NOT: Yaratılan ekonomik değerin paylaşımındaki sorunlar ayrı bir yazı konusu… 

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar