Ordu
DOLAR13.3352
EURO15.126
ALTIN765.85
O.Rüştü BAŞ

O.Rüştü BAŞ

Mail: [email protected]

Zam Üstüne Zam

Çok şükür marketlerin rafları dolu; yok, yok!

Avrupa’yı bırakın okyanus ötesi ABD’de de raflar boş…

Siyaset ayağı, yani iktidar cenahı bu tespiti yaptığına göre, bize; altta kalanın canı çıksın, demekten başka bir şey kalmaz...

Nitekim altta kalanlar; Almanya, Fransa ve de ABD’de kişi başına 40 bin doların üzerinde milli gelirden pay düşerken, bizdeki rakam -nerde ise beşte biri- yani 8 bin 300 dolar!

Geri dönüp bakarsak, bizdeki marketlerin raflarının neden dolu olduğunu anlarız…

***

Geriye dönüp 60/70 yıl öncesine bakalım.

Türkiye bir süre kendi kendine yeten ülke idi, ne buğday ne de saman ithal ediyordu.

 Buzdolabı yoktu, her kapıda 2 araba iki/üç telefon yoktu.

Kendi yağımız ile kavrulup gidiyorduk.

Ah şu devletçi politika, yani kapalı ekonomi… Ülkede tarıma dayalı bir sanayi gerekliyse ki, gerekli! Bu devletin işiydi…

Özel (kimine göre güzel) sektör 1950 yılı Demokrat Parti ile iktidar oldu.

Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı Nadir Nadi’nin anlatımıyla: Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Adana seyahati sırasında, bölgenin ileri gelenlerinden Hacı Ömer Sabancı’yı da yanına alır. Cumhurbaşkanı Bayar, Hacı Ömer Sabancı’ya: “Adana’nın pamuğunu, pamuk olarak satmayalım, bir dokuma fabrikası kuralım”  der.

Nadir Nadi, Hacı Ömer Sabancı’yı, trendeki kompartımanında kara kara düşünür görür ve sorar:

“Hayırdır, neyi düşünüyorsunuz?”

“Celal Bey, benden şu kadar para ver, bir dokuma fabrikası kuralım, diyor.”

“Siz ne dediniz?

“…tamam da,  paranın faizi ne olur, onu konuşmadık.”

Devlet garantili, özel sektör yatırımı Bossa Bez Fabrikası 1951 yılında böyle kurulur.

***

“Her mahallede bir milyoner”  DP’nin önemli sloganıydı. Yukarısı milyoner sayısını artırmayı politikasının temeli yaparken, aşağısı yani, görünen köyde işler hiçte böyle değildi. Çivi yoktu, inşaat demiri karaborsa idi.

Ordu’ya 4 ton inşaat demiri tahsisi için, valinin önerisiyle demirci esnafına bir dernek kurduruldu. Derneğin başına da demirci ustası Sabri Çelebi getirildi.

Sizin anlayacağınız ilerleyen yıllarda bu sıkıntı daha da katmerleşti. Adalet Partisi Genel Başkanı, Başbakan Süleyman Demirel ülkenin “70 sente muhtaç olduğunu” söylüyordu.

***

Bugün tereklerin dolu olduğunu söylemek, ekonomik gidişin iyi olduğu anlamına gelmez.

Sakıp Sabancı’nın sözleriyle yüzde 30 fakirleşiyoruz.

Siyasetin fakirleşmesi, yozlaşma da bunun cabası…

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar