Ordu
DOLAR9.767
EURO11.4151
ALTIN563.37
Av. Cansın ÖZEL

Av. Cansın ÖZEL

Mail: [email protected]

VAHİT BIÇAK

Bildiğiniz üzere, Ceren Damar Şenel, kopya çekerken yakaladığı öğrencisi tarafından katledilen genç bir akademisyendi. Geçtiğimiz gün, gerçekleştirilen karar duruşmasında yerel mahkeme, sanık hakkında (indirimsiz) ağırlaştırılmış müebbet cezasına hükmetti. Ceren Damar’ın ailesinin avukatı ise, (haklı olarak) “canavarca hisle ve eziyet çektirerek adam öldürme suçundan” sanığın daha fazla cezalandırılması gerekçesiyle yerel mahkeme kararına karşı üst başvuru yollarını deneyeceklerini ifade ettiler.

Ne var ki, Ceren Damar Şenel davasında sadece sanık değil; avukat(!) Vahit Bıçak ve tüyler ürperten savunması da oldukça tartışıldı. Zira, meslektaşım olmasından dolayı büyük üzüntü duyduğum sözde Profesör unvanı da bulunan ve akademik geçmişi ile (ilk etapta) göz dolduran bu zat; müvekkil sanığını savunurken, hem meslek etiğini, hem avukatlık kanununu, hem de Ceren Damar’ın acılı ailesinin hassasiyetlerini hiçe sayarak hareket etmekten zerre çekinmedi.

Bildiğiniz üzere, sanık olayın hemen akabinde alınan ifadesinde, kopya çekerken maktüle yakalandığını ve kendisi ile not hususunda yaşanan bir tartışmanın akabinde maktülü öldürdüğünü itiraf etmişti. Ne var ki, sonraki tarihlerde, aynı sanık ifadesinde değişikliğe gitmiş ve tahrik indirimi alma kastına matuf olarak, maktül ile arasında duygusal bir ilişki yaşandığından bahsetmişti.

Konuyla ilgili olarak sanık avukatı Vahit Bıçak ise savunmasında, müvekkilinin maktule ile KKTC'deki üniversiteden Çankaya Üniversitesine geçtikten sonra tanıştıklarını, zamanla maktulenin Hikmet'ten hoşlanmaya başladığını, kız arkadaşından ayrılması halinde duygusal birliktelik yaşayabileceklerini söylediğini, sanığın ise bunu reddettiğini savundu.

Sonraki dönemde maktule ve sanığın görüşmeye başladığını öne süren Bıçak, "Aralarında hoca öğrenci ilişkisi mevcuttur. Maktule, öğrencisi üzerindeki hiyerarşi ilişkisini kötüye kullanmıştır" iddiasında bulundu.

Olay günü maktulenin, müvekkilini kopya çekmek isterken yakaladığını, sonrasında maktule ile görüşen müvekkilinin, "neden göz yumacağını söylediği halde kopya işlemi yaptığını" sorduğunu savunan Bıçak, Şenel'in ise müvekkiline, "kendisini reddetmesinin intikamını alacağını söylediğini" öne sürdü.

Bıçak, akşam saatlerinde yanına gittiğinde Şenel'in müvekkiline, "Aileni de, seni de harcayacağım. Benimle olmamak sana pahalıya patlayacak" dediğini de iddia etti. "Olayın ani gelişmiş cinnet" olduğunu söyleyen Bıçak, sanığın pişman olmasının ise herkes için insanlık dersi olduğunu dile getirdi. 

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, bir de üstüne Ceren Damar Şenel’in 15 temmuz gecesi Cumhurbaşkanının birlik çağrısına karşın, 15 temmuz lehine tweet attığını ileri sürecek kadar da, Ceren Damar Şenel’in öldürülmesini haklı çıkaracağı zannıyla, utanç duymamıza sebep beyanlarda bulunmaya devam etti.

Öncelikle, şunu belirtmek lazım. Bazen vekaleten, bazen de devletin zorunlu görevlendirmesi hasebiyle, suç işlemiş kişilerin (zannedildiği gibi yalan söyleyerek değil) lehine olan hususların altını çizerek “hak ettikleri” cezayı almaları noktasında savunulması için (tarafımın da içinde olduğu) avukatların görev yaptığı bilinen bir gerçektir. Ne var ki, bu görev yerine getirilirken, dosyadaki mevcut deliller, mağdur ailenin içinde bulunduğu psikoloji göz önünde bulundurularak, savunma sınırı aşılmadan hareket edilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla, Av. Vahit Öz’ün sanığını kurtarma kastına matuf, Ceren’in acılı ailesini ve dosyadaki delilleri hiçe sayarak müvekkilini savunma hakkını kötüye kullanması ve hatta 15 temmuzda Ceren Damar Şenel tarafından atıldığı iddia olunan tweet’e bile atıfta bulunmak suretiyle, bu elim cinayeti, siyasi malzeme olarak kullanması bırakın disiplin cezası gerektirmeyi, bu sözde avukatın derhal hem meslekten hem de öğretim üyeliği yaptığı eğitim kurumundan çıkarılmasını gerektirmektedir. Zaten, Ankara Barosu tarafından da Av. Vahit Bıçak hakkında bir soruşturma başlatıldığı haberleri de yakın zamanda basında yer almış; Adalet Bakanı dahi yaptığı açıklamada:

“Nihayet modern hukuk, savunmanın etik ve yasal sınırlarını belirleyen kurallar öngörmüştür" diyen Gül, "Çünkü insan onurunun dokunulmazlığı, bütün hakların üzerindedir. Bugün Ceren Damar davasında vicdanların feryadını işiten yargı, kazanmak için her yolu mübah gören anlayışa itibar etmeyerek masum bir kadının hatırasını korumuş, insan onurunun kırılmasına da izin vermemiştir. Cenazesi başında sevgili eşinin dediği gibi; iyi bir hukukçu, iyi bir mühendis, iyi bir doktor değil önce iyi bir insan olmaya çalışın" demek suretiyle sözde hukuk insanı olan bu zatı, sert bir dille eleştirmekten kaçınmamıştır.

İşin ironik diğer bir yönü ise, 15 temmuz lehine tweet attığı iddiasını, maktülün ölümünü sanki haklı çıkarıyormuşçasına savunmasına konu eden bu avukatın, FETÖ tehlikesini önceden sezen ve faili meçhul cinayete kurban giden Necip Hablemitoğlu’nun “KÖSTEBEK” isimli kitabında, adının geçmesi olayıdır.

Zira, kitabın ilgili bölümünde:

“Ankara: Polis Akademisi’ne Abdülkadir Aksu’nun İçişleri Bakanı olduğu 1987-1988 yılları arasında yerleştirilen 42 öğretim üyesinin tamamının burslu olarak İngiltere’de master ve doktora programlarına gönderildiği, bunların yaklaşık 30’unun İngiltere’de kalış sürelerini 1-3 yıl uzatmayı başarmalarına rağmen eğitim programlarını tamamlayamadıkları, YÖK sisteminde süresi içinde programı tamamlayamayanların kurum ile ilişkisi kesilmesine rağmen bu şahısların ömür boyu aynı kadroda kalacak şekilde ataması yapıldığı öğrenilmiştir.

Bu şahısların yasalara uygun olarak üç yıl süreli sözleşmeli  personel  statüsüne alınmasına karar verilmiş olmakla birlikte, bu husus kendilerine, anlaşılamayan nedenlerle hâlâ tebliğ edilmemiştir. Sözkonusu kişilerin arasında Kayseri Belediye Başkanı Şükrü Karatepe’yi aklayan Prof.Dr. Ali Şafak, Yard.Doç.Dr. Vahit Bıçak ve öğretim üyesi Mesut Bedri Eryılmaz da vardır.”  denmek suretiyle, faili meçhul cinayete kurban giden Hablemitoğlu’nun karanlık geçmişleri ile işaret ettiği isimlerden birinin Vahit Bıçak olduğu da görülmektedir.

Diğer bir deyişle, Ceren Damar Şenel’in katledilmesi ile 15 temmuz olayı arasında nasıl bir bağlantı kurduğu ilk etapta anlaşılmayan bu zatın, Hablemitoğlu’nun kitabında adı geçtiği bölümün basında yer alması sonrasında, neden bu çabaya tutunduğuna ilişkin bir izlenim edinmek bence hiç de zor değil.  Zira, karanlık geçmişlerine ve Fetö bağlantılarına rağmen, günümüzde Fetö karşıtıymış gibi davranmak biliyorsunuz, birçok kişi için yaygın bir davranış biçimi.

Sonuç itibariyle, elim bir cinayet davasını bile siyasi goygoya malzeme etmeye yeltenen ve kendisini savunamayacak, katledilmiş genç bir kadın akademisyenin namusuna dil uzatmayı “savunma hakkı” kapsamında değerlendirme gafletine düşen bu avukatın basit bir kınanma ile yetinilmeyip ; avukatlık ve öğretim üyeliği mesleğinden men edilmesi ve kişinin hatırasına hakaret suçundan yargılanıp, cezalandırılması icap etmektedir. Aksi ihtimal, baroların meslek onurunu korumayı hiçbir surette başaramamış olmaları ile eşdeğer anlam taşımaktadır ki, toplum için bu oldukça riskli bir yaklaşımdır.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar