Ordu
DOLAR9.513
EURO11.0967
ALTIN546.66
Nalan TÜRKELİ

Nalan TÜRKELİ

Mail: [email protected]

Yatık Emine

Denk düşerse, eski sinemaları izliyorum bazen.

 

Bu akşam, başrol oyuncusu Necla Nazır’ın (Yatık Emine) adlı  filmini izlerken hıçkıra hıçkıra ağladım.

 

İnsan, bir an film olduğunu unutup akışına göre öfkeye kapılabiliyor, hüznün dibine vurabiliyor!

 

Toplumsal değer yargıların tabulaşmış acımasızlığı ve iğrenç ahlaksızlıklar konu ediliyor, filmde.

Filmin başında, yüzü peçeyle kapalı bir kadın görünüyor.

Önce ki yaşadığı yerde, muhtarın oğlu tarafından tecavüz edildikten hemen sonra, halk tarafından yargısız infazla fahişe damgası vurulup, il dışı bir kasabaya sürgüne gönderiliyor.

 

Kadının terbiyesi, görgüsü, zarafeti ve güzelliği, niteliksiz erkeklerde ve kadınlarda da hazımsızlık yaratıyor.

İnsani duyguların cehaletle körelmişliği, kadını bile, kadına düşman kılıyor. Yatık Emine, tam da bu düşmanlığın ortasında buluyor kendini.

 

Köyün erkeklerinin beyin hücreleri, adeta uzuvlarıyla uyuşmuş!

Fahişelikle damgaladıkları ama sahip olmak için hepsinin can attığı aynı erkekler, sözde  birer namus abidesi oluveriyor.

Kadının yüzünde ki peçenin bir an bile açılmasına tahammül edemezlerken, diğer kadınların normal yemeniyle gezinmeleri, ayrı bir isyan dalgası yaratıyor insanda!

 

Kadın varlığının çok kolay aşağılandığı, yaşam hakkının yine çok kolay, öldürülesiye elinden alındığı gerçeğiyle yüzleşiliyor!

 

Film ilerledikçe azalıyor insanlık.

Bütün köy pusuda!

Kulaktan kulağa (Fahişe) dedikodular yine yeniden dillendirilip, kadını alaşağı etmenin fırsatı kollanıyor.

Yani o cahil cesareti, kötülüklerden büyük haz alarak yok etmek istiyor kadını.

 

Ve evine sığınmak zorunda kaldığı nefsi aç,  şehvet düşkünü evli bir adamın daha iğrenç saldırısına çığlıklarla direnirken çıkageliyor, köylü kadınlar.

 

Gözleri kıskançlıktan kararmış, kendilerinde olmayan insanlığı öldürmek pahasına vahşice  saldırıyorlar yatık Emine'ye!

Kan revan içinde yerlerde sürükleniyor. Zar zor kurtarıldıktan sonra, köyün dışında harabe bir eve yerleştiriliyor.

Yürekli mert bir adamın yardımıyla evine eşya, boğazına bir kaç lokma giriyor ki, yardım dilden dile yayılarak, aynı nefret yeniden alevleniyor.

 

Namussuz namuslular, leşcil hayvanlar gibi evin etrafında pervane olmuş dönüyor. Yatık Emine gibi aynı köyde  sürgün yaşayan yürekli adamı yok ediyorlar ilkten.

 

Günlerce su içerek hayatta kalmaya çalışsa da, açlığa dayanamadığı bir gün, köye iniyor. Tabi ki yüzüne kapanıyor kapılar.

Evde olmadığını öğrenen kadınlar içeri dalıp neyi var yok, yağmalıyorlar. Bununla da yetinmeyip, camını çerçevesini kırıp döküyorlar!

 

Hiç sahip olmadıkları o vicdan adaletini, toplum baskısının birer gönüllüsü olarak tamamen yok ediyorlar. Kötülüğün, kendilerini namuslu göstereceğini sanan güruhların içlerindeki o  şeytani ortak planları hiç bitmiyor.

 

Tüm bu kötülüklere ve açlığa rağmen, hiç bir erkeğin  bedenine dokunmasına izin vermeden boyun eğiyor açlığa.

 

Namussuz namus bekçilerinin kirli zihniyetinden herkes korkuyor.

Özünde namuslu olan, ama aşını, işini kaybetmekten korkanların suskunluğu yüzünden de, harabe evin ortasında açlıktan ölüyor Emine!

Henüz yaşarken bedenine dokunmak isteyip fırsat bulamayan bir sapkın, soğumaya yüz tutmuş cesede tecavüze kalkışıyor!

 

Film bittikten sonra, günümüz toplumunu düşünüyorum.

En kalabalık metropol şehirlerden birinde, genç bir kızın giydiği şorta dil uzatma  cüreti gösteren orta yaş saldırgan adamı hatırlıyorum yeniden.

Kadına bir eşya muamelesi yapan, hatta kadını sadece  cinsel araç olarak gören cehaletin, azınsanmayacak çokluğuyla kahroluyorum.

 

Devlet kurumlarını yönetme yetkisine sahip olan iktidarın, parayla şımartılan çocuklarına tanınan ayrıcalığa öfkeleniyorum.

Nitekim, adı kadın cinayetine karışan bir bakan oğlunun  kolayca aklanmasına isyan ediyorum.

 

Hem de bu çağda, gerici ve ilkel gelenekleri yaşatmak için cehaleti kutsayan, medreseler tarikatlar aracılığıyla da  yaymaya çalışan, sanatı felsefeyi edebiyatı ve daha bir çok  yaşam organlarımızı tek tek budayan iktidarın ürkütücü rejimine karşı, ben de bilendikçe bileniyorum!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar