Ordu
DOLAR9.8478
EURO11.3584
ALTIN553.82
Zati ÜRER

Zati ÜRER

Mail: [email protected]

YANLIŞ DOĞRU LEBALEP DOLU

Cumhurbaşkanımızın kongrelerdeki: “Salon lebalep dolu, Maşallah Barekallah!” sözünü sık sık görüntülü olarak ekranlara taşıdılar, ardından da tepkileri...Muhalefet de buradan vurdu durdu günlerdir. Halka yansıması nasıl oldu? 7 bölgede kanaat önderlerini dinliyorum 3 haftadır. Vesayetçi manşetlerde cumhurbaşkanımız için “Muhtar bile olamaz” aşağılamasına inat, faaliyetleri ve dualarıyla hep seferber bildiğim, bir grup muhtardan duyduğum şu açıklama ilginç ve düşünmeye değer:

“Kalabalık kongreler salgın mücadelesine çok koyu gölge düşürdü. Bu millet on söz duyar, alkışlar ama çok kısa zamanda aklında belki bunların bir tanesi kalır da gördüğünü hiç unutmaz. Reis’ten maske-mesafe-temizlik uyarısını çok duyduk ama salon görüntüleri bunu unutturdu. Halkın gönlüne dirayet ve cesaretiyle taht kuran millet liderinin kongrelerdeki coşkusu, salgın bize vız gelir algısına yol açtı. Belki salonlardakiler testliydi, tedbirliydi ama iç içe insan manzaraları içinde güven duyulan liderin konuşmaları kitlesel rehavet getirdi. Bunu eleştirenlere diğer liderlerin benzer icraatlarını emsal gösterenler de iyi bilmeli ki halk onları Reis kadar ciddiye almıyor! Onlara da rol model olduğunu düşünüyor.” Başka gündemleri de sordum:

Çoklu maaş konusunda ortalama görüş de şöyle: “Kürsüde EYT’li talebine genç emeklilik için ikinci iş yani çift dikiş açıklamasının zıddına üç-beş maaş ayrıcalığı niye var, onlar 10 aylık mı? Doğrusu bu konuda bir izah bekliyorduk milletin adamından hep. Reform paketindeki açıklama da içimizi rahatlattı ama üzücü eleştiriler sürüyor yine. Şaşkınız. Başka oy verilecek kimse de yok. Allah sonumuzu hayır ede!” Muhalefet liderlerinin de vicdan muhasebesini gerektiren vatandaş algısı değil mi bu yorum?

ABD emperyalizminin önderliğindeki dört yandan düşmanca kuşatılmışlığımız karşısında Erdoğan dirayetine ihtiyaç var diyen kanaat önderlerinde de değişim temayülü sezdim. İşsizlik ve gelir adaletsizliğinin bir türlü ele alınmaması, vicdan azabı gibi içlerini sızlatıyormuş. Diyorlar ki çeyrek asırda destanlar yazdı Reis, istese işsizliği de ayrımcılığı da gelir adaletsizliğini de önleyemez mi? Niye yapmaz bunu anlayamıyoruz? Vatan tehlikedeyse; savunma, sağlık ve eğitim yatırımları bütçemizi zorluyorsa az yiyelim-içelim, idare edelim önemli değil; açlık mı görmedi bu millet? Ama hep birlikte (!) ayrım-kayrım Niye?

Metropol kent muhtarlarından da düşünülesi ortalama tesbit de şöyle: “İletişim yollarının çoğalması rahatlık, hırs, nefis düşkünlüğü getirdi yazık ki! Bazıları iyi yaşıyor da ben niye zordayım sorgusu yapa yapa bencilleşiyor insanlar, özellikle de gençler; eski kanaatkârlık, tahammül kalmadı. Tüketim alışkanlıkları arttı ve çeşitlendi. Aile yapımız tehlikede. Salgına dönüştü sanki boşanmalar, çatışmalar, şiddet, uyuşturucu…tüm kirli ilişkiler. Yönetime doğru bilgi gitmiyor mu acaba?” Bu salgını covit misali mutasyona uğratarak daha da tehlikeli hâle dönüştürecekti İstanbul Sözleşmesi ya sonradan-Allahım iradesinin gücünü artıra- cumhurbaşkanımız kararnameyle iptal etti çok şükür!

Kayda değer bir değerlendirme de şöyle: “Çok büyük işler yapıldı, yukarıda Allah var, inkârı mümkün değil: İstişare, eğitim, kültür ve birlik ruhunu mütemadiyen zinde tutmak için milletin evi külliye yapıldı. Ev alma kampanyaları; yol, ray, inşaat ve başta İstanbul olmak üzere kent hayatı konforu için altyapı yatırımları yapıldı. Savunma sanayimizle Azeri kardeşlerimize bile el uzatıp dünyaya gücümüzü gösterebildik. Zulümden kaçan Suriyelileri himaye ettik. Ne gururdu! Lakin madalyonun tersi döndü şimdi yüzümüze. Sağlık harcamalarımızı artıran, iş hayatını sarsan salgınla mücadele halindeyiz. Mültecilere 40 milyar dolar harcayan devlet kapanan, kısıtlanan iş yerlerine yeterli desteği veremiyor. Biz bize yeteriz sloganıyla yardımlaşma kampanyaları yapmak zorunda kalınmadı mı? Ak akçe kara gün içindir atasözü unutuldu mu acaba?”

Muhalefetin koro halinde güçlendirilmiş parlementer sistem lafı espri konusu olmuş. Deniyor ki “Halk oyuyla yıkılmış sistem nasıl güçlenir? Her kafadan bir sesin çıktığı o sistem halka mı dayalıydı ki? Cumhurbaşkanlığı sistemini halkın tercihlerine göre seçilecek Meclis oy çokluğu denetimine bağlamak, halka dayandıramaz mı siyaseti? Devlet Bey 100 maddelik taslak önerisiyle bu sistemi anayasal hale getirmek istediklerini açıkladı. Herkes koysun taslağını onun gibi ortaya. Tartışılsın öneriler, gerekirse farklı taslaklar da sunulabilir halk oyuna. Hangi anayasa taslağı halka dayalı siyaseti sistemleştirebilmişse kabul edilecektir.”

Dinlediklerim halkın geçim derdini de istediğini de net gösteriyor. Ana akım medya gündemindeki tartışmalarla ilgilenen yok gibi. Erdoğan yatırımcılığına da karşı değil kimse. Tersine o yatırımların işsizliğe çare olabileceğini düşünen de çok. Muhalefetin yaptırmam anlayışı yadırganıyor ancak muhalefet belediyelerinin halka hizmeti engelleniyor propagandası da etkisiz kılınmalı. . Kanal İstanbul Projesinin deprem sağlamı konutlara ve ekonomiye katkısı dile getirilince halkın genel rahatlama ve sevinci çıktı ortaya. İstanbul’un dünya uygarlık başkenti olması için yeniden yapılandırılacağı çok iyi işlenmeli ki muhalefetin yarattığı kafa karışıklığı giderilebilsin. Maliye Bakanımızın dünkü CNN Türk Tv. deki gibi ikna edici açıklamaları her konuda yapılabilmesi kafa karışıklıklarını önler kanısındayım. Lütfi Elvan Bey, TÜİK açıklamalarını sürekli yalanlayan bir gruptan söz etti. Muhalefet de bu grubun verilerini kullanıyormuş. Cumhuriyet tarihinde ilk kez TÜİK, bir grup hakkında suç duyurusu yapmış. Demek ki ekonomik güveni sarsmak için muhalefete montajlanmış iş birlikçiler de var(!) Böylesi algı provakasyonlarına da tedbir gerek.

Zor günlerdeyiz. Herkesin yanlışı-doğrusu iç içe, ayırıp günah-sevap ölçümünü yapmak kolay değil. Kültürümüzde kul hatasına hoş görü var ama nefsin de özel hayatın da yok sayılmasını gerektiren tek yerdir temsil makamı. Kutsanmış ve millete adanmış olmalı. Millet terazisi ölçüm yapar burada, bu sözdeki hoş görüye yer yoktur. Mazide yanlış kefesi ağırlaşınca silinen, itibarını kaybeden çok oldu. Atatürk’ün 10.Yıl Nutkundaki “Bahtiyarım ki” diye başlayan cümlesi temsil makamı sahibine model olmalı. Siyasi başarının kaynağı millet itimadı! Ne kamuoyu araştırmacı rakamları ne de medya tartışmacı yorumları halkın gür sesini doğru anlatabilir. Sese yakın durmak lazım. Yanlış doğru lebalep dolu o seste, doğru ekiplerle doğrularını seçebilen seçilebilir.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar