Ordu
DOLAR15.8769
EURO16.8435
ALTIN942.55
Sezai KESKİN

Sezai KESKİN

Mail: [email protected]

reader

YAŞASIN TÜRKİYE

Türk savunma sanayi altın çağını yaşıyor. Art arda önemli yerli ve milli projeler tamamlanıyor. Son yıllardaki bu performans, terörle mücadele operasyonlarına olumlu yansıyor. Küresel ticaret raporuna göre Türkiye’nin savunma sanayindeki atağı tam gaz sürüyor. Dünya genelinde silah ticareti yüzde 4.6 artarken, ilk 100 şirket arasında yer alan Aselsan ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayi göğsümüzü kabarttı. Büyük bir bölgesel güç olmayı hedefleyen Türkiye, son yıllarda askeri harcamalarını artırdı ve kapsamlı bir milli askeri-endüstri merkezi geliştirdi. 

            Devletlerin ekonomik ve siyasal sahadaki gücünü belirleyen en değerli unsur savunma sanayidir. Çağlar boyunca toplumların refah düzeyini, uluslararası ilişkilerini şekillendiren savunma sanayisi devletlerin pek çok politikasını doğrudan etkilemiştir. Türkiye senelerce Batı'nın silah ambargolarıyla boğuştu. Satın almak istediği silahlar için hep bir engel çıkarıldı, sonu gelmeyen şartlar öne sürüldü. Politikalar çatıştığında, silah satışı hep bir tehdit olarak Türkiye'nin karşısına çıkarıldı. Kendi göbeğini kesmeye karar veren Türkiye, devasa yatırımlara girişti, milli silahlar geliştirdi. Çünkü Türkiye buna mecburdu. Üç tarafı denizler, dört tarafı hainlerle çevrili bir coğrafyada yaşıyorsanız; ya yüzmesini iyi bileceksiniz ya da savaşmasını... Türkiye'nin güvenliği güçlü bir savunmadan geçiyor. Bu sebeple Anavatanda güvende yaşamak, dünyada söz sahibi  olmak için savunma sanayinde kuvvetli olmak mecburiyetindeyiz.

            Kalkınmanın önemli bir parçası olan savunma sanayinde stratejik bütünlük için devletimiz, KOBİ'leri ekonomik boyutu büyüyen, teknolojik gereksinimi devamlı artan savunma sanayi alanına yönlendirmeli, firmaları teşvik eden girişimlere başlamalıdır. Savunma sanayi alanında Türkiye kendi bağımsızlık çağına girmiştir. Fakat yeterli değildir... Düşman her yerde ve çok! Ateş çemberi bir bölgede barışın tesis ve idamesi için caydırıcılığa birinci derecede önem veren Türkiye'yi savunma sanayinde üst lige taşıma hedefiyle farklı yol haritaları çizilmelidir. Savaş ihtimali her zaman var ve vakit kaybedecek lüksümüz asla yok. Bu nedenle teknolojik gelişmelere paralel olarak yeniliğe ve yedek parça imalatına çok önem vermeliyiz. En önemlisi nükleer silah gelişmelerinin de içinde olmak için hızlı ve sert adımlar atmalıyız. Düşman devletlerin nükleer silah üretim çabalarına baktığımızda, ülkemizin geç kaldığını söylemek yanlış olmaz. Türkiye'nin nükleer varlığı, bir saldırı eylemi düzenlemeyi düşünen yeminli Türkiye düşmanlarını caydıracağına şüphe yok. Ticari amaçlı reaktör maskesiyle nükleer bombaya kavuşan katil İsrail'in kanlı ellerini Birleşmiş Milletler 'sabunuyla' yıkadığı sır değil.                                                                                                                                        

            Saldırıyı hep karadan bekleyemeyiz. Harbin uzaya sıçraması halinde bile göğün boşluklarında saldırı amaçlı askeri tehditleri savurmak ve mevcut caydırıcılık düzeyini artırabilmek açısından yeni saldırı sistemleri geliştirmeliyiz. Donanma büyümelidir! Düşman, eskiden toprağın altına inmişti, şimdi suyun da altına indi. Denizlerin ölçüsüz boşluklarında hak ve menfaatlerimizi koruyan denizaltılarımızın da modern imkan ve kabiliyetlerde donatılması dosta güven, düşmana korku salacaktır.

*

Aslan gibi bir devletimiz var. Ne kadar gurur duysam az. Bağıra bağıra söylüyorum. Yaşasın Türkiye!..


 

 

 

 

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar