Ordu
DOLAR9.5305
EURO11.1047
ALTIN549.47
Nalan TÜRKELİ

Nalan TÜRKELİ

Mail: [email protected]

UTANMAK!

Bu yazıyı yazıp yazmamakta önce kararsız kaldım.

Nedenine gelince; "farkına varmadan kırıcı olabilir, yanlış değerlendirmelere sebebiyet verebilirim," düşüncesindeydim.

Fakat, sana ve yaşamımı senin gibi eleştirip hor görenlere cevap verebilmenin en etkili alanı yine burayı gördüm.

Şundan çok eminim, bu yazdıklarımı mutlaka okuyacaksınız.

Dinle!

Ötekiler gibi sen de "O bir sokak işportacısı" diyerek, önce işimi aşımı küçümsemişsin.

Başta ailen ve seni tanıyan herkese "Bu benim falanca yakınım" demekten, yıllarca ar etmişsin.

Utanmışsın varlığımdan. Yıllar yılı, utandığından yok saymışsın beni...

Oysa ben seni mülkiyetsiz, taşıdım yüreğimde...

Başkalarıyla kıyaslamışsın;

"O farklı biri. Çoğunluğun birbirine benzediği yerde, benzemiyor kimseye" diyerek, dert yanmışsın…

Hep, gizliden gizliye izliyormuşsun.

"Sanki çok övünülecek bir şeymiş gibi, seyyar tezgahının başında çekili resimlerini paylaşıyor, aleni. Böylelikle, daha da bir utanç duyuyorum" demişsin...

Evet, ben bir sokak işportacısıyım...

Hiç bir görkem yok yaşantımda, ne de bir abartı, mizacımdan dolayı..

Bir parça haram lokma da yok ama ne övünüyor, ne de utanıyorum kendimden!

Hiç kimsenin giyimi kuşamına da özenmiyorum. Bazen mutlu bazen mutsuz, yaşayıp gidiyorum işte, kendi halimde.

En çok o sokaklarda tanıma fırsatı buluyorum insanları...

Kendiyle bile yüzleşmekten korkanlara ve kendini inkar edenlere de tanıklık ediyorum!

Sattığım ürünleri alırken, her dürüst vatandaş gibi, ben de peşin ödüyorum vergimi. Yani, vergi falan kaçırmıyorum. Başımın öne eğileceği şeyler de satmıyorum tezgahımda...

O sokaklarda çalışırken cinsiyetim yok benim. Aşın, işin cinsiyeti olmaz ki zaten.

Herkes, tanıdığı kadar yaşar ya hayatı; ben de ancak bu kadar becerebiliyorum yaşamayı...

Parasal zenginliğim olsaydı yine reddeder miydin beni?

Hani ki lüks bir yaşam içinde, bir makam ya da bir mekan sahibi biri olsaydım, yine dokunur olur muydum, senin o onurlu, görgülü zenginlikle dolu yaşamına?

Ya da olduğumdan fazla görünseydim karşında!

Sadece bu kadarla da kalmıyormuşum. Olmadık zamanlarda, dünya alem önünde, olmadık sözler yazıyormuşum.

Akıl kavgasına döndürüyormuşum, toplumsal alışkanlıkları. Düz yürümek nedir, bilmiyormuşum.

Doğruyu yanlıştan, yanlışı doğrudan daha mı iyi biliyormuşum da akıl bulandırıyormuşum, habire...

Sürülerin inandığı ruhani inançları hafife alıyormuşum.

Kural tanımıyor, kutsal tabuları yıkmaya kalkışıyormuşum.

Zehir saçıyormuşum, zakkum çiçeği gibi.

Korkuya karşılık, cesareti yüceltiyormuşum.

Ve her bir sözüm, henüz adı bile olmayan anlaşılamaz özgürlükler kadar tehlikeliymiş...

Ne yapayım, yanlış ya da eksik, ben böyleyim.

Sıradan değil, sıra dışıyım.

Duygusuz duyarsız, vicdan adaleti olmayan vursumsuymazlar mutlu olsun diye, kendi üzerimde kendi kendime baskı kuracak olsam, en çok üç gün yaşarım...

Oysa biraz daha yaşamak istiyorum.

Belki biraz daha artar can yangınım.

Ama can yangınım arttıkça anlayacağıma inanıyorum; canı yananları, can yakanları da!

Uyurken, ben de aynı hezeyanlardaydım. Uyu, uyu, uykulara doyamazdım.

Renkli düşler görürdüm hep, sizler gibi.

Hemen ardından ise öcüler, umacılar, cinler, periler, şeytanlar, yani o dayatmacı hurafe inançların deryasına dalardım, korkuyla..

Kavranılamaz korkulu yalanları, ben de hakikat sanır, başıma gelen kötü bir olaydan sonra; "Her şeyde bir hayır var" deyip, sorgulamaktan korkar halde, şerrin bile mutluluk doğuracağına inanırdım.

O dönemler, ben de gözlerim yumuk halde arıyordum adaleti, yeryüzünde.

Bir düşünsene, niçin her şeyde önce "acı" betimleniyor.

Şiir, roman, resim, film, tiyatroda bile, ilkten "acı" sergileniyor.

Çünkü, hala acıya teslim yeryüzü!

Şimdi de sen "acı" veriyorsun bana....

Ve hala ben de iyi bir gözlemci değilim, bunu da biliyorum. Fakat yaşam zaten bir öğreti değil mi!

Onur, adalet, ahlak, zenginlik, kişilik, karakter ve daha bir çok ERDEM, nesnel eşyalar ya da sistematik eğitimle kazanılmıyor. Bunu olsun unutma!

"Altın olsam, değerimi herkes bilir. Ben basit bir demir olayım, değerimi sadece anlayan bilsin" demiş bilge!

Bir gün sen de anlarsın...

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar