Ordu
DOLAR9.6153
EURO11.2377
ALTIN554.27
Şükrü Karaman

Şükrü Karaman

Mail: [email protected]

Zeka yoksunları…

Kısıtlamalı günlerde kendilerini kahraman edası ile sokağa atanların denetimlerde güvenlik görevlilerine söylediklerini duyunca isyan etmemek elde değil.

Bir insan nasıl bu denli embesil, şımarık, hatta hain olur. Anlamak olası değil.  Bursa’da kısıtlamaların olduğu saatlerde ticari taksinin arka koltuğuna kurulan  bir hanımefendi polisin denetimlerine yakalanıyor. İstifini hiç bozmayan şımarık kadın, gazetecilerin sorusu üzerine hava almak istediğini söylüyor ve ardından “Siz sorasınız diye sokağa çıktım” diye ekliyor.  Zeka yoksunu birinin ağzından çıkabilecek bu sözlere ne denilir, ne söylenir bilemiyorum. Televizyonlarda bir başka görüntü, polisin kollarında sarhoş adam yine aynı pişkinlikle “ size ne” diye sert çıkıyor basın emekçilerine. Gecenin ortasında İstanbul Boğazı’nın kıyılarında balık avlayandan tutun da gizlice piknik yapana kadar her türlü embesillikler mevcut.

Korona belası bir an önce defolup gitsin diye, kısıtlamalar getiriliyor, insanlar elinden geldiğince uyuyor. Ama toplumun ayrık otu, geri zekalı, psikolojik açıdan sorunlular keyfi hareket ediyor. Aslında hastalıklı bu kişileri toplum  dışlamalı, üzerlerinde baskı kurmalı. Çünkü, onların yaydığı virüsten ötürü canlar gidiyor. Zeka yoksunlarının şımarık tutumları aynı zamanda sağlık ordusunun özverili emeklerine saygısızlıktır. Bunun gibi bilemediğimiz çok sayıda nahoş görüntüler vardır eminim. Ama tümünden haberdar değiliz. Yazıklar olsun demekten başka bir şey gelmiyor elden.

 Malum, kış mevsimiyle birlikte korona vakaları ve vefat sayılarında olağanüstü artış olunca hafta sonları iki gün sokağa çıkma yasağı uygulaması yeniden başlatıldı. Nisan ayındaki kısıtlamalardan ötürü düşüş yaşanan salgında ne yazık ki ekonomi çarkının dönmesi amacıyla esnemeye gidilince tam bir patlama yaşandı. Hele tatil bölgelerinde eski tas eski hamam görüntüler işi çığırından çıkardı. Üstüne üstlük hiçbir şey olmazmış gibi sözüm ona özgürlüğünden ödün vermeyen tavırlar sürünce hasta ve yaşamını yitirenler açısından Avrupa birinciliğine oturdu Türkiye. Dünyada da kötü sıralamanın üst sıralarında yer alıyor.

Sağlık Bakanlığı, bir süre gizlediği gerçek rakamları sivil toplum örgütleri ve Türk Tabipleri Birliği’nin ısrarlı duyuruları üzerine açıklamak zorunda kaldı. Ve olayın vehameti ortaya çıktı. Bu işin hiç şakası yok. Ummadığınız bir anda, sizin, ailenizin ve tanıdıklarınızın yakasına yapışır ölümcü virüs. Çeşitli aşılar geliştirilse de önlemleri elden bırakmamak şart.

Anlaşma yapılan Çin’den aşılar daha Türkiye’ye gelmedi. Yakın bir sürede gelse bile aşılanma uzun sürecek. 50 milyon doz aşıyla, bir kişiye 2 doz yapılacağından ancak 25 milyon insan aşılanmış olacak. Oysa, ülke nüfusu 84 milyon. 6 milyon da Iraklı, Suriyeli, Afganlı ve diğer ülkeden gelen sığınmacılar dikkate alındığında 90 milyon kişiye aşı yapılması gerekiyor. Çin’den gelecek 50 milyon aşı buna yeterli değil. Türk bilim insanlarının ürettiği ve en etkili olduğu bildirilen aşıdan da az miktarda getirileceği söyleniyor.

Yeni anlaşmalar yapılıncaya ve yerli aşı geliştirilinceye dek her birey kendi önlemlerini almak ve kurallara, kısıtlamalara uymak zorunda.  Zeka yoksunlarının sorumsuz davranışları topluma örnek olmamalı. Sağ duyulu olanlar bu ucubelikleri yapmaz zaten.

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar