Ordu
DOLAR18.8094
EURO20.5523
ALTIN1158.6
Zati ÜRER

Zati ÜRER

Mail: [email protected]

VİZYONLAR VE OSMAN ALTUĞ          

13/12/2022

İktidar-muhalefet vizyon yarıştırıyor. İnşallah çabaları işe yarar! Ancak kamuoyunda güven kayıpları büyük! Oyunu kızı sayıp iyi damada verme gibi önemser oldu artık aklı gözünde millet. Propaganda, reklam, gösteriş, hamaset, ajitasyon-suçlama… gibi aldatma dehlizlerine düşmez.Neler gördü, neler yaşadı da kimleri indirdi siyaset sahnesinden. Laf ve oyun sökmez artık! 

Nebati Bakanın açıklamalarını 21 kişiye sordum: 3 kişi Reisin adamı, çok bildiği var demek ki; 10 kişi Türkçe konuşmadı hiçbir şey anlamadık, 5 kişi Amerikanca laflar etti tercüme edersen söylerim fikrimi dedi. Bilinen gelenekçi ekonomi politikalardan koptuk, bilimsel yeni bir yol açıyoruz diye açıkladım. Argolu tepki gösterdiler ya mealen şöylece aktarmak uygun olur sanırım:Bilimsel mi çektirecekmiş geçim derdini? 4 kişi de belli ki ABD hayranı, bize hayatı çekilmez etti dedi. Yerli-millî olmayı hep öne süren Reis-i Cumhurun en eski yol arkadaşı, şimdiki CHP’li Abdullatif Şener, içinde ortodoks-heterodoks-epistomolojik yabancı terimleri geçen cümleyi, Bakana Bütçe Komisyonunda da tekrar ettirtip katıla katıla güldü. Ne acı! Siyasî kültürümüz bu işte! Doğruyu gösterme yerine gözden düşürme rekabet anlayışı sürüyor. Niye açıkladığım gibi değil de yaban laflar etti Nebati Bakan? Geçim derdine inat bilgiçlik taslamak, 30 yıllık Bizim Reis lakabına halel getirmedi mi yani?

7 bölgemizden 7 vatandaşa, Almanya önceki Başbakanı Merkel’in danışmanlığını da yapmış Jeremy Rifkin hakkında fikirlerini de sordum: İklim miklim bir şeyler anlattı ya çözemedik, yaban sinsi düşman değil de Bizim Rıfkı olur inşallah  CHP’de dediler. Yorum derin anlamlı. Millet benliğimizden koparılma tedirginliği içinde. Tarihî tecrübeleri hatırlıyor çünkü: Dinimizin manevi etkisi alet edilerek Arap-Fars dil ve kültürü asırlarca nasıl yüklenmişti sırtımıza? Kendi duyuş, düşünüş ve kültürümüzle halk dili ve edebiyatımızı koruyabildiysek de uygarlığa yaban bırakılmıştık. Aydın bütünleşmemişti halkımızla, yukarıda tutmuştu hep kendini ta cumhuriyete kadar! Cumhuriyet yeni millî bir ruh getirmişti ya sonra yine kültür emperyalizminine kapıla kapıla dünyaya da kendimize güvenimiz yok mesajı vere vere geldik günümüzde de süren körtarafça kutuplaşmalara.

2001 Krizi sonrası ithal ekonomist getirmiştik hani! Şimdi de dayanılmaz krize girmiş durumdayız ve aynı kurtarıcı arayışına kapıldık yine. İktidar da bahaneler peşinde. O kadar ki gıda marketlerini bile günah keçisi ilan ettiler. Oysa kendi Tarım Kredi marketinde 104 lira olan baldo pirinç, özel markette 75! Kıyasladım da aldım. Lafa mı, icraata mı inanacağım efendiler? 2002-2008 arası nispeten iyi giden ekonomiyi de kimi muhalifler bu süreçte ithal Derviş’in yolundan gidilişe, kimileri ise tek kendi görevleri sürecine bağlarken millî ekonomik görüşün başına örülen 28 Şubat süreciniunutuyorlar. Millet evlatlarına güven yok! Sanki ekonomi profesörlerimiz yetersiz. Haydi onları yetersiz diyelim. Ya olumlu sonucu görülmüş kayıtlı icraatlar niye görmezden geliniyor? Örneğin Prof. Dr. Osman Altuğ ne yapmış, nasıl yapmış internete girip de incelemiyor siyasetçiler?

Çaresizlerin çaresi ve isyanıyım diyen OSMAN HOCA; girdiği sınavlardan hep birincilikle çıkmış, okulları birincilikle bitirmiş. Benim hayatımın hiçbir noktasında koltuk değneği yoktur,kimseden destek almadım, uzun yıllar top koşturdum. Futboldaki deneyim bana ekip çalışmasını öğretti. Nasıl gol atılacağını öğretti diyor. Türkiye'de yapılan işçi ile işveren arasındaki ilk toplu sözleşmede onun imzası var. Hayatı danışmanlıklarla dolu. Türkiye'de irili ufaklı birçok holdingin kuruluşunda da bedeli mukabilinde görev yapmış. 1980'den sonra danışmanlığını yapmadığı hiçbir hükümet yok! Rahmetli Adnan Kahveci'ye de  Polanya'ya da danışmanlıklar yapmış. Nokta dergisi hakkında şunlar yazmış: Altuğ'u Özal 450 kilometreden göremedi. Polanyalılar 4500 kilometreden gördüler, alıp götürdüler." İşte size ülkenin gerçek derdi: Önündekini görememek!

Merhum Erbakan’la tanışık değilken Başbakanlığa davet edilmiş OSMAN HOCA! İletişim sürecini şöyle anlatıyor:

Başbakan sizi biliyor, tanıyor ve T.C. Başbakanı sıfatıyla göreve davet ediyorum. Memleketin size ihtiyacı var çağırısından sonra üç önemli şey söyledi: Birincisi kimimiz, kimsemiz yok. İkincisi, bize sahip çıkın. Üçüncüsü bizi kandırıyorlar. (Bu son cümle çok önemli, rahmetli nasıl da fark etmiş! Tüm siyasetçilere ışık olmalı! Ne çektiysek kandırılmaktan, en etkili emperyalist silahı bu.)

 T.C. Başbakanı Başdanışmanı sıfatıyla göreve başladım. Erbakan'ın bana ilk sorusu şu oldu: Siz uzun yıllar danışmanlık yaptınız. Size kimse devletin ne kadar borcu olduğunu sormadı mı? Hayır efendim, danışmanlara danışılır, soru sorulmaz diye esprili cevap verdim. Devlet borçları dahil ekonomiyle ilgili detaylı bir rapor hazırlayayım dedim. Derhal ve şimdi dedi. Kendisine şu ön bilgiyi verdim: Devlet dışarıdan % 135 ile borçlanıyor, resmi mevduatı ise % 5'de tutuyor yani % 5 ile satıp % 135'le yerine alıyor. Böyle şey olmaz dedi. Aynen böyle dedim. İlk işimiz, kamuoyunda "Havuz" diye nitelendirilen kamu ortak hesabını oluşturmak oldu. Böylece % 135 yerine % 50 ile borçlanarak % 85'lik bir faizi aşağıya çektik.

Refahyol hükümetinde çok işler yaptık. Hedefimiz denk bir bütçe oluşturmaktı. Erbakan'ın en çok üzerinde durduğu ve temel söylevi denk bütçe idi. Bir ülkede denk bütçe olmazsa istikrarlı ekonomi olmaz; istikrarlı ekonomi olmazsa istikrarlı para birimi olmaz, istikrarlı para birimi olmazsa istikrarlı bir hükümet ve istikrarlı bir ülke olmaz. Muarızların şaşkınlık veren sorusu şuydu: Denk bütçe mi olur? Bir başbakan denk bütçeyi savunmayacak da neyi savunacak? Terk etmemiz gereken üç kağıt ekonomisi üç şeyden oluşuyor: Borsa, faiz ve dolar. Pekiyi üretim nerede? Yok! Sistem adeta üretenleri cezalandırıyor. Müteşebbis önündeki tüm engelleri kaldırmamız gerekir. Türkiye'de kayıt dışı ekonominin hem tertipçisi, hem teşvikçisi, hem destekçisi, hem de şikayetçisi devleti yönetenler. Türkiye'de herkesi ve her kesimi vergi mükellefi yapmadık. Herkesten ama az vergi demedik. Müteşebbisin önünde en büyük engel enflasyon muhasebesi sistemine geçmedik. Vergi kaçırmak hoşgörü ve centinmenlik suçu. Maharetmiş gibi anlaşılır hale gelmiş. Adeta suç olmaktan çıkmış. Af üstünü af gelince vergi kaçırmak özendirilir olmuş. Herkesin suç işlediği bir ülkede suç, suç olmaktan çıkmaz mı?

1980 darbe ertesi olaylar durmuştu ya hani! Sokakta bize dipçik lazımmış diyen vatandaşa, bir başkası şöyle karşı çıkmıştı: Adaletten, kalkınmadan söz etmek var mı artık; kaç yıl geriye gittik, düşündün mü hiç? Şimdi iktidarda aynı adlı parti var. Lakin yetiştiği ocağın danışmanı OSMAN HOCAyı görmüyor yazık ki! CHP de içinde veya çizgisindekileri yok sayıp yabancı ekonomi liglerinden oyuncu peşine düşmüş. Millet kahr-ı perişan, medyasından rica ediyor: Bağrımda gizli ne cevherler var kim bilir? Lütfen çıkarın tüm iletişim kanallarına ekonomiye çareyim diyen kim varsa dinletin, kitlesel temayülü ölçelim de oy verelim. Hep belli kişilerin teneke nutuk ve yorumlarını dinlemekten bıktık, gayrı yeter artık! Sorumluluk ve idrak lütfen!

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar