Ordu
DOLAR9.5499
EURO11.097
ALTIN549.87
Sümer Alkan

Sümer Alkan

Mail: [email protected]

Yılan Hikayeleri

Tanrı’nın çeşit çeşit yaratıkları var. Bunlardan biri de "yılan".  İsmi bile soğuk olan bu sürüngenin de doğada görevleri var. Tarlada toprağı havalandırır. Fareleri yiyerek onların çoğalmasını önler. Kışın kış uykusuna yatan yılanları da fareler yer. Doğanın dengesi bu şekilde sürer gider.

                  Küçüklüğümden beri yılandan çok korkuyorum. Köyde evimizin etrafında pek yılan görmezdik. Çünkü tavuklar, kediler, köpekler ve büyük baş hayvanların olduğu yerde pek yılan olmaz. Tavuklar gagalarıyla diğer hayvanlar ayaklarıyla yılanı öldürürler.

                  Fındık zamanı köylerde başakçı sıkıntısı olurdu. Bitişikteki komşu bahçedeki fındığı toplar. Sizin bahçenize amele gelene kadar bahçeyi beklemek zorunda kalırsınız. Çünkü toplanmış bahçede başak yapanlar sizin bahçeden fındık çalabilirler. Tabii bu ihtimal herkes için geçerli değildir.

                  Ben ortaokulda okurken yardımcı kızımız Şehri ile bir gün bahçeyi beklemeye gittik. "Kurt Gölü" isimli bahçemiz evimizden uzak bir yerdeydi. Ben okumak için bir kitap aldım. Onu okuyorum. Şehri çok güzel dantel örerdi. O da dantel örüyor. Arada bana kızar "hep okuyorsun biraz konuşalım’ derdi. Ben de ona okuduğum kitabı anlatırdım veya şehirde gittiğim filmleri anlatırdım. Zevkle dinlerdi.

                  Bahçede su içmek için oturduğum yerden kalktım. Bahçede yürürken bir fındık ocağının içinde yılan gördüm. Yılan, fındık ocağının içinde dallara sepet örgüsü gibi sarılmış, kafasını yukarıya dayamış, güneşleniyordu. Siyah beyaz karışımı, çok güzel bir deseni vardı. Hemen Şehri' ye seslendim. "Şehri! çabuk buraya gel, burada yılan var." dedim. Koşarak geldi. "aman! bu ne kadar büyükmüş" dedi. Yardımcımız Şehri, benden altı yaş büyük, akıllı ve cesur bir kızdı. Hem anneme ev işlerinde yardımcı olur hem de biz beş kardeşi her zaman korurdu. Yani gerçek bir abla gibiydi.

                  Bahçemizin bitişiğinde Hüsnü amcamların bahçesi vardı. Orada da onların yardımcısı Saadet vardı. Hemen ona seslendik." Saadet, eteğine taş doldur gel yılan öldüreceğiz. " dedik. Saadet geldi, üçümüz birden yılanı taşlamaya başladık. Bizim olduğumuz yer biraz yüksek, yılanın olduğu yer aşağıda kalıyordu. Bahçenin orası meyilli, taşları atıyoruz. Yılan önce hiç aldırmadı. Sonra biraz yerinden kıpırdadı. Daha sonra, dalların arasından çıkıp yan taraftaki otların içine girdi. Biz “şimdi bunu daha çabuk öldürürüz" dedik. Çünkü, attığımız taşlar önceden dallara çarpıyor, yılana isabet etmiyordu. Otların içine taşları atmaya başlayınca yılan hızla yerinden fırladı. Üzerimize doğru atlayarak gelmeye başladı. Çığlık atarak yukarıya doğru kaçmaya başladık.

                  Ama benim korkudan dizlerimin bağı çözüldü, adım atamıyorum. Şehri, beni oradan hızla uzaklaştırdı. Korkuyla geriye dönüp baktığımda yılan aşağıya doğru kayarak gidiyordu. Bize dersimizi vermiş, sanki; “boyunuzdan büyük işlere karışmayın" demişti. Şimdi anlatırken bile ürperiyorum. O gün büyük tehlike atlattık. Eve gelince anlattık. Babam; "Kızım niçin taş attınız? Yolunuza gitseydiniz." dedi. Babam doğayı, çevreyi ve hayvanları çok severdi.

                  Bir de bundan 8- 10 yıl önceydi. Köydeki eve temizlikçi kadın götürdük. Uzun süre oturulmayan ev haliyle tozlanıyor, kirleniyor. Kadın evi temizlerken, kardeşimin eşi Hanife’yle banyoları temizlemeye karar verdik. Banyo, tuvalet ve lavabolar sonradan eve ek olarak yapıldı. Beton olan alt kat banyosuna girdim. Ayağıma çizme giydim. Hortumu musluğa taktık. Banyoda boş su bidonları vardı. Onları çöpe atmaya karar verdik. Ben boş bidonları Hanife'ye veriyorum o dışarı bırakıyor.  Bidonları attıktan sonra hortumla tavanı duvarları yıkadık. Ayağımda çizme olduğu için rahat çalışıyorum. Temizlik yaptırmak için kadın getirdiğimiz halde biz de büyük bir iştahla çalışıyoruz. Duvarların işi bitince sıra döşemeyi temizlemeye geldi. Döşeme, bahçeyle aynı seviyede. Köşede banyo sekmeni, duvarda kirinti var. Sekmene elimi değdirmemek için kirintiyi aldım. Sekmeni kendi tarafıma çektim. Aman Allahım! simsiyah bir yılan, sekmenin altına çöreklenmiş.  Üzerinden sekmen kalkınca kafasını kaldırıp benim tarafıma yöneldi. Kirintinin tersini çevirip yılanın kafasını iyice ezdim. Hanife çığlık atarak bahçeye koştu. Temizlikçi kadın koşarak geldi. Yoldan geçen komşunun gelini geldi. Benim vücudum gerilmiş bir vaziyette, kendimi bahçeye attım. Yılanı öldürdüm ama olduğu yere bıraktım. Komşunun gelini yılanı kirintinin ucuna takıp bahçenin uzak bir yerine attı. O yılanı nasıl öldürdüm? Halen daha kendi kendime inanamıyorum. Ama ben onu öldürmesem o beni sokacaktı.

                  Kısa zamanda yılan öldürdüğümü herkes duydu. Rahmetli Fahri Çelebi bile "hocanım yılan öldürmüşsün bravo" dedi. Şimdi köye gidince, alt kat banyosuna hiç girmiyorum.

                  Yılandan bahsedince "düşman andı" derler. Bugün beni düşmanlarım andı herhalde.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar