Ordu
DOLAR9.5126
EURO11.063
ALTIN549.46
Yalçın Şimşek

Yalçın Şimşek

Mail: [email protected]

Uzaklardan gelen fotoğraf...

Aslında mutlu olmak ve insanları mutlu etmek o kadar kolay ki!..

Bazen bir söz, bir bakış, bir dokunuş, ya da bir fotoğraf bile mutlu etmez mi insanı?..

Ben de uzaklardan gelen o fotoğrafa bakarken bir kez daha hissettim o hoş duyguyu.

Bulutlara rağmen ufukta kesişen gökyüzüyle denizin engin maviliği vardı o fotoğrafta.

O maviliği yara yara ilerleyen koca bir gemi...

Bir de, geminin beyaz köpükler saçarak ilerleyişini kuşbakışı izleyebileceğiniz bir cam ve onun hemen önünde kapağı açılmış kitabı tutan bir el vardı...

Size anlamsız gelse de, benim için farklı anlamlar taşıyordu; o engin mavilik, denizi yırtarak ilerleyen gemi, o kitap ve kitabı tutan o el.

Zaten bu yüzden fotoğrafı görür görmez duygulanmıştım birden...

Ordulu genç gemici Semih Bordanacı’yla birkaç ay önce yakınım Pelin aracılığıyla tanışmış ve ayak üstü kısa bir sohbetimiz olmuştu...

Çok istemesine rağmen Ordu’da olmadığı için “Ceren, Balerinin Çığlığı” adlı kitabımın imza gününe gelememişti Semih. Pelin’le haber göndererek istemişti kitabımı.

Anlaşılan imzalayıp gönderdiğim kitap eline ulaşmış. Hatta yolculuğa da çıkmış Semih... İkinci kaptanı olduğu “Kıran Eurasia” adlı gemi, Sri Lanka’ya gitmek için Hint Okyanusu’nda ilerlerken çekmiş o fotoğrafı...

Pelin gönderince haberim oldu. Merakla baktım o fotoğrafa.

Önce öylesine bakmıştım ama fotoğrafı büyütüp kitabın ilk sayfasına yazdıklarımı okuyunca, anladım Semih’in sürprizini. Birden farklı bir duygu dalgası kapladı içimi...

“Sonsuz bir mavilik gibi dört bir yanı saran denizi, bıçak gibi ikiye ayırırcasına seyreden bir gemide okuman dileğiyle,” diye yazarak imzalamışım kitabı.

Anlaşılan bu dileği gerçekleştirmek için günlerce beklemiş Semih...

Ve gemisi Hint Okyanusu’nda süzülerek ilerlerken çekip Pelin’e göndermiş bu fotoğrafı. Pelin de bana...

Bir kez daha uzun uzun baktım o fotoğrafa...

Balkona çıktım.

Bir sigara yaktım.

Camı açtım.

Bahçede, gecenin karanlığına teslim olmuş, yaprakları dökülmüş hurma ağaçlarının iskelet gibi durun dalları ilişti gözüme.

Kimi turuncu, kimi kararmaya başlamış ıslak meyvelerine baktım öylesine.

Yağmurun, ağaçların çıplak dallarına çarparak ağlayan o hüzünlü sesine bıraktım kendimi...

İyi ki yüreği güzel insanlar var, yoksa nasıl başa çıkarız hayatın sürekli üzerimize gelen kötülükleriyle, diye mırıldandı dudaklarım, o cumartesi gecesi.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar