Ordu
DOLAR9.5407
EURO11.0621
ALTIN548.21
Av. Cansın ÖZEL

Av. Cansın ÖZEL

Mail: [email protected]

UYGAR KAYITSIZLIK

Yirminci yüzyılın en etkili sosyologlarından biri olarak değerlendirilen Erving Goffman tarafından, toplum içerisinde bireylerin adeta bir “oyuncu” gibi kendilerini oldukları gibi değil; görünmek istedikleri gibi sundukları ileri sürülmektedir. Bu teoriye göre, insanların toplum içerisinde sergiledikleri davranışlar “sahne önü” önü olarak ifade edilirken; kendilerini tamamıyla rahat hissettikleri ve içlerinden geldikleri gibi davrandıkları anlar ise adeta “sahne arkası” olarak tanımlanmaktadır. Buna göre, insan yalnızca tek başına ya da çok yakın hissettiği kişiler yanında tamamen rahat ve kendisi gibi davranırken; toplum içerisinde kendisini tam olarak ifade etmemekte ve toplumsal normlar çerçevesinde davranmaya zorlanmaktadır.

Yine Goffman tarafından “uygar kayıtsızlık” hali olarak tanımlanan bir başka olgu ise, toplum içerisinde bireylerin başka bireyleri rahatsız ya da tedirgin hissettirmeme adına herhangi bir jestten kaçınması anlamına gelmektedir. Öyle ki, yolda yürürken uzaktan gelen herhangi bir kişiyi fark ettiğimiz anda kendisini dikkatle incelesek dahi, yakınlaştığımız esnada gözlerimizi kaçırmamız, “uygar kayıtsızlığı” izah etmek için sıklıkla başvurulan bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Ne var ki, bu kayıtsızlık esasında başka insanların varlığını umursamamak, yok saymak anlamına kati surette gelmemekte; yalnızca, toplumun bizden beklediği davranışlar uyarınca karşılaştığımız kişileri, dikkatli gözlerle takip edilmenin yarattığı rahatsızlık hissinden bertaraf etmek amacıyla ortaya çıkmaktadır.

Bu bağlamda, esasında Goffman’ın ileri sürdüğü “sahne arkası-sahne önü ve uygar kayıtsızlık” kavramlarının toplumda karşılık bulduğunu kesin olarak kabul etmekle birlikte, günümüzde bu kavramların etkisinin artarak devam ettiğine naçizane dikkat çekmek istedim. Nitekim sosyal medyaların, (tarafım da dâhil) her bireyin adeta sahne önü mekânı olarak tasarlandığı, yalnızca mutlu anlarımızın ve filtreli fotoğraflarımızın paylaşıldığı yerler oldukları aşikar. Diğer yandan, toplumsal ve siyasal yozlaşmanın artmasına tepki göstermek ve yaşananları sorgulamak yerine bireylerin (adeta savunma mekanizmalarına sarılmak suretiyle) yalnızca yolda karşılaştıkları bireylere değil; toplumsal olaylara da azami seviyede “kayıtsızlık” gösterdiği kanaatindeyim. Bu noktada da, bedeli ne yazık ki biat etmeyenlerin ödediği bir diğer gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Tam da bu aşamada konuyu, cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla hakkında iddianame hazırlanan ve 4 yıla kadar hapsi istenen büyük sanatçı Genco Erkal’a getirmek istiyorum. İfade hürriyetinin mevcudiyetini savunan ve sanatçıların toplumsal konularda fikir beyan etmelerinin (karşıt görüşlerin tam aksine) esasında çok daha kıymetli olduğuna kanaat getiren herkesin, şimdi, Genco Erkal ve onun gibi düşüncelerinden dolayı bedel ödetilmek istenen her bireyin maruz kaldığı haksızlıklar karşısında takındıkları “kayıtsızlığı” üzerlerinden atmasına ve bu haksızlıkları gerçekleştiren zihniyete gözlerini dikerek bakmalarına ihtiyaç duyuyoruz. Bu sebeple, “aman benim düzenim bozulmasın” motivasyonu ile sahne önü davranışlarını ve hayatın hemen hemen her alanında başvurdukları “uygar kayıtsızlıklarını” insanların tekrar gözden geçirmelerinde fayda var. Aksi ihtimalde, sıra hepimize gelebilir…

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar